Pandemi başladığında oğlum yurt dışındaydı annem yanımda. Önce ne olduğunu anlayamadığımız bir 3 hafta geçirdik evde kalarak. Sonra uzaktan eğitime geçildi hemen. Uzaktan eğitimin alt yapısı olmadığından bizim okulun sisteminde çok zor günler geçirdik. Nisan ortasına geldiğimizde oğlum çalıştığı şirketin onları ülkeye geri getirmek için talimat verdiğini yazdı. Acilen dönüyoruz bu gün bizi almak için bir uçak geldi dedi... Önce çok sevindim, gözümün önünde olsun pandemi süreci ne olur ne olmaz dedim. Ancak pandeminin her şeyi alt üst etmeye başladığını o an göremedim. Şirket önce eğitim için götürdüğü bu öğrencileri ülkede eğitim vereceğini duyurdu, ardından 3 ay beklemeye aldık sizi dedi, ardından bitmeyen güncellemeler devam etti. Uzaktan eğitim başlatacağız dedi, -başlatmadı-İstanbul'a dönüyorsunuz dedi-iptal etti-,sizi geri götürüyoruz dedi-olmadı dedi- Şimdi isim vermiyorum ama bu son derece kurumsal hatta profesyonel olan büyük bir şirket haa, öyle herhangi bir şirket de değil. Ardından tüm öğrencileri topladı ve sözleşmeleri yeniledi. İsteyen tazminatsız ayrılabilir dedi. Zor günlerdi. Sonra uzaktan eğitime aldı biraz sonra yine kesti ve dedi ki size söz verdiğim gibi 2 yılda değil 4 yılda bitireceksiniz bu eğitimi.... hayatta kalmak için çok çabaladı, spora sardı erken kalkıp spor salonuna gitti başka aktiviteler üretmeye çalıştı. Nihayet tarih verildi eğitim için. Dün Aydın'a yolladım. 4 ay orada eğitimin ardından İstanbul'a dönecek ve oradan eğitimine devam edecek. Onu yolcu edince bir tuhaf oldum. Oysa bu son 2 yılı saymazsak zaten 6 yıldır yanımda değildi. İstanbul'a üniversite için gitmiş ve mezun olunca da işe başlamış orada bir düzen kurmuştu. Yani alışkındım yokluğuna, yılda neredeyse 2 kez gelmelerine. Fakat insanoğlu her şeye hemen alışıyormuş. Varlığına da kısa sürede alışmışım. Ona göre yemek planlamak, evde iş planlamak vs. Odasına hala girmedim. oysa temizleyip, nevresimlerini vs yıkamaya alacaktım. Kalsın dedim biraz daha. Allah'tan bugün aylar öncesinden söz verdiğim bir söyleşi vardı ve sabah 2 saat dersimi yapar yapmaz okuldan çıktım, öğleden sonra liseli gençlerle buluştum. Bana o kadar iyi geldi ki. Onlara da sanırım... Mili Eğitim'in ilham Veren Buluşmalar projesi kapsamında 2 saate yakın bir söyleşi yaptım gençlerle. Çok soru sordular, çok ilgiliydiler. Okul müdürü bile geldi söyleşiye. Oysa protokol sevmezdim. Fakat salonda çıt çıkmadı sonuna kadar... Heyecanları, soruları, merakları kalbime dokundu gençlerin. Böylece biraz olsun hafifledi üzüntüm... Öyle sanıyorum ki insanın şifası başka kalplere dokunmak, fayda veren işlerde yer almak. ya da benim kalbimin şifası bu. İnsan da ruhuna iyi gelen şeyleri zamanla mutlaka öğreniyor.
Bu günde konuştuk yerine ulaşmış otele yerleşmiş ve yarın oryantasyondan sonra başlıyorlarmış... Herhalde alışırım kısa süre içinde...
Bir süredir devam eden bir dizim oldu Üç Kız Kardeş. Bu yaz kitabını okuduğum için onu izlemek istedim. Senaryo kitaptan bağımsız hareket etmeye başlıyor sanki ama yine de izlemek iyi geldi bu gün...
Söyleşi ardından sosyal medyada paylaşmış okul bir kaç fotoğraf, oradan arakladım:)