Cumartesi, Mart 27, 2021

 

Bu gün yine gün sabah 06'da başladı. Erken kalkmanın acayip bir güzelliği var. Güne o kadar şey sığıyor ki siz bile şaşırıyorsunuz. Saat 10 gibi yüksek lisans dersim vardı onu yaptım 12 de lisans dersim vardı onu da yaptım:) tam 6 tane ekmek pişirdim. Sonra oğluma kahve yanında yiyebileceği bir kurabiye yaptım enfes oldu bayıldı. Her şeyi de beğenmez gurme bey ama bunu beğendi.

Öğlenden sonra yine bir çocuk danışanım vardı. Hikaye şu; çocuk 4 yaşında babası 5 ay önce ani bir kalp kriziyle ölüyor aile birden büyük bir boşluğa düşüyor ve çocuk babasını hayali bir arkadaş olarak alıyor dünyasına. Bundan sonra her gün düzenli olarak babam geldi kanepede uzandı pencereyi açtı mutfağa gitti bana şunu getirdi elinde poşetleri var babamın alıyım diyor. Anne deli gibi korkmuş tabi. Normalde evlere gitmiyorum fakat yetim çocuklar için evlere hizmet veriyorum. Bu arada tüm çocuklara ücretsiz bakıyorum. Yetişebildiğim kadar. Kendime söz vermişliğim var bu konuda. Bu çocuğu evinde kendi ortamında görmek için epey yol gittim. Onunla yaklaşık bir saat süren bir oyun oynadım. Yarım saat anneyle konuştum çıktım. çocuk babanın yokluğuyla baş edecek bir yol bulmuş. O kadar da akıllı ki.Beni babasıyla tanıştırdı:( kendi adını söylemiyor sonradan kendine babasının adını koymuş, bana bundan sonra Osman diyin diyor, baş edemiyor yoklukla napsın o kadar küçük ki, annesi elbette çok endişeliydi.  Annesine her şeyin normal olduğunu korkmaması gerektiğini söyledim. 10 gün sonra yine gideceğim. Anneye bazı ödevler verdim, onu biraz rahatlattım ve  çıktım. Hala valiz hazırlamadım ben yarın İstanbul'a gidiyorum. Oradan yazabilir miyim bilmiyorum. Corona olmadan gidip gelirim inşallah:)




Cuma, Mart 26, 2021

 Ne kadar koşturmacayla geçen güzel bir gün. Sabah 6'da uyandım. 1 saat kitap okudum. 9.30'da çıktım evden. Eylül ve annesi ile kahvaltı yaptım. Dün bu gün geleceğimi söyleyince annesi ısrarla kahvaltıya gelmemi istedi. Çok güzel bir kahvaltıydı Kitabını bitirememiş biraz utangaç bir şekilde fazla tv izledim dedi. Bu hafta 2 kitap bitecek anlaştık. 3 farklı renk çorap almıştım önce sen seç dedim sonra annene bir renk seç sonra kalanda benim olsun. Ellerinde ki egzama yaraları iyileşmiş, kantaron yağlı krem iyi gelmiş çok sevindim. Oradan çıkıp alış veriş ve doğru eve yetiştim en sevdiğim, aynı zamanda dostum olan çocuk kitapları yazarı Sara Şahinkanat'ın çevrim içi söyleşisi vardı. Sadece Sara Şahinkanat değil, enfes bir ekip. Tülin Kozikoğlu, Müdiriye Yıldız Bıçakçı, Şehnaz Ceylan. Çocuk kitaplarından bebek kütüphanesine dair ne güzel bilgiler paylaşıldı. ve öğrencilere zorunlu kıldığım bu canlı yayını dinledim. Çocuk kitapları yalnızca çocuklar için değildir gerçekten de çocuk kitapları büyüklere de inanılmaz bir zenginlik, bakış açısı ruh verecektir. Kitap çocuğa ne verir? Merak, hayal, problem çözme. Bunu nasıl yapar? Kurgusuyla. Ebeveynlere diyebilirim ki;  Kitap okurken çocuğa kitabın kurgusunu bölüp matematik yapmayın, matematik öğretmek için kitabı bölmeyin fakat kitabı sevdirmek ve kurgu oluşturmak için matematiği bölün. Araştırmalar diyor ki babaların kitap okuduğu çocukların dil gelişimi daha iyi, sosyal gelişimi daha iyi. neden böyle? babalar daha az kitap okuyor çocuklara fakat annelerden daha etkili olduğu bulunmuş. Çocuk kitabı okumak nasıl bir heyecan yaratıyor bende anlatamam. Okumadığım çocuk kitabını okuyun diye tavsiye edemiyorum bir süredir. Geçen yıl bir sergi açmıştık Geçen yıl derken pandemi yılını saymadığımı fark ettim:) öğrencilerle dünya çocuk kitaplarına yolculuk. Edebiyatın En özgür Hali; Çocuk Edebiyatı diye. Serginin afişini paylaşmak geçti içimden şimdi. Bir de bugun  Minik Kafa dergisi aldım. Çocuklar için çıkarılan şahane bir dergi. Daha bebek yeni başladı yayın hayatına. Bu akşam yüksek lisans dersim bitince onu okuyacağım. Size de sevdiğim bir çocuk kitabını buraya koyuyorum. 








