Cumartesi, Haziran 26, 2021



Altın Orta

Bu sabah üniversite sınavında görevliydim. Sınavdan erken çıkan bir öğrencinin soru kitapçığını karıştırdım. özellikle Türkçe soruları hoşuma gitti. Ezberden uzak kitap okuyan,düşünen, analiz eden gençlerin hepsinin yapacağı türden sorulardı. Sorulardan birinde Aristoteles'in Altın orta felsefesini sormuştu. Çok hoşuma gitti gelince İnternet araştırıp okudum. Ama sürekli bir Altın Oran diyesim geliyor yine de. Unutmamak için de buraya almaya karar verdim. Benim aşırılaşmaya yatkın bir iklimim var belki de ondan bu altın orta konusunu epe bir didiklemiş olmam.




"Altın orta, Aristoteles’in erdem anlayışının özetidir. Ona göre erdem, ortada olandır. Erdemli eylem, her zaman pratik bilgelik sahibi olan bir kişinin seçeceği türden bir araçtır.

Ona göre her insanın her eyleminin muhakkak bir amacı vardır. Herkes bu amacı gerçekleştirmek için donatılmıştır. Örneğin insanın dünyasında belli noktalarda acıdan kaçınmak ve kendini hazza yöneltmek vardır. Bu bağlamda, ona göre aşırılıkların karşısında yer almak gereklidir. Yani acıdan kaçınmak ve hazza yönelmek gibi durumlarda, orta noktada durmak en iyisidir.

Bu açıdan bakıldığında altın orta anlayışına binaen günümüz tüketim toplumu, aşırılıklardan ve eksikliklerden kaçınma, ortada bulunma konusunda Aristoteles’e kulak vermek durumunda görünmektedir.

Aristoteles’in takipçileri; erdemi, kişinin kendi karakterinde beslediği bir tür denge gibi, iyi huylar olarak düşünürler. Esas fikir, “ne çok fazla” ya da “ne çok az” yerine, “tam da olması gerektiği kadar” düşüncesinin karakterimizde ön plana çıkartılmasıdır, böylece yaptıklarımız ve bunlara olan tepkiler iki uç nokta arasına isabet edecektir: Altın orta.

Aristoteles “Nikomakhos’a Etik” eserinde altın orta için şu şekilde konuşmuştur:

“Her şeyden kaçan, korkan ve hiçbir şeye dayanamayan korkaktır. Hiçbir şeyden hiçbir şekilde korkmayan, her şeyin üzerine giden ise cüretli olur. Aynı şekilde her hazzı tadan, hiçbirinden uzak kalmayan haz düşkünü ve yabani gibi bunların hepsinden kaçan ise duygusuz olur.”


Ölçülülük, Altın Orta mıdır?

Altın Orta öğretisinin bir ölçülülük önerisi olduğuna dair yaygın bir yanlış yorum vardır.

Orta her zaman iki uç davranış arasında olduğu için, Aristoteles her şeyde ölçülülüğü savunuyormuş gibi görünür. Ne var ki orta, sırf ötesine geçen ile gerisinde kalan arasında olduğu için, bundan erdemli kişinin her zaman ölçülü hareket ettiği sonucu çıkmaz.

Örneğin bir çocuğa saldıran birini görseniz, ölçülü bir tepki açıkçası uygunsuz olur. Aristoteles’in teorisi, bu koşullarda saldırganca bir müdahaleyi herhalde destekler. Böyle bir davranış, kayıtsızlık ile intikamın şiddet uçları arasında olurdu.

Felsefede Altın Orta Örnekleri


· Cesaret erdemi, iki kötülüğün arasında durur: Yetersiz cesaret korkaklıktır; aşırı cesaret gözü karalıktır."

 

 


Bu cuma kendime felekten bir gün çaldım. Bağ bahçe, kiraz ve erik ağaçları arasında bir yarım gün geçirdim...


