
Kumral ada-Mavi Tuna, iç savaşın içimizde ve dışımızda, bireysel ve toplumsal olarak yarattığı yangınları umutsuz bir aşk üçgeni ekseninde anlatan sarsıcı bir roman.
kitaptan alıntılar;
sevdiğim, tutkuyla bağlandığıminsanlar illede yanımda yaşasınlar, ya da benim bir şeylerim olsunlar istemedim hiç.. bu bana o kadar yakın geldi ki...ve benim için önemli olan....onun beni sevdiğini bilmekti daha fazlasını hiç istemedim. sanırım herkesin bir sevme tarzı vardı ve benimki de buydu"
Kadındaki sezgi ışık hızındaydı. "En çok gizlenmesi gereken sır, bazen meydanlarda açıklanır" dedi. "Nasıl yani?" dedim, bir sırrın ipucunu ister gibi. Kadın, "Kör gözünle gördüğün düş, gören gözlerle gördüğün gerçeklerden çok daha anlamlıdır" dedi ve beni gizli bir dehlizin içine itekledi.
"sen hiç kimsenin olamayacağı kadar çok şeyimsin benim"
"sanmak ile olmak arasındaki uçurumdan hep nefret ettim!
sanmak içinde umutlar,düşler ve heyecanlar vaad eden çok boyutlu bir kavramken,olmak gerçeğin sert,kalın,köşeli ve katı üç boyutunu taşır yalnızca Ne mutludur o, oluşlarının içine sanışlarını da katmayı başaran insanlara..."
En acıtıcı yara, asıl yanılanın insanın kendisi olduğunu anlamasıdır. İzi hiç silinmeyen tek yara, kendine ihanet eden bilinç tarafından karartılmıştır! "
"Birisini sevmekle gelen o inanılmaz hoşgörünün gücü azaldığında, ayrıntılar bile batar insana..."
Kendi inşa ettiğimiz hapishanelerde yaşıyoruz - adına ev, aile, akrabalar, töreler diyerek... Sonra bu duvarların arasında boğulup, çıldırıyor, ama yıkılmasın diye de uğruna hayatımızı siper ediyoruz."
Kumral Ada ~ Mavi Tuna, yanılsama ile gerçekliğin kolaylıkla yer değiştirebildiğini, bize bir iç yolculukla, bir iç savaş fonunda anlatan bir romandır. Bu yolculuğa paralel kurguyla eşlik eden geri dönüşler (flash back) bize karakterler hakkında gereken ipuçlarını sunmaktadır. Bu romanın, 'Gerçek bazan o kadar inanılmazdır ki, kişi onu bilmekten kaçar' dediğini düşünmek yeterli olur. Tuna, kuru akil ve mantikla başarılı ve güçlü olmak formülü diretilen erkek-insan modeline karşı çıkmaktadır. Asıl cesaretin yüreğin sesini boğmayan bir akıl ile sağduyuyu boğmayan bir mantık olduğuna inanır. Duygunun ve insanlığın cinsiyeti olmadığına inanan bu yeni yüzyıl erkek modelini romanda destekleyen kadın karakter Ada'dır.
Hayatımın kitaplarını listelemeye kalksaydım eğer, roman sıralamasının birinci kitabı kesinlikle bu olurdu!
içeriğiyle yok böyle bir kitap dedirten,bir sakız markasının bu kadar ince bir sevginin baş sözlerinden biri olmasıyla beni vurmuş kitap...
dünyadaki herkes bana ihanet etse, herkes birbirine yalan söylese ve dahi galaksilerarası kolektif bir depresyon yaşansa ve herkez yere düşse de ben ayakta kalabilirim çünkü benim mabelim var" sözlerinden sonra keşke benim de bir mabelim olsa dedirten bir kitap..
hayatımda hiç onun kadar kumral bir şey görmemiştim."
gibi yalın, basit ama etkileyici cümlelerle dolu olan kitaptır. olayları fazla dramatikleştirmeden de hüzünlü bir kitap yazılabileceğini göstermiştir. bastan sona hüzün kokar. Biraz kumral, biraz mavi...