Hep Şule güzel şiirler paylaşıyor:) yıllar öncesinden kucağıma düştü bu dizeler.... Unutulmuş, görünce hatırlanmış, unutulmasın diye buraya alınmış olsun. Taaa 2013 yılından ne kadar eskimiş her şey. 

Haa bir de bu gün tohum grubum doğdu nur topu gibi:) toprak beni neden bu kadar heyecanlandırıyor anladım. Umut. Evet hep bir umut bırakıyor içime. Geçmeyen, eksilmeyen, artan, büyüyen, çoğalan bir umut. Geçen yaz domatesleri dağıta dağıta bitiremediğim geldi gülümsedim. Oğlum sevmiyor bu tarla, toprak işlerini. Buna rağmen geçen yıl bir gün boyunca çalıştı benim ricamla. Damlama sulama döşedi fide karıklarını açtı. Fakat bir daha da uğramadı bahçeye. Yaz boyu benim heyecanla bahçeden eve taşıdığım ürünlerle hiç ilgilenmedi bile. En son oğlum anne bu eve domates girişi ne zaman son bulacak dedi:) Kasım geldi hala eve domates geliyor kovalarla bıktım domates görmekten diye söylendi:)) ben de ona bak istikbal göklerde değil yerde dedim:) .


O zaman isimsiz şiirimize bakalım;

Hiç gelmeyeceğini bildiğim halde beklediğim insanlar. 

Sözlerini zerre bilmediğim halde içinde kendime rastladığım şarkılar var.

 Islanmaktan korkmadığım yağmurlar yağıyor.

 Altı çizili kitap cümlelerinde kendimi buldum sanırken kaybetmişliğim.

 Sabaha çıkmasını istemediğim;

 binlerce yerimden yaralanıp ölemediğim geceler var.

 Sokaklarına adım atmadığım şehirler,

içimden geçen binlerce masal var. 

25 Mart 2013


Perşembe, Mart 25, 2021

 


Bu sabah erkenden dersle başladı. Ardından kongre sunumları. İlk defa çevrimiçi bir kongre deneyimledim. Bizim oturum başlayınca teknik bir sorun çıktı bizim bildiri 3. sırada olmasına rağmen ilk sıraya alındı sorunu olan bildirinin ses düzeni düzelene kadar biz sunduk iki arkadaş korktuğum gibi olmadı. Bizim çalışmamız çok farklı bir uygulama örneğiydi." Erken Çocukluk Eğitiminde Bahçe Akademisi; Kültürlerarası İletişim İçin Bir Uygulama Örneği" cezaevinde anneleri ile kalmak zorunda olup cezaevi anaokulunda okulöncesi eğitime devam eden 2-6 yaş arasındaki çocuklarla, huzurevinde kalan yaşlılar arasında doğal yaşam becerilerini geliştirmek için, bahçe etkinlikleri yoluyla dezavantajlı durumda bulunan çocuk ve yaşlıların eğitime erişim imkân ve fırsatlarının artırılmasına ilişkin stratejiler geliştirerek, uygulamalar yapmaktı amacımız. Bu amaçla uzun zamandır devam ediyor. Bu  sürdürülebilir olması açısından da çok kıymetli. Eğitimde iyi örneklerde ödül alan bir proje. Ceza Evi anaokulunda uygulanmasının da bence apayrı bir kıymeti var. Zira o çocukların çevreyle hiçbir teması yok bu okuldan başka. Çalışmaya ceza evinde anneleriyle birlikte kalan 2-6 yaş arasında 53 çocuk ile huzur evinde kalan 52-78 yaş aralığında 34 kişi katıldı. Şimdi bitti mi? Hayır devam ediyoruz. Çocuklar değişiyor sadece...

