Cuma, Temmuz 30, 2021

 Çarşamba sabahı çok sevdiğim bir arkadaşım aradı tatilden dönüyordu ve Tokat'a ailesini bırakıp Malatya'ya gidecekti. Sabah birlikte kahvaltı yapalım hazırlan beraber dönelim Malatya'ya dedi. Ben de hazır böyle bir teklif bekliyormuşum gibi daha yeni köyden gelmemişim gibi hemen olur dedim orada çalışırım gündüzleri o işe gidince dedim hooop hazırlanıverdim. Çarşamba sabah balkonda güzel bir kahvaltı yaptık. O sırada oğlumun online sınavı vardı sessiz olmaya çalıştık sınav bitince o da koşarak geldi. Z. ablasına sarıldı. Oğlumun çocukluğuna ve ergenliğine çokça şahitlik etmiş biri olarak hemen sohbete başladılar. Ona arabaya kullanmayı bile Z ablası öğretmişti yıllar önce. Bizimki duygulandı baya bi dedi ki; Z abla fazla görüşmesek bile bendeki yerin ayrı ve seni çok seviyorum bilesin derken gözleri sulandı. Kahvaltının ardından arabaya atladık yola koyulduk. O zamandan beri ben Malatya'dayım. 45 derece sıcaklar karşıladı bizi ama evde klima var rahatça çalışabiliyorum. Elimde yetişmesi gereken bir yazıyı hazırlamaya başladım. Dün akşam üzeri arkadaşım eve erken geldi tam konuşurken hastaneden haber geldi acil bir doğum varmış (bir kadın doğum uzmanı kendisi) ben de onunla gittim. Bir doğum izlemek ister misin dedi? Korka korka evet dedim. Fakat acayip bir deneyim oldu bana annenin 4. doğumuymuş. Ben acaip stres oldum ve kendi doğumum aklıma geldi ağladım oracıkta. Doğum bitince bir çocuk doktoru gelip bebeği kontrol etti ve kan tahlili için servise çıkardılar. Düşündüm ve yapamayacağınız meslek hangisi olurdu deseler ben tıp doktoru olamazmışım. Akşam uzun bir süre orman yangınları haberlerini izledim sosyal medyadan. Eğer dedikleri gibi bir kundaklama ise- ki öyle görülüyor- çok ama çok insanlık dışı olan bu yangınları çıkaranların insan olabileceğini düşünemiyorum. Bana göre insan bunu yapamaz. Binlerce hayvan öldü yanarak insanlar zarar gördü ağaçlar kül oldu. Gece dua ettim oralarda yaşayanlar için. Ağaçlandırma çalışmaları nasıl olur onu düşündüm ne yapabilirim onu düşündüm uzun uzun...

Z güçlü bir diyet programına başlamış ve 20 kilo vermiş ona bakıp hemen ben de burada başladım dün diyete. Bu pandemi bana 8 kilo hediye etmiş mutlaka ondan kurtulacağım dedim kendime 3 ay verdim acelem yok 3 ayda 10 kilo vermeyi hedefleyerek başladım dün gayet iyi gitti ekmeği tamamen bıraktım-ki bu benim için son derece zor zira ekşi mayalı ekmek yapmaya aşık biri için ekmek yapmadan durmak nasıl olacak deneyimleyip göreceğim-ama dün ekmek tüketmedim ve gayet de doydum üstelik akşam yemeği olarak haşlanmış kabak ve yoğurt yedim hiç de zorlanmadım ilk gün için. Şimdi Z ameliyatı olduğu için erkenden çıktı ben de bu yazıyı yazıp çalışmaya başlayacağım ardından kendime yulaflı bir tost yapacağım son derece lezzetli ve kolay. 3 kaşık yulaf ezmesine 1 yumurta 2 kaşık yoğurt koyup karıştır dolaba koy geceden. Sabah yağlı kağıdın arasına koy tost marinasında pişir dümdüz sonra arasına peynir koy katla tekrar pişir hiç ama hiç acıkmıyormuşsun Z dedi. akşama kadar acıkmıyorum dedi çok beklentiye girdim bu tosttan:) bir süre ekşi mayamı boş boş besleyip ekmek yapmayacağıma göre kendime ekmek yerine bu alternatifi buldum. Z. burada bir diyet firmasıyla anlaşmış yemeklerini ve ara öğünlerini onlar getirip bırakıyorlar ne yesem diye düşünmüyor acaip bir hizmet. Evet pahalı ama yine de rahatlık. 