Pazar, Haziran 20, 2021

 Cumartesi sabah 6 da uyanıp oturdum çalışmaya başladım. Epey yol adlım 4 saat kadar çalıştım sonra kalktım bir hızla nevresimlerimi değiştirdim, çamaşır yıkadım, astım, evi süpürdüm sildim, toz aldım bu da bir 2.5 saatimi aldı. Tekrar oturdum pc başına sakat ayağımı uzattım sınav sorularını hazırladım sisteme yükledim. Haftaya bizim final haftası artık dersler bitti.Tam son sınavı da yükledim annem aradı beni hastaneden çıkarıyorlarmış gel al beni dedi:) hemen giyinip çıktım evden gittim annemi hastaneden çıkardım. Eve getirdim baktım çok iyi. Sen dedim evde kal dinlen şimdi benim biraz işim var dışarı çıkacağım.  Uzun yıllardır görmediğim ama birlikte çok güzel yılları paylaştığım artık Çanakkale'de yaşayan arkadaşım geldi. Onunla buluştum 3 saat geçirdik birlikte. Ne çok özlemişim Açık havada bir restoranın bahçesinde çay içip yemek yiyerek eski yılları hatırlayarak yad ederek ve ayaklarımı uzatarak... eve döndüm baktım annem pek iyi hadi dedim seninle bahçeye gidip bakalım küsmüştüm ama ne durumdalar görelim fideler. Hava kararmasına 45 dakika kadar ancak vardı hemen bahçeye gittik baktım benim güzel fidelerime bir şey olmamış hepsi yerinde huzurlu ve mutlular. Bahçede bir yarım saat kadar ot yolduk annemle baktım annem iyileşmiş otları yolda pancar yapraklarını kopardı ben bunlardan boranı yapacağım dedi:) iyileşmiş dedim kardeşim arayınca akşam. 

Pazar sabahı 8 de uyandım, musluğu açtım suyumuz bitmiş:) kartlı sisteme alışamadım, kartı aldım hemen evin yakınlarındaki  matiklerden su yüklemeye gittim dönüşte fırından simit poğaça aldım geldim annem kahvaltı hazırlamış balkonda kahvaltı yaptık. Ablam aradı o arada birlikte annemin babalar gününü kutladık:) annem babam biz çok küçükken ölünce hepimize babalık da yaptı diye her sene babalar gününü kutlu olsun anne deriz. Özellikle en küçük kız kardeşim babam öldüğünde 11 yaşındaydı. Babam ölünce annem 4 kızıyla İstanbul gibi bir yerde yalnız başına yaşadı. Bence annemin öyküsü bir başarı öyküsü ama o uzun bir konu burası şimdi uygun değil...

Tüm pazar günümü çalışarak geçirdim neredeyse. Perşembe günü öğretmenlere vereceğim bir çevrimiçi eğitimin hazırlığını yaptım. Kitap bölümüm neredeyse bitti çok şükür. Birinci sınıflarla yarım saatlik bir sınav öncesi soru cevap toplantısı bile yaptım.  Annemi gönülledim aralarda da:) hastaneden çıktı ama herkese tüm gün telefonda cuma günü gene çağırdı doktor beni diyor:)) sevinçle anlatıyor:) cuma yeniden gideceği için yeniden çok mutlu:))




                         Babamla olan bir kaç fotoğrafımdan biri. Onu kaybettiğimde 19 yaşındaydım. O kadar az anımızı var ki... Çocukluğumun en önemli 6 yılı onsuz geçti çünkü....Fakat buna rağmen çoğu zaman olsaydı keşke şöyle olurdu belki derken yakalıyorum kendimi

Cuma, Haziran 18, 2021

 Bence bir güne sığabilecek en fazla işi yaptım. Sabah saat 7 olmadan uyandım. Gece yatmadan kek pişirmiştim Eylül'e giderken götürmek için ama kalıptan çıkarmamıştım soğumasını beklemeden uyumuştum gece yarım olduğu için. Önce keki kalıptan çıkardım şahane bir şekilde çıktı. Sabah erkenden elma sirkeli soğuk suyumu içtim (bir süredir kalkınca sirkeli su içmeye gayret ediyorum bilmem faydası oluyor mu ama içiyorum) üzerimi giyindm, hazırlandım saat 8 gibi hemen pc başına oturdum saat 9 a kadar sınav sorusu seçtim soru havuzundan. Dün gecedne hazırladığım kargoları alıp evden çıktım. Önce kargoya gittim İstanbul'a güneş kremlerimi yolladım. 

