Pazar, Aralık 12, 2021

 Oğlum bir süredir İstanbul'daydı, beklemiyordum, sürpriz yaptı geldi perşembe akşamından. Ama yatağı hala gelmediğinden aaa nerede benim yatağım dedi:)) belki de firma yollamaz senin yatağı fiyat artışından dolayı dedim. Şimdilik kanepede uyuyor. Umarım gelir yakın zamanda diyerek bekliyoruz. Cuma günü .taa 20 yıl öncesinden bir öğrencim -şimdi öğretmen artık- arayıp uzun zamandır beni ziyarete gelmek istediğini söyledi. Şu gün mü geleyim bu gün mü derken cuma sabah kahvaltısı için dışarıda buluşmaya karar verdik. 20 yıl öncesinde nasıl bir öğretmenmişim onu dinledim uzun saatler, şunu duymak çok güzeldi "bazen sınıfta ders anlatırken içimden bir Nuran çıktığını farkediyorum" çok hoşuma gitti bu, demek ki birileri var ilham verdiğim dedim. diyetimi bozmadan yalnızca peynir-zeytin ve yumurta yiyerek sonlandırdığım için kahvaltıyı ayrıca memnun oldum. kahvaltıda çiçek sepeti aradı, doktoradan sınıf arkadaşımdan çok güzel bir çiçek geldi. Bitmeyen doçentlik kutlaması oldu benimki gerçekten de. 

 Pazar günü için başka bir kahvaltıya davetliydim. Bu sabah erkenden uyandım, ekmekleri pişirdim, mor ekmeklerimizi alıp sıcak sıcak oğlumla birlikte bir pazar kahvaltısına arkadaşımıza gittik ve elbette diyeti bozdum ben:) şahane bir sohbetli kahvaltı yaptık. Her şeyden yedim, börek, simit, poğaça hariç:) ardından  Eylül'e gittim. Bu hafta onu matematikten özel derse başlattım. Geçen hafta okuluna gittim bütün öğretmenleriyle görüştüm bir tek matematikten çok eksiği olduğunu söyledi öğretmeni. Türkçe öğretmeni şahane şeyler söyledi mesela, o kadar güzel kitap okuyor ki tabi yansıdı dersine ama matematik eksiğimiz maalesef çok fazla. Okulda ilginç birşey oldu öğretmenleri nedne onunla ilgilendiğimi akrabalık bağımın olup olmadığını sordular haklı olarak dikkat çektim. Akrabalık bağım yok dedim, izah etmeye çalıştım. Bir öğretmeni dedi ki "sizi aile sosyal politikalar müdürlüğündne mi görevlendirdiler?" o kadar anormal geliyor ki demek bir çocukla akrabalık bağı olmaksızın yakından ilgilenmek. Ben de buna şaşırdım. 

 Geçen hafta dershaneye başlamıştı Eylül aslında ama baktım dershane hızı ona göre değil, gidip kendi sınıfının altında matematik kitapları aldım onları bile çözmekte zorlanıyor, hemen bugün özel derse başladık ama öğrenmeye hevesli bıkkın değil meraklı dedi öğretmeni çok sevindim. Ben öğrenemem matematiği diye korkuyordu, ilk derste yendi onu da. Bakalım nasıl gidecek bu süreç. Sonra eve geldim hemen yürüyüşe çıktım 1.5 saat yürüdüm hava da nefisti, kahvaltıda yediğim sucukları, zeytinleri, peynirleri bir de kurabiye vardı, düşünerek:)) yürüyüş benim vicdanımı rahatlattı en azından. Eve gelip atıştırmalık kraker yaptım, ardından 10 kavanoz kantaron yağlı kremlerimden yaptım. Haftaya Malatya'ya gidecekler. Asıl yapmam gerekenleri ellemeden bambaşka şeyler yaparak yedim bitirdim hafta sonunu, oysa sınav kağıdı okumalıydım:)) olsun onları da okurum. Gelsin pazartesiler, salılar o zaman....

