Cumartesi, Ekim 04, 2008

Döneceğim


Bayram tatilinde Ankara'daydım, Arzu taşındığı için ona yardıma geleceğime söz vermiştim ve gittim, fotoğraf makinam çantamda olmasına karşılık bir kez olsun çıkarıp çekmek gelmedi içimden nedense. Böyle zamanlarıda olabilir insanların diyerek kendime hiç de kızmıyorum aksine büyük bir hoşgörü duyuyorum kendi kendime...
eşyaları yerleştirip, elimize limonlu çaylarımızı alıp, kalanlar için plan yapmaya oturduğumuz bir akşam "geçen yıl bu zamanlar nasıl da yazıyordum heyecanla" diye düşünürken, sevgili Sema'nın yorumuyla karşılaştım; "Geçen sene bu zamanlar ne kadar yoğun yazardın hatırlar mısın? Hem de öyle anı manı değil, duygularını cımbızla çeker alırdın yüreğindeki tostopak olmuş duygu yumağından ve incecik birini koyar önüne yazar dururdun. Sana bir haller oldu.:) Koptun sanki içindeki 'sen'den. Ben kanatlarını çırpa çırpa dönüp duran kelebeği değil, kendini dinleyen ve duyduklarını bizlerle paylaşan kelebeği özlemişim sanırım.:) Yaz be kelebekciğim, yaz artık! Özledim diyorum anla işte.;-))" diyordu, özlenmek ve bunu bilmek güzel hoş bir lezzet bıraktı zihnimde, şimdi bu hem ona hem de neden yazamadığıma kısa bir not olsun diye yazılan bir post olacak sanırım.
16 Eylül'de psikiatriste gittim, aslında kendimi çok da kötü hissediyor falan değildim, dikkat dağınıklığım var ve içimdeki savaş bitmiyor diyeydi, çok hoş geçen sohbetin ardından bana bir antidepresan verdi ve onuda şöyle açıkladı; "karlı ve tipili bir hava düşün, öyle bir havada bu ilaç sana atkı, şapka, eldiven, kaban görevi görecek, karlı ve tipili hava bir süre daha devam edecek biz bu hava şartlarına müdahele edemeyiz ama seni daha sıkı giydirerek koruyabiliriz, sen şimdi böyle bir havada asklı elbise ile dolaşıyorsun" söyledikleri çok düşündürdü beni. Sonrada verdiği ilacı aldım ve içmeye başladım, bir süre devam eden yan etkileri dışında aslında genel olarak iyiyim, yazmaya ara verdiğim falan da yok elbet, ancak belki daha yavaş hareket ettiğimi hissediyor gibiyim hepsi bu. Eski coşkulu yazdığım zamanları da özlüyorum elbet ama sakin ve yavaş bir şekilde akıyor şimdilik hayat, ders çalışıyorum, okula gidiyorum, ders hazırlıklarımı tamamlıyorum, oğlumla vakit geçiriyorum, evimi yeniden düzenliyorum, yazılanları okuyorum, bana ihtiyacı olan arkadaşlarımın yanında olmaya çalışıyor, yeni şeyler öğreniyorum, güzel kitaplar okuyor ve gelecek için güzel planlar yapıyor, yakında gireceğim ingilizce sınavına hazırlanmaya çalışıyorum.
Yeniden yazacağım günleri, yeniden coşkuyla her gördüğümü fotoğraflayacağım anları, tüm hissettiklerimi paylaşma telaşı duyacağım zamanları bekliyorum... Zihnimin daha berrak hale gelmesini bekliyorum... Usul usul geleceğini haber veren bahar güneşi gibi...
Bir yandan da;"görülmeyeni hayal edebilir, bilinmeyeni tahmin edebiliriz" diyen yazara gülümsüyorum.