Geçen aylardan birinde milli eğitimin Bilimsel Okur Yazarlık Atölyesi kapsamında bir makalemle liseli gençlerin çevrim içi eğitimine konuk olmuştum dün gecedne arayıp Vali bir tören yapacak size teşekkür belgesi ve kitap hediye edecek dediler saat 10.30'da  kütüphanede olacaktı tören. Törene daha 40 dakika vardı. Hemen bir kuruyemişçinin önünde durdum güzel bir kuruyemişli lokumlu kutu yaptım pazartesi yüksek lisans tezini savunan yakın arkadaşımın iş yerine onu kutlamaya gittim. Yanında da güneş kremim ve yeni yaptığım sabunumla:) o 40 dakikamı da böylece değerlendirdim çay içtik tez savunmasını konuştuk. İklim değişikliği konusunda şahane bir tez yazdı. Tören alanına doğru yola koyulmuştum ki etkinliği yapan arkadaşım aradı vali gecikecek acele etme diye:) dün geceden de ona takılmıştım ne yapacağız bu törende ne gerek vardı diye, o da çok espirilidir, Vali ile ata bineceksiniz demişti:) ben de madem tören sarktı markete uğrayayım dedim, alış veriş yapıp tören yerşne gittim tabi vali 55 dakika rötarla geldi ama şikayet etmedim zira kütüphanede harika kitapları inceleme şansım oldu. Bu kütüphaneyi çok seviyorum doktora yeterlik sürecinde 1 ay düzenli olarak bu kütüphanede ders çalışmıştım 8-5 hemde:) renki güzel bir yer ve şahane çocuk kitapları var. Vali bu ilde okumayı artırmak için çok emek verdi. İsteyen her çocuğa pandemi döneminde kitapları ücretsiz kargo ile bedava yolladı. Tek şart sisteme üye olmak ve aldığı kitabı sisteme okuduğunu ispatlayan soruların olduğu forma yazmak. Ardından listelenen kitaplar arasında istediği kitabı işaretlemek ve kargosunu beklemek. Törende bu okumada en çok kitap okuyan çocuklara ödül verildi. Vali bizi de düşünmüş tam 5 kitap ve bir teşekkür belgesi. Fakat oradaki arkadaşlar bana daha fazlasını da sundu ben oradan 19+4 kitapla ayrıldım:) 19 u bana 3 ü Eylül'e 1 ' ise Mubin'e. Tören bitince fotoğraflar çekilince ayrıldım. Törenin haberi ve fotoları burada 

oradan hemen geçen gün gardrop ve yatak aldığımız Afganlı aileye gittim. Yatak için nevresimleri yokmuş evden bir takım nevresim kaptım, bir masa lazımmış, onu ayarladım kütüphaneden rica edip aldığım kitaplarla yola koyuldum. Onunla biraz sohbet ettim bana babasını ve savaşta ölen dayısını anlattı. Dünkü alışverişte alınan kıyafetleri (ben ayağımdan dolayı gidememiştim alışverişe ) "Ülkemi özlüyorum ama ölmek de istemiyorum" ne hüzünlü hayatlar. Ardından aynı süratle hastanede yatan annemi ziyarete gidecektim ancak çok acıktığımı ve kahvaltı yapmadığımı fark ettim canım döner istedi saat 2 olmuştu annemi aradım döner ister misin dedim isterim demedi ama anladım ben istedi:) aldım paket yaptırdım hastaneye gittim. Ben orda annemle sohbet ederken döneri yedim annem akşama yerim ben dedi. Ayağımı biraz kanepede dinlendirdim ve Eylül'ün annesini aşıya götüreceğim saati bekledim. Akşam 4 de Eylül'ün annesini aldım keki eve bıraktık aşı için hastaneye gittik aşı oldu sonrasında da Eylül'ün okuluna gittik onu aldım öğretmenleriyle tanıştım sosyal bilgiler öğretmeni ve Türkçe öğretmeniyle görüştüm İstanbul'dan nakil geldiğini ve babasını kaybettiğini birazda içe kapanık bir çocuk olduğunu anlattım. Onunla özel ilgilendiğimi belirttim. Öğretmenlerinden bir tanesi neden onunla ilgilendiğimi nereden tanıdığımı sordu. Bu sorgulama hoşuma gitti umursadı ve bir tehlike arz edip etmediğimi bilmek istedi

Akşam 7 gibiydi eve geldiğimde koltukta sızmışım 8 de uyandım telefon sesiyle, Bahçede çay içeceğiz hadi koş dedi. Bu küçük yerde yaşamanın avantajı bu işte bir uçtan diğer uca gitsen de 10 dakikada gideceğin yerdesin:) gidip bir saat çay içtim kiraz yedim geldim.