Ben şimdi 45 derece sıcaklıkta ama serin bir odada çalışmaya başlıyorum. Bu dadan mutfağa gitmek için adım attığımda hamama gelmişim hissiyle karşılaşıyorum direk

Salı, Temmuz 27, 2021

 Temmuz ayının bir başında bir de sonunda yazarak bu ayı uğurluyorum sanırım:) 

Annemle bayramdan günler öncesi başlayan yolculuğumuz nihayet bitti ve ben geri döndüm. Bu süreci özetleyerek sadece gezip tozmadığımı aslında bir şeyler ürettiğimi de kendime ispatlamış olurum belki ben de. 

6 Temmuz sabah 7 gibi yola koyulduk. Arabayı oğlumun deyimiyle "traktör gibi doldurup" köye gidecek eşyalar vardı zira. Ankara'ya doğru yola koyulduk. Çorum'da durup leblebi aldık, onun dışında hiç durmadan ablama vardık. Yolda 70 hız sınırı olduğu alanda 105 ile radara girip 652 tl ceza yediğimi gelen mail ile öğrenmiş olmanın dışında olumsuz bir şey olmadı:) planımıza göre salı günü Ankara'da dinlenip Çarşamba sabah köye doğru yol alacaktık. Ablam bize anahtarını bırakmış sabah komşuya onu alıp eve girdik. O da son hasta randevusunu iptal edip eve erken döneceğini söyledi ama o gelmeden ben evden çıkmıştım:) akşam üzeri 5 gibi benim çok sevdiğim Van'da görev yapan iki akademisyen arkadaşımla buluştum. Her an iletişim kursak bile uzun zamandır yüz yüz görememiştim onları. O kadar kıymetli ki ikisi de, her kararımda mutlaka fikirlerine başvurduğum, evliliğe olan inancımı taze tutan, en sevdiğim çift kendileri. Beni ablamdan alıp kaçırdılar beraber Atatürk Orman Çiftliğine kokoreç yemeğe gittik:)  böylece ben tatil moduna iyice girmiş oldum. Çarşamba sabah ablamda kahvaltı yapıp yola koyulduk annemle. Annem yolda her şeyi bana beşinci kez anlattı:) anlatacak bir şey bulamayınca da yoldaki tabelaları okudu:) yıllardır aynı yoldan Konya'ya gidiyorum ama bu sefer yeni bir yol açılmış ve ben kendimi bu ücretli yolda buldum:) annem bile vayy be ne güzel yol diyor bakıyorum benden başka sadece 2 araç var yolda bomboş:) gişelere gelince anladım neden boş olduğunu:))

Köy bu kez çok sıcaktı. Gider gitmez annemi evine yerleştirdim ben de her yıl olduğu gibi çocukluk kahramanım olan Rahime ablamın yanına attım kendimi. Her yaz bu mevsimde birlikte kalıyoruz onunla. Doğuştan kalça çıkıklığı neticesinde bir ayağı sakat olan lakin kalbinin eşi benzeri olmayan marifetli 50 yıldır hayatını terzilik yaparak geçiren ömrümde gördüğüm en yetenekli kadın Rahime abla. Tek başına yaşıyor. Ben çocukken bildiğim herşeyi bana o öğretti. Geldiğim gün akşam üzeri kantaron çiçeği toplamaya çıktım hemen akşamında ise kantaron çiçeklerini zeytinyağı ile buluşturdum. Daha sonra bir gün de Altın otu toplamak için yaylalara gittim. Ama köyde bu yıl asıl yeni bir keşif yaptım. Bizim köye 60 km uzaklıkta Argıthanı diye bir kasabada soğuk sıkım yağ makinaları var oraya yağ yapmaya geliyor köylüler. Çekirdek, Haşhaş ve Aspir ekveen köylüler burada yiyeceği yağları yapıyorlar bu makinalarda. Buraya gittim tüm detaylarıyla öğrendim yediğimiz yağlar rafine edildiği için rafine sırasında ise başka yağlarla inceltilip seyreltiğinden yağın tamamen içeriği değişiyormuş aslında. Adam 3 kuşaktır bu işi yapıyormuş. Ayçiçek yağına bir baktım yoğunluğu ve rengi sızma z yağı gibi kokusu deli gibi çekirdek kokuyor. Gerçek olduğu ortada. Burada yağ yaptırdım aspir ve haşhaş. Cilt bakımında ve sabun yapımında kullanacağım onları. Bu yağ konusunu kafama çok taktım, adam bana anlattıkça anladım. Şöyle bir cümle kurdu "bu yağ çok yoğundur bunun 1 kilosundan 4 kilo rafine yağ olur siz bundan 1 kilo yağı 3 ay yerseniz rafine edilmişinin aynı miktarını 1 ay yersiniz" bence gayet iyi anlattı. 