                                                                mor pancarın ekşi mayalı siyezli ekmeği

                                        pazar gibi pazar hissi uyandıran kahvaltı masası


                                            mucizevi şifa kaynağı kantaron yağlı kremler



Pazar, Aralık 05, 2021





Dün akşamüzeri uzun zamandan sonra arkadaşlarımla ev buluşması yaptık. Bal kabaklı kek ve istek üzerine kısır yaptım ben kızlarda çeşitli salatalar yapıp getirdiler. Masanın etrafında hoş bir sohbet ortamı oluştu. Uzun zaman oldu evde kimseyi misafir etmemişim. Neredeyse unutmuşum misafir ağırlamayı. Ne bitmez bir pandemiymiş. Özlemişiz birbirimizi. Pek keyifliydik. Ülkenin ekonomik durumundan, fırsatçı esnaflardan konuştuk. Benim gibi ekonomiden anlamayan biri için bile her şey çok açık ve can sıkıcıydı. En komiği ise; geçen haftalarda yetim çocuklar için bot kampanyası yapmıştık. Amerika'da yaşayan kız kardeşim aradı ben de katılayım bir miktar dedi, 25 bot olsun bizden ben 100 dolar yolluyorum dedi. Dolar o zaman 10 tabi, western union ile yolluyoruz dedi. Ertesi gün bu western union kodunu bana yolladılar ama öyle aksilikler oldu ki para 4 günde gelebildi. Sonra benim en yoğun günümdü bankaya gidemedim, hafta sonu girdi pazartesi oldu derken bizim bin tl olarak yola çıkan 100 dolar bir hafta içinde 1350 tl olarak geldiJ) cidden komik. Hikâyeler bitmiyor tabi bununla. Uzun zamandır oğlumun yatağını değiştirmek istiyordum, tek kişilik yatağa sığamadığını söyleyip duruyordu, geçen ay yatağın kasasını İkea'dan aldım, yatağını da 22 Kasım'da sipariş verdim ama 24 gün sürüyormuş gelmesi. Zaten acelem yok oğlum epey bir süre daha İstanbul'da o gelene kadar gelir dedim. Kasa geldi kuruldu geçenler. Cuma günü yatak aldığım firmayı bir arayayım dedim acaba ne durumda siparişim diye. Daha zaman var üretiliyor dedi. Peki dedim. Dün sabah ise sayfaya girdim ben siparişimde bir güncelleme var mı diye. Siteye dönüp bakıyorum, aldığım fiyata bakmak için siparişlerime giriyorum bakıyorum, geri dönüp bir daha bakıyorum çünkü inanamıyorum. Ben 1,385 tl ödemişim, henüz gelmedi bile 2 hafta olmuş tam. Bu gün fiyat 2,585tl. Ben yok artık diyorum herkes şaşırmış durumda. Üreticiler acaba fırsatçılık mı yapıyor diye düşünmeye başladım. Dönüp bu sefer yatak kasasına baktım onun da fiyatı değişmiş ama en azından o %10 değişmişti. Zihnim bunları unutmak istercesine başka başka şeylere daldı akşam.



Sabah dilimde bir şiirle uyandım. Bir babanın doğacak çocuğunu beklerken yazmaya başladığı ve oğlu Ege doğduktan sonra tamamladığı şiiri.. Şair bir doktor, ilk şiir kitabına denk geldiğimde çok ama çok etkilenmiş ve sohbet etme fırsatı bulmuştum kendisiyle. Birkaç yıl önce kansere yenik düştüğünü öğrendiğimde çok üzülmüştüm... Bu şiire denk geldiğimde yıl 2004'du sanıyorum. Oğlu o zaman çocuktu. Bir babanın oğlunu beklerken yazdığı bir şiir... Onu rahmetle anmak istiyorum bu şiiriyle.

Ege'ye

önce adın bulundu

sonra rengi sipariş edildi gözlerinin

özlemler kayboldu

ve sen...

mayıs'ta saklanan

bir bahar gecesiydi

geldiğinde

zaman uzun fulelerle yürürken

sabaha doğru

biz seni bekliyorduk.

içimizi dolduracak bir mutluluğun

yerini boşaltıyorduk.

sana sinema afişlerinden yalanlar

ve dalgaların sahile anlattığı masallar

biriktirmiştim

kavanozlarda

bir de gülümsemeler

dudak acısı.

doğduğunda

altın saçlı

deniz gözlü

bir yangındın sen

ve seyir akıyordu gözlerimden.

sen'im...

hiç 'sen yokken'im olmadı

sen gelmeden önce

yokluğun vardı...

İrfan Öztürk



kızlardan biri hepimize yeni yıl hediyesi olarak peçete halkaları yapmış getirdi, yoksa ben hayatta beceremem bu peçete halkası yerleştirmeyi felan. gelir gelmez hadi takalım dedik:))



Çarşamba, Aralık 01, 2021

 Bu gün kışın ilk günü resmen. Ama burada hava bahardan kalmaydı. Öğlene kadar evde temizlik yaptım. Öğlen çıktım evden pazara uğradım roka-marul-yeşillik aldım, markete gittim o korkunç fiyat değişimlerine bir kez daha tanık oldum ve doğru okula gittim. Bizde sınav haftası ders yok. Sınav kağıtlarımı aldım hemen arkadaşımı aradım bu güzel havayı kaçırmasak biraz yürüsek kampüste diye. Ona ekmek yapmıştım onu vermeyi de bahane ederek.  İndik yürüyüş yoluna, 45 dakika kadar yürüdük. nasıl güzel bir güneş vardı, nasıl ışıl ışıldı her yer. Bolca fotoğraf çektim. Ormanın ortasında bir kediye bile rastladık.Şaşırdım acaba burada ne yer ne içer bu arkadaş dedim, Tuba, o geziyordur fakülte kantinlerini dedi. Okuldan çıktığımda güneş batmamıştı bile balıkçıya gittim hamsi ızgara yaptırdım, geceden Eylül'ün annesini aramıştım yarın akşama salata yap balıkları alıp geliyorum demiştim. Akşam üçümüz güzel bir akşam sohbeti yaptık. Babam böyle hamsi ızgara yaptırır getirirdi bazı akşamlar bize dedi, ne güzel seviyordun demek ki diyebildim. Bazı zamanlar bir şey denmiyor... Ya da ne dense olmuyor...

Çay içerken canım tahin helvası istedi ama artık sanırım isteğimle kendime hayır demem arasında 30 saniye geçiyor. Terbiye ettim sanki irademi :) Artık diyette değil de hep böyle yaşayacakmışım gibi gelmeye başladı. 10 kilo verdim ama hala daha bir 5 kilo daha var hedefime. Ama 2 kilo daha verdiğimde makarna partisi yapacağım diyetisyenim söz verdi bana izin verecek:)))

Dün ekmek pişirme günü ilan etmiştim 8 ekmek pişirdim 8 ayrı kişiye hediye gitti, ama bir daha bu kadar çok ekmeği bir güne sığdırmayacağım. Mutfakta buharlaşıyordum az daha:)

Şimdi bir yüksek lisans tezi ve bir makale hakemliğim beni bekliyor. Sınav kağıtlarını henüz görmek istemiyorum:)