Bence çok verimli bir gün oldu. fakat akademi adına ne yaptın derseniz çok suçluluk içindeyim şu an. Şule'nin dediği gibi Allah affetsin bir şey üretmedim, ama hafta sonu sabah 6 da başlayacağım çalışmaya. Bu günü unutturacağım :=) 



                                        Bu gün törende payıma düşen kitaplardan bir kısmı:))



                                Bu da tadını bilmediğim ama şekli çok güzel olan kekim. Hindistan cevizi sütü, çukulata                                 parçaları, pekmez ve ceviz kullandım

Çarşamba, Haziran 16, 2021

 on günlük özet geçeyim bari diye oturdum başına:) annem geldiğindne beri doktor-hastane-tahlil ile uğraştık bir hafta. Bu hafta sonu cumartesi sabaha karşı artık annem dayanılmaz mide bulanısı baş dönmesiyle acilde bulduk kendimizi cumartesi tüm gün acildeydik neredeyse akşamına yeniden gittik. Pazar sabahı korka korka uyandım gene kötüydü. Yoğun bakımın hocası yakın arkadaşım annemi takip ediyordu şekerini tansiyonunu. Yatıralım artık dedi. Özel oda kalmamış ama anneme süit oda ayarladılar hemen yatırdık pazar öğlende Annem hastaneye adım atar atmaz iyileşti. Bir mutlu oldu anlatamam. Kendini güvende hissetti sanırım. Herkesle kanka olma modunda yattı hastaneye. Pazra gününden beri rutinimizi ben her sabah ve her akşam hastaneye gidiyorum yanına. Her gün daha da çok mutlu iyileşiyorum burada diyor:))) Şekeri kontrol altına alındı ama sodyumu düşük onu bulmaya çalışıyorlar. Neredeyse bütün bölümlerden konsültasyon alınıyor anneme baştan ayağı bir check up yapılıyor neredeyse. İyi olsunda artık dedim. Ben annemi yatırdıktan sonra gelip bir sürü iş yapıyorum tabi, bu hafta Çocuk İçin İçerik derneğinin ilk işlerini yaptım. (bu iş beni çok heyecanlandırıyor bu aralar) Bir çocuk kitabını ve bir çocuk filmini yaş grubu, içerik ve uygunluk bakımından raporladım. Bu iki günümü aldı neredeyse ama içime sindi. Siteye iki yeni köşe yazısı yazdım ama henüz editörde. Bu yeni projemiz ve çok faydalı işler yapma hayaliyle yola koyulduk. Son sınıfların araştırma projelerini okumaya başladım, derslerin son haftası hala sınav sorusu yazmalarım bitmedi. Haftaya bir öğretmen eğitimi sözü verdim onun hazırlığı var. Ayağımın bağlarını kopardım bu arada ama Şule haklı hiperaktifliğime nazar değdi kesin:) 3 hafta takacağım nur topu gibi bir atelim oldu. Dün bahçeye dolu yağdı ve ben gitmedim bakmaya artık. bahçeye küstüm sanırım. Ama hep olumsuz şeyler olmuyor bu gün Amerika'da okuyan yeğenimin mezuniyet tören vardı. University of California Irvine psikoloji bölümünden mezun oldu. Boğaziçi psikolojide başladığı yolculuğunu tamamladı. Bu sonbaharda mastera başlıyor. Onun da kabulünü aldı zaten %1 lik dilimden mezun oldu. Yolu açık olsun. Pek duygulandım buradan. Babası ve kardeşi yanındaydı. Keşke biz de olabilseydik. Pandemi şartlarında değişik bir mezuniyet olmuş önce tek tek çekim yapmışlar sonrada törende onları montajlamışlar herkese randevu verip özel mezuniyet çekimleri yapılmış. Neden biz de bunu yapmayalım ki?