Kongre bitti. Akşam ertelediğim dersi yaptım. Şimdi çayımı aldım. Sabah dersimi yapıp Eylül'e kahvaltıya gideceğim.

Birazdan yeni gelen kitabımı okumaya başlayacağım. Hâlbuki kağnı hızında ilerleyen kitabımı yazmaya devam etmem lazım, yoksa bitmeyecek yaza kadar... 

Not: çevrimiçi kongre hatırası olarak dursun bu fotoğraf:)

Çarşamba, Mart 24, 2021

 Sabah bir uyandım kar:) ama bazılarının fotolarını gördüm Uludağ ya da kayseri Erciyes sandım. Buradaki yalandan üzülmeyelim diye serpiştirmiş. Sabah erkenden dersim vardı mikrofon sorunu yaşadım 15 dakika bağlanmadı mikrofonla. Bir telaş arkadaşımı aradım bilgisayarcı hemen çözdü sağ olsun. En sevdiğim Çocuk edebiyatı dersi vardı. biri masal olmak üzere iki farklı hikaye okudum ders çok  keyifliydi benim için. Masal ve mutfak nasıl birleşir insanın içindeki boşluk nasıl dolar nasıl hava alır ne güzel konuştuk 3. sınıflarla. Sonra benim kongrem vardı bu gün başladı. Ona katıldım dinleyici olarak. Yarın bildirim var öğlen. Gebze'deydi kongre bazıları gitti biz uzaktan katılacağımızı bildirdik. Pişman değilim fakat yüz yüzenin tadı lezzeti yok. Yarın ilk kez uzaktan bildiri sunacağım biraz endişeliyim ya teknik bir sıkıntı çıkarsa? Bu gün oldu sabahki çağrılı konuklardan biri sadece workshop yaptı ses yok biz duyamadık teknik sorun var dediler. Kalkıp Avrupa'dan gelmiş bilim insanları sessiz sinema gibi izledik onları. Kendimi teselli ettim zaten İngilizceleri çok hızlıdır zor anlayacaktım böyle sessiz sessiz iyi oldu dedim:)

Hatice bana tohum yollamış o geldi. Ben bu yaz da hobi bahçesini kiraladım. Yine bıktırmayı düşünüyorum herkesi tohum, toprak, domates, biber diye:) 

                                     Kongre ana sayfasından bir görüntü. Çünkü elimde güzel bir kar fotosu yok:)

Salı, Mart 23, 2021

 

Bu gün hem lisans hem yüksek lisans dersim vardı. En keyiflisi yüksek lisans dersi. iki öğrenci dersi seçmiş fakat biri bıraktı kalan 1 öğrencim var  baş başa işliyoruz. Sivas ilinden katılıyor. Genç bir öğretmen. Pek mesudum:) madem online ders ne kadar keyifli hale gelebilirse o kadar çalışıyorum. Ders arasında Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu fimini izledim. Duygulandım. Daha 16 yaşında üstüne yüklenen ağır yük. 20 yaşındaymış kaçtığında. Yaşadıkları ailesi, annesinin hüznü bana çok dokundu. 50 yaşında gencecik ölmesi ise apayrı bir dram. Bir ağrı kesici krem üzerinde çalışıyorum bir de. At kestanesi topladım sonbaharda onlardan at kestanesi yağı yaptım şimdide kreminin peşine düştüm. Ne olacak benim bu kimyasal olmayan içeriklerin peşinde koşmam bilmiyorum. Bir de güneş koruyucu krem yapma araştırmasındayım kimyasal olmadan 30 faktöre kadar yapabileceğim sanırım. Yani sonunda oraya kadar geldimJ

Tam ders arasında benim yeni arkadaşım Eylül'ün annesi aradı okul kaydını bu şehre aldılar okul kitapları uymamış öğretmenini aramaya çekinmiş. Düşünsenize kadının 10 gün önce kocası ölmüş kızıyla kalakalmış ve çekinmiş öğretmenine bunu sormaya. Hemen telefonu aldım öğretmeninin aradım ilgilendim kitaplarını bulacağız halledeceğiz dedi bulamazsanız bana bilgi verin dedim. Kadın o kadar memnun oldu mahcup oldu sizi rahatsız ettim dedi. Beni her şey için rahatsız edin lütfen dedim. Bunun için telefonum var sizde.

