Perşembe, Mayıs 26, 2022

 Mayıs ayının hızından ürktüm resmen. Her şey o kadar hızlı ilerliyor ki. Bu aya o kadar çok şey sığdırdım ki. Hala dua ediyorum bu ay 36 gün çeksin lütfen diye. Fakat çok dağınık olan zihnime ayak uyduruyorum şu an ve bir sıra gözetmeksizin dağınık mağınık yazıvereceğim içimden geçenleri hemencik şuraya. Burayı bir günlük gibi kullandığımı fark ettim bir süredir. kendime, kendi kişisel tarihime notlar olsun diye.

Havalar bahar gelmeden yaza, yaz gelmeden tekrar kış mevsimine döndü ve çoğu günler yağmura, rüzagara, sebepsiz sıcaklıklara uyandık mesela. Böyle neredeyse bir 15 gün geçirdik. Hobi bahçeme fideler, tohumlar ektim. Mısırlar, fasulyeler, maydanozlar,soğanlar, sarımsaklar filizlendi. Doğa hızlandı sanki. Otlar kendini gösterdi. Benim zamanla savaşım bitmedi ama...

Uzun zaman önce buranın Milli Eğitim adına hizmet veren bir eğitim kanalı benden bir program istemişti. Ebeveyn-çocuk ile ilgili. Soru cevap şeklinde yaklaşık 2 saat sürecek bir programdı aslında. Bu hafta o programın çekimleri vardı. Söyleşi tarzında, çok da keyif aldığım bir söyleşi oldu. Moderator genç bir öğretmen, oğlumla yaşıt ama aynı zamanda bir anne, program 3 saat sürdü her bir soruyu montajlayarak tek bir video olarak yüklediler dün akşam kanala, böylece kimse sıkılmadan her bir sorunun cevabını tek tek ihtiyaca göre izlensin diye düşünmüşler. Benim için keyifli oldu. Umarım faydalı olur diye geçerken içimden, acaip güzel dönüşler aldım. mesela dün sosyal medya hesabımda şu yazıyordu; Hocam,arkadaşın paylaşımıyla tanıdım sizi. ilaç gibi geldi 10 dk.mizaç bu aralar evlatlarım adına unuttuğum bir kavram olmuş bunu hatırlamak sabrımı genişletti emeğinize sağlık. Tabi çok mutlu oldum. Görmek, izlemek isterseniz şuradan bakabilirsiniz Bir Soru Bir Cevap yakın arkadaşlarıma ünlü olmak için evden kaçacaktım ama bu yolu bir deneyeyim diye düşündüm dedim:)

Az önce bir seminer sunumundan çıktım, yarın hem yatılı 2 misafirim geliyor hem de sabah 11'de bir tez savunma jürisi var, hala tezi okumayı bitirememiş olmama hayıflanıyorum.Bu gece okuyacağım. Oğlum aradı bu gün bir törenden bahsetti. Çok şaşırdım hiç duymamıştım. . Bizim akademide doktora yeterlik sınavı önemli bir sınavdır, sınav sonrası bir kutlamayı hak eder deriz hep. Aynı onun gibi sanki. Dedi ki; Anne bu havacılığın önemli bir günü olarak kutlanıyor. Meğer farklı meslek gruplarının işleyişlerine dair hiç bir fikrim yokmuş benim. Oğlum bu gün ilk yalnız uçuşusunu gerçekleştirmiş. Onlarda bu önemli bir ritüelmiş ve hortumla ıslatılıyormuş ilk yalnız uçuştan sonra. Bana onun videosunu attı. Hocası, arkadaşı, görevliler herkes hortumla başındna aşağıya suluyor ve o herkese teşekkür ediyor sakince:))) Çok şaşırdım,çok güldüm,çok hüzünlendim. Hepsi bir arada.... Bu gün unutulmasın diye onu da buraya not düşmek istedim.

Bu ay bir de benim  alışkanlıklarıma bağlılığım bir sınavdan geçti ve teknoloji kazandı. Sesli kitap okuyamam ben diyordum yıllardır direniyorum ama 14 günlük deneme sürecinin ardından sesli kitap aboneliği aldım ve deliler gibi kitap dinliyorum. Kendime şaşarak. Bugün Ne zamandır elimde sürünen Buket Uzuner'in Su kitabını yine kendi sesinden bitirdim. Sabahları 5.30'da yürüyüşe çıkıyorum tam 1.5 saat. Bu sayede 1.700 gram yağdan vermişim. Diyetisyen kontrolünde çok şaşırdım resmen. Artık vermem gereken yalnızca 3 kilom kaldı. Bu yaza istediğim eski kıyafetlerimi giyerek giriyor olmanın hafifliğini de kendime hediye etmişken, kulağımda storytel kitapları biraz seyahat ederim belki...


         Kampüste bu manzaranın karşısına oturdum dün çay içtim. Arkamda nefis bir cami vardı...