sadece bununla da kalmadım köyde kaldığım 19 gün boyunca annemin tarlasına ektiğimiz kara kılcık ve siyez buğday hasadını yaptık ama bu yıl kuraklık çok fazla olduğu için buğdaylar çok cılız oldu. Yine de ben ilaçsız tarımla elde ettiğim bu buğdayları geleneksel yöntemlerle yıkayıp kurutup taş değirmende un yaptırdım. Bu günlerce süren bir yolculuktu bir satırda yazdığıma bakmayın şimdi bir çuval karakılçık unum yarım çuval da siyez unum var sevdiklerime eki mayalı ekmek yapmak için. Bizim köyde sonsuza kadar çilek tarlaları var. Kadınlar erkekler her gün çilek bahçelerinde işcilik ederler bolca çilek yedik ama onlarda susuzluktan nasibini almışlar bu yıl. Bizim köyde su çoktu barajlar bile kurumuş. Dünyanın dengesini bozduğumuz için bazı yerlerde sel bazı yerlerde kuraklık baş gösterdi. Çileklerde boynu büküktü ama her yerde yenecek kadar vardı tabi. Bazı bahçelerin kendi kuyusu olduğundan sulama çözümü bulunmuştu. Ceviz ağaçları dikmiştim bundan 8 yıl önce köye.her yıl bakımlarını yaptırıyorum bir arkadaşım var ilgileniyor geçen yıl 3 çuval ceviz bile verdi. ama bu yıl çiçekleri üşümüş onlarında. Dünya 7 yıl sürecek bir yoksunluğun 3. yılında demişti bir arkadaşım geçenlerde... 

Köy hayatı hep ama hep işlerle dopdolu. Bir gün bile oradaki insanlar bu gün acaba ne yapsak demiyorlar. Halamların her ikisi de bulgur yaptılar mesela ben de onların bulgurlarını değirmene döndürme-çektirme gibi işlerinde araç desteği verdim. Suyu bile kaynak suyundan gidip doldurmak gerekiyor. Tabi ben oradayken onlarca bidonla çeşme başında bekleyen oldum:) 

Kuzenlerim geldiğinde ise son derece şenlikli geçti. Isparta'nın Şarkıkaraağaç diye bir ilçesi var bizim köye 30 km oraya gittik Kızıldağ Milli parkı varmış bir doğa harikası. Oraya gittik bir gün hep birlikte. Ormanın içinde kamp alanı. Hem çadırda kalabilme imkanı var hem de bungalov evler var. Ama her yer doluydu. Merak eden  buradan bakabilir. Bir günde Beyşehir ilçesine gittik orada Unesco'nun koruma altına aldığı tarihi bir cami var Eşrefoğlu cami orayı gezdim. Her yeri ahşaptan yapılmış enfes bir yapı. 

Köyde halamdan öğrendim ki yakınlarda bir gece kulübünde çalışan bir kadın yaklaşık 4 yıl kadar önce çocuğuna bakması için köyden birine teslim etmiş. Bir kaç ay geceleri bırakmış gündüzleri almış çocuğu. Sonra ise bırakıp gitmiş. Nadiren de olsa arıyormuş ilk zamanlar ama artık aramıyormuş. Bu ailenin bir üyesi olmuş bu güzel 7 yaşındaki kız çocuğu. Kuzenimle böyle çocukların peşinde olduğumuzdan hemen onu ziyarete gittik. Kuzenim gelirken kıyafet almıştı. Ona sordurduk ne istersin bizden diye? Kuran kursuna gidiyormuş Kuran öğrenmiş ama kuran kitabı yokmuş onu istedi. Kıyafetlerle birlikte onu da aldık. Civelek bir kız çocuğu karşıladı bizi bir akşam üstü. Anne dediği kadın odun ateşinde süt pişiriyordu. Öyle mutlu bir çocuk ki anlatamam. Okulu da çok iyiymiş. Onun okul masrafları için gönüllü olduğumuzu ifade ettik. 1 saate yakın oturduk bahçede sohbet ettik. Kendini oraya ait hissediyordu. Benimsemiş ve mutluydu. En azından sokakta değil diye sevinerek birazda annesine kızarak -doğrumak sorumluluk taşımasını gerektirmiyor bazı kadınlarda- diye geldik. Her sabah 6 da yürüyüşler yaptık köyde. Keşif gezileri gibiydi daha çok. Çilek bahçelerinden çilek çalıp sahibini görünce biz az önce buradan çilek yedik diyerek köyü turladık. Köyde herşey günlük güneşlik değildi elbette, annemi ve yengemi iki kez devlet hastanesi aciline götürdüm bir kez de annem ve ben aşılanmaya gittik. Hastane ziyaretimizde oldukça sıktı yani:) köyde kaldığım sürece iki toplantıya katılıp bir kez de proje için rapor hazırladım bunun dışında akademik bir şey yapmadım. Zaten İnternet o kadar az çekiyor ki telefon bile zor çekiyor köyde. 

