Kanatlarımı takıp 10 gün önce gittiğim Ankara'dan gece döndüm. Kanatlarımı da bir süreliğine arka odaya kaldırdım:)
Şubat bitmeden anlatayım istedim aklımdakileri. Mevsimlik Tarım İşçisi Çocukların Eğitim İhtiyaçlarını belirlemek için davet edildim Ankara'ya ama erken giderek ve geç gelerek, yani önceki 3 günü ve sonraki 3 günü ekleyerek kendime tatil çıkardım. Hafta sonu ablamla, halamla şahane kahvaltılar, yemekler ve sohbetler yaptım. Pazartesi günü Kızılcahamam'da olacak çalıştay için otele girişler yapılabiliyordu ama salı sabahı başlayacağı için çalıştay ben salı erkenden gitmeyi tercih ettiğim için pazartesiyi bürokraside çalışan arkadaşlarımı ziyarete ayırdım. Uzun zamandır görmediğim arkadaşlarımı gördüm. Salı sabah 7'de bir servis beni aldı. Çalıştayın en sevmediğim kısmı açılış-kapanış kısımları-nedense hep gereksiz bir zaman kaybı gibi gelir çünkü-sabah otele iner inmez odaya çıkıp valizimi bırakım kahvaltıya indim ve ardından gereksiz uzayan açılışı izledim. Açılışta alanımdan bir akademisyenin sunumu vardı, sunumdan hemen önce sahnede kendini anlatan bir slayt ile başladı. önce inanamadım ama doğruydu. Bildiğiniz ben kimim diye, post doc sürecini bile detaylandırdığı, kendini anlatan bir sunum hazırlamıştı. Ben etrafıma bi bakındım bir tek bana mı garip geldi bu diye ama sonra ki günler anladım ki pek çok kişiye garip gelmişti. Çalıştay masalarında Urfa, Adana, Mersin illerinden gelen öğretmenlerle 3 gün boyunca keyifle içerik ürettik. Kendini sahnede 40 dakika anlatan akademisyen arkadaşımız ilk bir kaç saat dışında masasına hiç gelmediği hep piar çalışmaları yaptığı için benim masayı onlarla da işbirliği yapabilelim diye!onun ekibine yakın koydular ertesi gün:) içerik üretmek keyifli ama akademik olmayan akademisyenleri tanımak çok keyifsiz oldu. Bir termal oteldi ama hiç o sıcak suyu görmedi tenim:) Gazi'den hocalarıma rastladım çok mutlu oldum. Zira 3 ayrı çalıştay yapıldı aynı anda. Erken Çocukluk çalıştayında hocalarım vardı ve kahvaltı öğle yemeği akşam yemeklerinde hep birlikteydik. Bu tür çalışmaların en büyük katkısı bu bence. Taa Van'dan en yakın iki akademisyen arkadaşımla akşamları hasret giderdik. Ankara'ya dönünce yüksek lisans tez danışmanımı aradı onunla kahve içmek üzere buluştuk. Onunla birkaç saat çok iyi geldi bana. Hafta sonu yine Ankara'da görmediğim arkadaşlarımla buluşmalar ve tabi alışveriş yaparak geçti. Çalıştaydan ayrılınca çekilen fotoların altına öğretmenlerden biri çok güzel şeyler yazmıştı.
İbn-i Haldun (1332-1406), “coğrafya kaderdir” der. Doğup büyüdüğünüz ve hamuruyla yorulduğunuz yer, sizin yaşam dünyanızı şekillendirir ve geleceğinizin patikalarına yön verir.
Gezici olma, ağır çalışma ve kötü barınma koşulları, mevsimlik gezici tarımda çalışan ailelerin çocukları hali hazırda 'en kırılgan' topluluklardan biri. Eğitim öğretim yılı akademik takvimiyle örtüşmeyen bu mevsimlik tarım göçü sebebiyle, çocukların eğitimi büyük oranda aksadığı açıkça görülüyor. Hedefimiz çocuklar için kalıcı sonuçlara ulaşmak. Uzun soluklu bir proje. Faydalı olabilmek için yer aldım. Umarım istediğim kadar fayda verebilirim.
Cumartesi deliler gibi kitap alışverişi yaptım. Nasıl özlemişim Ankara Dost kitap evini. Öğlen bir arkadaşımla, pazar sabah kahvaltıya da doktora tez danışmanım ve doktoradan sınıf arkadaşımla buluşup akşamına da otobüsüme binip geldim. Burada beni bekleyen gençlerin ders kayıtlarına yetiştim:) Bu 10 günde bir özet bildiri hazırlayıp 28 Mayıs'da Prag'da olacak kongre için yolladım:)
Tüm diyetimi askıya aldığım bu 10 günde yalnızca 1 kilomu geri aldığıma sevinip, (hem öğlen hem akşam otelde kabak tatlısından cevizli baklavaya, browniye ne varsa yediğim halde) hemen onu vermek üzere kolları sıvadım. Sık sık yazmak bana göre değil, ama sık sık okuma bana göre, o zaman madem arada bir yazayım.
Çalıştay masamızdan bir kesit koyalım o zaman