Cumartesi, Mayıs 07, 2022

Mayıs

 

Ramazanın son haftası bizim vize haftasıydı. Ben de sınav sorularımı hazırlayıp asistanımıza bırakıp Malatya'ya gittim. Bir hafta boyunca orada çok sevdiğim bir arkadaşıma misafir oldum. Bir kadın doğumcu olarak sağlık sorunlarımı, hayatı, ramazanı, iyilikleri çoğaltmayı konuştum. Bana çok iyi geldi. Her gün kitap okudum, camileri gezdim, kendime, oğluma, anneme, ablama, arkadaşlarıma, aklıma gelen herkese bolca dualar ettim. Belki kadir gecesine bile denk gelmişizdir diye söylendik. Çok ama çok iyi hissettik kendimizi. Hafta sonu Ankara'dan ablam geleceği için döndüm. Bayram boyunca ablamla birlikte bu coğrafyanın unuttuğum yerlerini gezdik. Gökyüzü delinmiş gibi yağdı. Sanki Londra gibi dedim sürekli yağıyor. Ablamın burada danışanı vardı online gördüğü onunla yüz yüze seansı vardı onu da halletti gelmişken. Hastanun ayağına gelen psikiyatr oldum dedi :) birlikte Almus barajında gölü izledik. Ablam barajı İsviçre'ye benzetti. Bence de benziyor. Birlikte eski evlerin restore edildiği sokakları, Atatürk'ün kaldığı konağı, Mevlevihaneyi gezdik. Tokat yazmalarınıdan aldık, yedik içtik gezdik. Diyet gitti 1.5 kilo aldım:) 
Bayramda hava buz gibiydi ama evde bile olsak yalnız olmadığımı hissettirdi bana onun varlığı. Hastalarını da ayarlamış cuma gününe kadar kaldı. Onun storytel hesabından çok merak ettiğim Teoman'ın Fasafiso kitabını dinledim önce, kendi sesinden bu hikayeyi çok merak ediyordum. Teomanla epey bir süre -o Boğaziçinde okurken- aynı mahallede oturduk. O bizim bakaldan alışveriş yapardı, biz de onun uzun saçlı sırtında gitarıyla bakkala gelmesini beklerdik. Kitapta ne zaman Yeniköy adı geçse hemen o yılları düşünüp ablamla konuştuk. Ablam ben daha çok satış yaptım ona bira ve sigara alırdı dedi, ben de arabasından detaylar verdim:)  sonra da hemen bu uygulamaya abone olup 2 kitap daha bitirdim. Barış Bıçakçı ve Mahir Ünsal Eriş. İkisini de ilk kez okudum. O kadar beğendim ki. bence her ikisi de yeterince fark edilmemiş yetenekler. Cümleleri, kurguları çok hoşuma gitti. Kullandıkları dilin güzelliği zihnimde çok lezzetli bir tat bıraktı. Ama asıl bu ayın en önemli olayı bence benim sonunda sesli kitap uygulamasına evet demiş olmam:) 
Ablamı yolcu edince garip bir burukluk oldu. Sanki yalnız değildim de şimdi yalnız kaldım. Bunu oğlum gidince de hissediyorum. İnsanoğlunun unutmaya meyilli olmasının sonucu tüm bunlar. oğlum bayramda gelemeyeceğini uçuşlarının çok yoğun olduğunu söyledi. Eğitim uçuşları Aydın'da başladı. O kadar yoruluyorum ki anne dedi, uçuştan indiğimizde tüm tişörtümüz sırılsıklam... 
 İyi ki ablam geldi. Gelmese de yapacak bir şeyler bulurdum ama kendimi daha iyi hissettim böylece. Eski albümlerden fotoğraflarımıza baktık anılarımızı konuşup gülüp, duygulandık... 
Biraz önce kargo geldi. Oğlum anneler günü için bana telefon almış. Ben şimdi bütün teknoloji özürlü halimle bu telefonu kurcalayıp anlamaya çalışacağım.... 



                                                                     Almus barajı burası. 




Sulu sokak







Ablam Tokat kebabını görüntülemek için çok çaba harcadı. Bu efsane lezzeti Amerika'da okuyan çocuklarına yolladı










her kelimesini sindirerek dinlemek istedim. sanırım yeniden dinleyeceğim. Keşke daha önce okusaydım

Kitapta yalnızca "benim adım feridun" öyküsü bile olsa okumaya değerdi.
"yaşa, işe, güce, itibara en ufak hürmeti olmayan bu acıya aşk acısı diyorlar. kim olursan ol, seni saklandığın yerde er ya da geç buluyor, gelip göğüs kafesini ateşle sıvazlıyor ve sen içeride kapkara kurum tutuyorsun. ağzını açsan, alevler püskürüverecekmişsin gibi, ciğerlerine damla damla kurşun eritiyorlarmış gibi. kolay kolay geçmiyor, geçtiğinde de sen geçmiş olduğunu bile fark etmiyorsun. yağmurlu havalarda sızlayan eski bir kırık gibi sızlayıp duruyor, kendini hatırlatıyor."
2014 yılında da sait faik abasıyanık hikaye armağanı ödülünü kazanmış kitap