Yarın bu dönemin son 3 dersini de yapıp sınavlar için start veriyorum. Finalleri de okursam eğer benden mutlusu yok. 

hafta içi bir arkadaşım aradı telefonla "burada senin tanışmanı istediğim biri var yetim bir çocuk 10 yaşında ama hikayesi çok hüzünlü "dedi. Bütün yetim hikayeleri hüzünlü zaten dedim içimden. Hemen atlayıp gittim. Hikayesini kısaca anlatayım. Bıcır bıcır bir kız çocuğu. 10 yaşında. 5 yıl önce Afganistan'dan kardeşi annesi ve babasıyla gelirken gemide askerler babasını vurmuş, baba denize düşüp ölmüş oracıkta. annesi ve abisi ile birlikte yeni bir yaşama doğru yola çıkmışlar. Bu anı şöyle anlatıyor; "babam çok yakışıklıydı. Ben küçüktüm 4 yaşındaydım ama babamı denize düşerken hatırlıyorum bir de çok yakışıklı oluşunu hatırlıyorum" evlerinde sadece halı ve minder var oturacak.onuda çalışarak almış kadın. Henüz çok genç 30 yaşında. İki kardeşe bir ranza vermiş birileri annenin yatağı yok. Avukat ya da ingilizce öğretmeni olmak istediğini anlattı bıcırık. Çok yokluk içinde ve fakat o kadar mutlu bir çocuk ki kelimelerle anlatamam. Işıl ışıl. Çocuk haklarına aykırı bulmasam fotoğrafını paylaşırdım burada. Gözlerim dolu onu dinlerken, pazartesi günüydü. Keşke bir gardrobum olsa dedi kıyafetlerimi koysam. Dün 3 arkadaşımı organize ettim hemen ona beyaz tam istediği gibi 3 kapılı bir gardırop bir de annesine yatak aldık eve gittik " tam hayalimdeki gardırop" dedi. haftaya doğum günüymüş. Bu günde onu alışverişe götürdük kıyafetler aldık. Bir arkadaşım o masrafları üstendi. Ona bir doğum günü yapacağız haftaya sınıf arkadaşlarını da çağırarak. Tüm organizasyonu ayarladık. Birisi pastasını üstlendi. Annesi terziymiş ona da bu gün bir dikiş maki nası aldık evde dikiş dikecek. İlk etapta bez torbalar diksin biz satalım sürdürülebilir bir şey ortaya çıksın dedim.Kendi başlarına geçinecek bir ortam hazırlayalım yapabilirsek.  Anne bu ramazan ayında intihara kalkışmış ambulansla hastaneye gitmiş bu kız çocuğu nasıl korkmuş. Hayat ne kadar zor bazıları için dedim çok ağladım çok ağladım, çokk. Sonra hemen küçük bir organizasyonla ilk ihtiyaçları karşılandı. Şimdi yatağa uygun nevresim yokmuş ben getiriyorum dedim yarın götüreceğim evde çok fazla kullanmadığım nevresimler vardı ayırdım. Bu gün alış verişe ben katılamadım ayağımdan dolayı çok gezmeyim dedim bir arkadaşım onu aldı götürdü. Anlatıyor; yok bu kadar çok şey almayalım lütfen yeterli bu kadar demiş durmuş. 

Öğlenden sonra dersim bitince anneme gitmeden önce Eylül'e gittim seni haftaya bir doğum gününe götüreceğim dedim hikayesini anlattım can kulağıyla dinledi. Okuduğu kitapları konuştuk birlikte kiraz yedik. Bana babasından bahsetti. Annesi biraz hüzünlendi, dertlendi birlikte gözlerimiz doldu. Bana ayağımdan dolayı ne ypabileceklerini sordular, beni rahat ettirmek için koşup durdular ayağımın altına sandalye koydular yastık getirdiler, gelip evde her şeyi yapayım ben dediler, nasıl güzellikler. İhtiyacım olursa tabiki ararım dedim. Burada yaprak zamanı, meşhur Tokat yaprağı:) bana köyden yaprak getirmiş kim saracak bunu dedim ben sararım ne zaman istersen dedi. iyi yaprak saracak kimsem de oldu böylece. Misafirim gelirse adres belli :) eve dönerken kapının önünde bir kedi paçalarıma yapıştı korkuyorum normalde kedilerden ama o kadar miyavladı ki aç bu dedim bekle sana yiyecek alayım. markete girdim kediye ne alınır az çok tahmin etmeye çalıştım bir küçük yoğurt aldım baktım bekliyor orada beni,  hemen açtım yemeye koyuldu. 