Dönüşte yolu yine ikiye bölüp bir gece Ankara'da konaklayıp evime kavuştum. Birazdan yüksek lisans tez öğrencimin tez savunma jürisine katılacağım ve böylece çalışma hayatına yoğun bir şekilde başlamış olacağım. Köyden bazı fotoğraflar koyayım şuraya madem:) 




                                Köyümün vazgeçilmez yemeği kabak çiçeği dolması. Yemelere doyamadık bu yazda yine

sonsuza kadar çilek tarlaları
                                bu ay çiçek yağının rengi ve yoğunluğu bence anlaşılıyor
                                                Un değirmeniyle haşırneşir olmuşken

                                                    Sabah yürüyüşlerimizden


                        Bu da benim çocukluk kahramanım Rahime abla. Ondan hala öğrenmeye devam ediyorum

Cumartesi, Temmuz 03, 2021

 Ben artık tatil moduna girmek istiyorum sanırım. Hafta sonu yoğun bir eğitimim olacak iki gün boyunca. Pazartesi eşyalarımızı hazırlayıp annemi Konya'ya götüreceğim. Ancak en fazla 5 saat kesintisiz araba kullandığım için Ankara'da ablamda bir gece konaklayacağız. Annemsiz köye giderken yol güzergahım Avanos'da üniversitede yurttan oda arkadaşımda bir gün konaklamak, Avanos'u gezmek hasret gidermek eskiyi anmak bir gece yatmak sabah erkenden Konya'ya doğru yola çıkmak olurdu. Böylece hem yolu bölmüş hem de tatil moduna girmiş olurdum. Bu sene anneme dedim ki Ankara'da br gece kalacağız ablamda. Annem birden neden diye bir gözlerini pörtletti:) anlattım sakince uzun zaman araba kullanamıyorum buradan köye kadar 9 saat sürüyor benim dikkatim dağılıyor ben sen yokken de Avanos'da kalıyordum ya hani köye gelirken. Annemin cevabı unutulmaz; sen yine aynı yoldan git, arkadaşında kal ben arabada yatarım :))))) ablama bu kadar gitmek istemiyorsun yani öyle mi dedim:))) yok yaa ne alakası var yolu uzatmayalım dedi, yol 100 km uzuyor dedim çok değil :)) 

pazartesi arabayı doldurup-annem burdan bilumum peynir çeşitleri-çukulata-zeytin aldığı için- köy arabası kıvamında yola koyulcaz salı sabah 5 gibi... planım sabah kahvaltısında Ankara'da olmak. Ertesi gün sabah tekrar yola koyulmak üzere. Bari götüreceklerimi unutmadan hazırlayayım. Bilgisayarımı yanıma alacağım, çocuklar için bir kaç kitap inceleme raporu ve bir bölüm için biraz çalışabilmeyi umud ediyorum köyde. bayram sonu yeniden bu coğrafyaya dönüp Samsun'a arkadaşıma gideceğim. 

Bu gün uzun bir zaman görüşemeyeceğimiz için Eylül'e gittim. Sabah birlikte kahvaltı yaptık. Sonra onu aldım biraz alışverişe götürdüm. Zorla bir şeyler beğendi. neyi denesene hayır gerek yok alma diyor. Israr ediyorum giydiriyorum hemen etiketine bakıyor gerek yok diyor. Nasıl utanıyor mahçup, yük olmak ,istemiyor. Sonra bir yerde dondurma yedik ve kütüphaneye gittik. kütüphaneye üye yaptım onu ve akşama doğru eve bıraktım. Annesi ayrıca aradı teşekkür etti. Nasıl tatlı anne-kız ben zorla sorup öğreniyorum her seferinde durumlarını. Sordum maaş bağlandı mı sana dedim bu hafta. Bağlanmış toplamda ikisine 1300 tl maaş bağlanmış 950 tl kiraları var. canım sıkıldı çok ve fakat buna rağmen çok asil kadın. Çocuk bakarım iş olursa dedi İstanbul'da baktım. Ben bakayım dedim umarım buluruz çok isteyen geliyor bize bu ihtiyaç için. 

Bu hafta bir ara da güneş kremlerimi yaptım, o zaman uçsuz bucaksız çilek bahçelerinin bağrına doğru yol alayım ben önümüzdeki hafta... 




                                yok yoğurt değil, güneş koruyuculu derin yüz nemlendiricisi yaptım:)) her seferinde yeni bir şey öğreniyorum bu kimyasalsız kozmetik üretmekten acaip bir lezzet alıyorum. Delirdim mi ne :))