MERAK
Çocukken merak ederdim
Işıkları yanan evlerde neler yaşandığını,
Büyüdüm,
artık biliyorum, o ışıkların neler dediğni.
Sabır kelimesiyle geçinemezdim çocukken,
Büyüdüm, yine aram yok, sevmiyorum o kelimeyi!
Ama öğreniyorum sabretmeyi,
En çok özlemeyi bildiğimi sanıyordum,
Yanılmışım, kırk yaşında anlıyorum!
Yeniden öğretiyorum kendime yanılgılarımı.
Avaz avaz suskunluklarla…
Hepimiz birbirimize görünmez iplerle bağlıyız. O zaman hepimiz birbirimizden sorumluyuz.
Perşembe, Ağustos 16, 2012
Pazartesi, Ağustos 13, 2012
Özlem
Uzak mesafelere özlem taşıyorum sırtımda,
Ağır yüklerin kasırgası gibi boynumda.
Sense, uzak bir ihtimal gibi duruyorsun karşımda.
Sözcüklerini ve sesini esirgeyerek bakarken bana,
Bir portakal çiçeği kokusu yayılıyor etrafa,
Uzak ihtimaller arasından fırlayan sabırsız bir çocuk kalbi gibi telaşlı, ürkek, çekingen bir sesle kapatıyorum kapılarını şehrin.
Bir misafir edasıyla yer alırken yanında,
Koşuyorum şehirlerarası yollarda.
Yeniden, özenle seçilmiş cümlelerden bir demet yapıp oyalarken kalbimi, dokunamıyorum bile yalnızlığına!
Yaz biterken
Yoksa kim anlayacak susarak içten söylediklerimi?
Çabuk iyileş!
Bulutsuz özgürlüğüm, çocuksu sevinçlerimi öldürme! 11 Ağustos 2012
Cuma, Ağustos 03, 2012
Aşkla ektiğim bahçem
Yaşamında, yürüyüp yürüyüp, bir an durunca,
çevrene bakıp göreceksin ki, yürüyüşüne şu ya da bu
noktada katılmış, bir süre seninle birlikte yürümüş
kişilerden hiçbiri yok yanında:-
Sen, bir an, "Buradayım" demek için durunca,
onlar, artık, "orada" olacaklar - "buradayım artık" bile
demeyecekler sana, "orada"larından seslenerek...
"Burada"nda kimse bulunmayacak
- "orada"ndan da kimse seslenmeyecek sana...
oruç Aruoba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