Ne güzel bir gündü dedim. Çok şükür çok güzeldi. 

Bence son 10 günümü atlaya atlaya özetledim.




Mezuniyet gururumuz. 
İlk defa bir aç kedi doyurdum. Şule dedi bu dişi:) o kadar uzağım ki kedilere:)






 


Pazar, Haziran 06, 2021

 Cumartesi sabahı annem geldi. gidip onu aldım otogardan. Hemen 1 saat sonra toplantım vardı akşama kadar sürdü neredeyse. Bu sabah 5 de çalışmaya başlamıştım, 7.30 gibi bıraktım 9 a kadar yeniden uyudum. 9.30'da toplantım başladı. şimdi 40 dk molada ise kahvaltı yaptım annemle lafladım biraz oturdum. Dün toplantıdan sonra hobi bahçeme gittim dolu bütün fideleri orta yerinden kırıp atmış. Hatta mısırlar çıkmıştı bir ay oldu ekeli onları bile kesmiş bahçe perişandı 3 saat çalıştık, bana yardım eden 2 de genç vardı üstelik ancak bitirdik pazartesi yeniden fide alıp dikeceğim demek bu. Fakat bizim bilmediğimiz bir hayır vardır elbet diyerek geldim bahçeden. Haziran son derece planımın dışında seyrediyor neredeyse, o yüzden de sabahları erken kalkıp çalışarak kendi planıma uymaya çalışıyorum. Bir ilçeden geçen dönem bir zoom eğitim fikrine Haziran ayı için söz vermişim onlar yazdı bu ay bir de o çıktı:)) Öğretmenlere zomm üzerinden bir eğitim planı oluşturacağım, olsun o da olsun dedim hepsi gelsin tek tek:)) Vizeleri de bitirdim nihayet. 'hafta kaldı derslerin bitmesine bizde. Final sınavlarını hazırlamadım henüz onları da yaparsam, annemin sağlık sorunları ile meşgul olacağım bu bir kaç hafta. Annem gideceği doktorları sıraladı gelir gelmez:) Göz, dahiliye, ortopedi, fizik tedavi, psikiyatri:)))) dedim o kadar her yeri gezemeyiz bu şartlarda. Annemin hastalığı doktor görememek anladık artık her an her hafta bir doktor görse kesinlikle iyi hissediyor .Acaba ben yaşlanınca nasıl olacağım çok merak ediyorum:))) Ama onuda sırası gelince düşüneyim. Şimdi bir kitap için bölüm yazıyorum. O bitince bir makale var düzeltip dergiye yollayacağım. İçimden 5 Temmuza kadar bunları bitirip annemi köye götürüp bayram sonuna kadar köy hayatı yaşamak sonra gelip kaldığım yerden devam etmek :)


mısırlar inci gibiydi dizi dizi fakat tam mısıra dönmüş püskül püskül. Nasıl bir dolu kesmiş parçalamış. Kabakların yapraklarını ortadan bölmüş atmış mesela. Haziranın intikamı gibi fidelerin fotosunu çekemedim çünkü sapları kalmıştı:)



Bu fotoğraf  çıktı karşıma az önce 2015'den liseden sınıf arkadaşlarımla buluşmadan. Yıldız Parkı. Tam da bu gün. Pandemi bitsin herkesi özledim buluşalım diye bağırmak istiyorum:)

Perşembe, Haziran 03, 2021

 

 

Burada 3 gündür bir fırtına, arından şiddetli bir yağmur peşinden dolu yağıyor. Yağmura çok ihtiyaç vardı fakat fırtına ve dolu ile birlikte zarar veriyor. Kirazları dolu vurdu mesela. Buranın kirazları pek meşhur. Yurt dışına ihraç ediliyor bir köyden. Bahçeye gitmeye korkuyorum fideler ne halde diye. Gerçi vaktim de yok pek. Deliler gibi sınav okuyorum. Bu hafta staj raporlarını ve notlarını da gireceğim. Derslerde son 2 haftaya gireceğiz ve ben hala sınavları bitiremedim. Zamanı yönetemiyorum sanırım:(