Hayat ne tuhaf dedirtiyor bazen...

 

 




Filmden bir kare. Hüzünlü bir yaşam öyküsü

Pazartesi, Mart 22, 2021

 

Bahar yağmurlarıyla bitiyor gün. Burası bir çatı katı ve yağmuru deli gibi yaşatıyor insana.Çıtır çıtır sesler eşliğinde üniversiteden hocamın canlı yayını dinliyorum. Gün 'hayat'la' başladı ölümle bitti demek istiyorum. hayat ve ölüm ne kadarda kol kola yürüyor her yerde. Kuzenimin babası, halamın eşi, eniştem bu gün bir süredir yakalandığı kalp rahatsızlığına yenik düştü. Bu dünyadaki sınavını tamamladı. Allah ona merhametiyle muamele etsin inşallah. Bu gün İstanbul'dan Konya'ya doğru yola çıktılar. Onu bundan sonraki ebedi evine yerleştirecekler. Şimdi yanında olamayacağım onların ama mutlaka gidip anılarını ve acılarını paylaşacağım.

Okuldaydım tüm gün. Hiç dersim yoktu. Öğrencilerle online toplantı yaptık. Hepsinin ayrı ayrı kaygıları var. Haksız da değiller. Fakat bu sürece artık uyum sağlamamız lazım. En önce uyum sağlayan kazanır. Kazanmaktan kastım ise bir zafer değil. Uyum sağlayanın ilerleme hakkı olur demek istiyorum. O zaman bu süreçte hayıflanmaktan şikayet etmekten bir an önce vazgeçmeliyiz. Bu gün toplantıda öğrencilerin en önemli kaygısı sınavlardı yine. Öğrenmenin nasıl daha etkin olabileceğini bu süreçte merak eden yok. Biz çocukların öğrenme süreçlerini nasıl destekleyeceğimize yoğunlaşmalıyız oysa. 



Bu gün doktora savunmamı yapalı tam 3 yıl olmuş. Yıl dönümü fotoğraflarımı sosyal medya hesaplarım hatırlattı. Oradan buraya aldım bu fotoğrafı. Unutmayayım bu emekleri diye:)

Pazar, Mart 21, 2021

 


Üreterek geçmiş bir pazar günü. Tam 6 ekmek yaptım. + tanesi hediye gidecek. Taşta ve aşkla piştiler. Bu ekşi maya aşk işiymiş gerçekten de 4. yılım dolmasına günler kala daha iyi anlıyorum. Bu gün yine şifalı yağlardan bir içerik hazırladım yüz bakım kremi yaptım. Tüm günü bunlarla yedim bitirdim. Biraz ders hazırlığı ve yarın gidecek kargoları paketleme,  biraz okuma yaptım. Hepsi bu. Songül'e gidip ızgarada tavuk da akşam sürprizi oldu. Tüm bunları yaparken düşündüm. Neye ihtiyacım var? Daha çok şükretmeye ve dua etmeye. 

Madem şiir günüymüş. Ben de bir şiir paylaşayım o zaman;

Ben seni ilk defa Mayıs başında sevdim
Takvimler 4 ü gösteriyordu.
Türküler söylendiği gece
Bütün yasaklara, bütün olmazlara rağmen
Yüreğime ince ince sızıyordun.
İsmini özgürce haykıramazdı dudaklarım
Küçük Prens olmalıydı adın
Beklenmedik bir anda rastladığım.
Gözlerinden yakamozlar fışkırıyordu.
İlkbahar kokuyordu saçların
Ben seni bu küçük şehirde
Ayaküstü sohbetlerde sevdim
Saçların rüzgârla sevişirdi
Ben seni kısacık bir gün içinde, bir uzak yolun sonunda,
yaz mevsiminin çiçeklerle karşılandığı bir masa başında, bir tabak köfteyi paylaştığımız saatlerde
Bir avuç dolusu gözyaşını birlikte içerken sevdim
Ben seni, yüreğini avuçlarıma verip
Gözlerini kapattığında sevdim
Alnımda cehennem çizgileri çoğalırken,
Sımsıcak varlığınla bedenimi saran ateşe inat
Heyecandan titreyen yüreğinle
Sen ellerimde yeniden çiçek açarken sevdim.
Ben seni, mesai arkadaşlığı içine sıkıştırılmış hastane ziyaretlerinde sevdim
Sen her şeye inat bana yaşam oluyordun
Ben seni hasretin beni yorduğu zamanlarda
Her karşılaşmamızda gözlerinle gözlerime yazdığın “seni seviyorum” cümleleriyle sevdim
Yanından uzaklaşırken geriye dönüp dönüp bakmalarımla sevdim
Sabahlarda sevdim seni,
Akşamlarda sevdim.
Uykularımı böldüğün gecelerde
yudumladığım çaylarda sevdim.
Şiirlerde sevdim seni,
Türkülerde sevdim, şarkılarda sevdim.
Hepsi seni anlatıyor “Gidersen” diyordu
Ve sanki hepsi
Senin o tadını bildiğim
Güzel dudaklarından dökülüyordu.
Şimdi yine uzaktasın.
Zaten ben seni yokluğunla sevdim,
Ve şimdi yokluğunla çaldığın gecelerimden bana uyku borcun var.
Uykusuzum…
Dudaklarında uyut beni… 21 Mart 2013