Annemle konuştum dün akşam. Kendini iyi hissetmiyor bir süredir.Belli bir sebebi de yok konuşunca. Bilmiyorum bir yere sığamıyorum içim kötü diyor. Cumartesi günü buraya geliyor. Burada onu bir psikiyatriye göstereceğim. Oysa ablam psikiyatr ve annem daha bir ay önce onun yanında kaldı 2 ay kadar, ama ne yazık ki işe yaramıyor. Üstelik bir de öfkeli öfkeli konuşuyor annemin durumunu anlatırken. Bu gün hele bıktım ben diye bağırıp çağırıyordu. Ne büyük ironi!

Hayatın yasaları hiç değişmiyor. Kime bedel ödendiyse, eğer onun da sana emeği ve bedeli yoksa, (bazen olsa da fark etmez) vefa duygusu az gelişmişse ondan nankörlük göreceğin kesin. Sana kim bedel ödediyse o da sana aşırı düşkün olacak bu hayatta. Bu da kesin. Çünkü herkes bedelini seviyor bu hayatta. Bedeline düşkün oluyor. Gerçekten de değişmiyor. İlişkilerde de böyle sanırım eğer bir denge kurulmadıysa ilişkide taraflardan biri hep zalim oluyor. İlişkilerin bile yasası var. "Bedel ödeyen bedel ödediğine düşkünleşir"

çocukluğumuzun en temel gerçeği annemin ablamı ne kadar sevip ne kadar önemsediği idi. Evde hep ona hizmet edilir, çalışkanlığıyla evimizi gururlandıran ablama hep çok özen gösterilirdi. Tıp fakültesini kazandıktan sonra ise evdeki küçük patroniçe olmuştu. Onun dedikleri, kararları, düşünceleri, istekleri sorgulanmadan yerine getirilirdi. Çoğu izinlerimiz ondan çıkardı. Bu benim uzun yıllar kendimi o evde çocukluğuma hapsolmuş bir emanet olarak geçirmemi sağladı. Kendimi hiç bir yere ait hissedemeyişimin temeli. Çocukluğumda hiç bir özel yeteneğim olmadığını düşünürdüm. Şimdilerde ise çocukluğumda tutkulu bir meraklı olduğumun izlerine rastlıyorum hep. Fakat kendimi sevmem ya da kendimi kabul etmem diyelim daha çok de uzun yıllarımı aldı... Ne uzun bir hikaye bu. Burada kesmek en iyisi. Şimdilik...

Geçenlerde bir haber okudum

"Bir boşanma davası ve anne de baba da çocuğu istemiyor. Duruşma salonunda hüngür hüngür ağlıyan 12 yaşında bir kız çocuğu."

Bazılarının dediği gibi anne-babalık doğuştan getirilen bir his veya yetenek değildir, sonradan öğrenilir. Doğuştan gelen his olsa olsa her cinsin kendine has üreme isteğidir ve bazı insanlar anne babalık vasiflarindan yoksun olduğu halde kendilerini bu duyguyla seslendirir. Şimdi bu 12 yaşındaki kız çocuğunu hangi sevgi tamir edecek?

Bütün gün müzik dinleyip sınav kağıdı okuyacağım. Arada 2 farklı dersim var, birisi en sevdiğim Bebeklik Döneminde Gelişim. Çocukların bilişsel gelişimini anlatacağım diğeri ise en sevmediğim, rektörlüğün tüm birimlere sorunlu olarak bu dönem koyduğu bir :). Kariyer planlama, onları da yaparsam benden mutlusu yok. Gün bu gün 04 itibarıyla başladı bana:) Erkenden uyanmak ne güzel güne bir çok şey sığıyor. Diyorum ki saat 9 a doğru ooo herkes yeni uyanıyor benim cebimde bir sürü şey birikti bile:))

Sevgili Serkan Türk'ün o çok sevdiğim şiiri düştü dilime, onu paylaşmak istiyorum;

"Böylece de büyürmüş insan
giden birinin ardından su yerine
toprak dökerek, ben bir şeyimi kaybettim
diğerlerine benzemeyen bir şeyimi
yaz ölüleri diyorum hayattan geçip gidenlere
sırtıma alamadığım için acılarını içimde taşıyorum."