Cumartesi, Mart 20, 2021

 İnancım odur ki dünya iyilik üzerine kuruludur, İyilik, dokunaklıdır, dokunur.

Hafta sonu simitçisi oldum. 24 saat sürdü şu gördüğünüz simitlerin bu hale gelmesi. Ekşi maya işi sabır işi. Sabır ise benim son bir kaç yıldır öğrenmeye çalıştığım fakat eskiden sabırsızlıklarım yüzünden hayattan çok gol yediğim bir konu. Hala öğreniyorum. Yolda olmak da ayrı bir güzel tabi. Simitler şahane oldu. Hemen soğumadan arkadaşlarla paylaşıldı. Bu hafta yeni bir arkadaş edindim kendime, bahsetmiştim babasını yeni kaybetmiş bir kız çocuğu. Ona gittim dertleştik. Bana dedi ki; babam için bir anı kutusu yaptım sana göstereyim mi? Göster dedim. Bir de mektup yazdım ona okuyayım mı? Boğazım düğüm düğüm oldu. Bir ayakkabı kutusunu almış babası GS li olduğu için sarı kırmızıya boyamış. İçine babasının saati, çakmağı, tespihi, anahtarlığını kimliklerini koymuş. yazdığı mektubu okumamı istedi. Okudum. Ağlamamayı diledim. Ağlamadım. Duygularını yazabilmesi, bunu paylaşabilmesi ne güzel. Acısını anlatarak azaltma çabasını gördüm. Ona aldığım kitaplardan birini bitirmiş diğerine başlamış. Kitap hakkında konuştuk. Onunla sohbet etmenin bana ne kadar iyi geldiğini düşünüyordum o anlatıyordu birden sustu ve dedi ki "benimle ilgilendiğin için teşekkür ederim. Sizinle konuşmak bana çok iyi geliyor yine gelin" o an zor tuttum kendimi. Çünkü asıl bana iyi geliyordu onunla konuşmak. fakat bunu ona anlatamazdım. Sen de bana çok iyi geliyorsun, arkadaşlığımı kabul ettiğin ve benimle kendini paylaştığın için teşekkür ederim dedim. Kara hüzünlü gözlerinden öpemeden ayrıldım. Yine geleceğim dedim. Ona ellerinde çıkmış olan egzamalar için kantaronlu krem bıraktım. Ellerine sürdüm nasıl kullanacağını anlattım.Yemesi için 2 simit, İzlemesi için bir film okuması için bir kitap bırakıp  çıktım. Sonra yürüdüm. Yürüyerek kendi çocukluğumda gezindim.... 


Cuma, Mart 19, 2021

 

Haftanın Son Günü
Bu hafta ikinci kek. Hep çocuklara yaptığım ziyaretlere kek götürüyorum bu sıralar. Bu limonlu kek de bir çocuk için yapıldı fakat asıl amaç yeni alınan kek kalıbını denemek:) 4 farklı kalıp aldım önümüzdeki haftalarda kek etkinliğim devam edecek :)

Haftanın son gününü büyük bir koşturmayla kapadım. Mutfakta ekşi mayalı hamurlar var. Simit yapılacak hafta sonuna. Ekşi mayalı simit. Burayı günlük kendimle laflamak olarak kullanmaya karar verdim. Eylül'e gittim fakat evde yoktu. Yarın yine gideceğim. Bu gün burnuma çiçek kokuları geldi hep. Güllerin arasından geçiyormuşum gibi hep. Öldüm de çiçek bahçelerinden mi geçiyorum acaba dedim... 




Perşembe, Mart 18, 2021

 




Bir süredir beni heyecanlandıran bir kaç şey var bunlardan biri bu kremler. Bu kremleri bir süredir yapıyorum ve o kadar güzel sonuçlar aldım ki. kullananlar çok memnun oldukça benim de bu şifalı yağlardan oluşan temiz içerikli kremlerle ilgili öğrenme merakım artıyor. Bir de ekşi mayalı ekmek serüvenim var ama onu başka bir gün anlatacağım. Bu kremlerden biri kantaron yağı ile yapılıyor. Doğanın en şifalı çiçeği kantaron ve zeytinyağı ile buluşunca şifası katlanıyor. Bunu keşfedeli 3 yıl oldu. Her yaz haziran-Temmuz aylarında çıkan bu çiçeği toplayıp zeytinyağı ile buluşturuyorum. 40 gün güneşin ışınlarına maruz bırakıp şifasını taçlandırıp sonra o yağdan şifalı tertemiz  kremler yapıyorum. Bu hafta bu güzel 2 çeşit olarak ürettiğim kreme bir üçüncü çeşidini ekledim. üretmenin lezzetini aldıktan sonra tekrar eskisi gibi olamıyor insan. İnsan ürettikçe üretesim geliyor. Bu gün iki güzel kız çocuğu için bu şifalı yağları çantama koydum. Birinin ellerindeki yaralara, diğerinin ameliyat yaraları için ayaklarına şifa olsun diye...

Şimdi bir süredir devam eden online derslerime dönüyorum. Hiç sevmemiş olsam da bu uzaktan eğitim modelini en iyisini yapabileceğim şekle nasıl dönüştürebilirimin derdindeyim.

Salı, Mart 16, 2021

 



Dün sabah yaptığım elmalı, cevizli tarçınlı keki akşamına babasını kaybedeli henüz bir hafta olmuş bir çocuğa götürdüm. Onunla tanıştım. Acısını dinlerken ağladım. Onu teselli edecek sözlerim yoktu fakat onu anladığımı, ona duygudaşlık yapmak istediğimi anlatacak çok şeyim vardı. pandemi yüzünden ona sarılamadım. Ona sımsıkı sarılıp acını birlikte hafifletelim diyemedim ama ona kitap aldım bu kitapları okuyunca seninle konuşmayı çok isterim dedim. Yine geleceğim yine görmek isterim seni dedim. O da bana ben de çok isterim dedi. Hayatın onun küçücük omuzlarına yüklediği bu ağır yükü birlikte hafifletebilir daha taşınabilir kılarız belki diye düşünerek ayrıldım yanından... 

Pazartesi, Mart 15, 2021

                                                                            Yeni Bir Hafta


 Güzel bir müzikle başlasın hafta. Çünkü hayat hepimiz için zorluklar taşıyor. Mutfakta elmalı tarçınlı kek kokusu yayılmaya başladı. Bu gün o keki henüz babasını kaybedeli 1 hafta olmuş bir çocuğa götüreceğim. babasının acısını unutturamaz elbette ama belki elmalı bir kek, ekşi mayalı bir ekmek ve bir kitapla  acısını paylaşabileceğim bir kaç saat verebilir umuduyla. Bu güzel müziği hissedin...


Cumartesi, Mart 13, 2021

 Bir Yaşamın Ardından bakmak

Bugün bir arkadaşımın ölen annesini evine gidip ondan geriye kalan eşyaları bir spotçuya verdik. Geride yaşanmış koskoca 75 yıllık bir ömrün izlerini taşıyan evin içinde neredeyse bir yarım gün geçirdim. Kendi yaşamımı düşündüm. Bu gün ölsem dedim geriye benden kalacak eşyaların yarım günlük bir hikayesi olacak. Benim yakınlarım ve spotçu arasında geçen en fazla 15 dakika süren bir pazarlık ardından anılarım bir kamyonetin kasasına doldurulacak. Geriye kalan o eşyalar artık bir ruh taşımayacağı için, beni hiç tanımayan insanların kullanımına sunulacak. Çok hüzünlü geldi bu bana.  Bu fotoğrafı o evin penceresinden çektim. 

 Geri dönmek istiyorum  postu :))

Bu gece burada anılara koştum. Şule'nin yazısının yüzünden oldu her şey. Onu kıskanıp buralara geri gelmeye karar verdim. O yüzden de bu yola koyulmuş fotoğrafımı koydum:) Zaman hakkını mutlaka alıyor bizden.