
Semanur benim bu yıl mezun ettiğim öğrencilerimden biri, ama artık o bir öğretmen! Harika bir anaokulunda, 5 yaşında bıcırık bir sürü çocuğun öğretmeni. Öğrenciliği harikaydı, bu yüzden öğretmen olarak da harika şeyler yapacağına inandım hep, ilgili, meraklı, yaratıcı, neden ve niçin sorularının cevabını bulmadan rahat etmeyen, öğrenmeye açık olan herkesi gözlerindeki ışık ele verir ve ben nerede olursa olsun o ışığı iyi tanırım! Semanur işe başlayalı henüz bir ay kadar oldu. Her hafta okula iki kez uğrarım ve her seferinde de “nasıl gidiyor” diye sorarım, o ise bana yaptıklarını anlatır, sınıfını gösterir, planlarından bahseder bazen. Ve Blogumu takip ettiğini söyler hep Dün sabah anaokuluna gittiğimde tüm çocuklar tiyatroya gitmeye hazırlanıyorlardı, okulda kalacak olan birkaç çocuk olduğunu onlarla da Semanur’un ilgileneceğini söylediler, ben ise çocuklar gelene kadar çalışmak için masaya oturdum, tam o sırada Semanur elinde şirin bir şekilde hazırlanmış bir hediye paketi ile çıkageldi karşıma; “Hocam, size ilk maaşımdan bir hediye almak istedim ve bu kitabı seçtim” dedi. Hediye paketini de kendi hazırlamış, tam bir Çocuk Gelişimciye yakışır şirinlikte bir paket olmuştu. Bloğumu takip ettiğini biliyordum ama doğrusu hediye işine bir an şaşırdım. Paketi açtım ki, kitabın adı “Her Sözcük Bir Tohumdur” Susana Tamaro’nun bir kitabı, bunu seçmesinde kitabın isminin öne çıktığını ifade etti Onun benim sözcüklerimi sevdiğini anladım. Ben de onun resimlerini çektim, madem öyle bunu anlatayım dedim. Kitapta “Her sözcük bir tohumdur ve kendi besinini içinde barındırır” diyordu. Benim sözcüklerimin onu bu denli etkilediğini doğrusu hiç düşünmemiştim. Öğretmenliğin böyle bir yönü var işte, bir sürü genç beyin tarafından bir sürü değişik şekillerde algılanıyorsunuz, çoğunu hiç bilemeden yaşayıp gidiyorsunuz belki ama sonra bir an hayatın kıyısında öylece yaşayıp giderken birden karşınıza birileri çıkıyor sizin ışığınızı görmüş, onu yaşamış, bir süre yaşamınıza dokunmuş biri ve bunu kelimelerle size ifade ediyor, o an dünyanın başka hiçbir güzelliğinin size bu hazzı yaşatamayacağını fark ediyorsunuz. Ve sonra bir bakıyorsunuz ki aslında hiçbir şey tesadüf değil… İnsan ruhu ne kadar hassas, bazen hiç tahmin etmediğimiz şeyler bile gelip bizi bulabiliyor, bu yüzden sürprizler anlamlı. Ve sürprizler bize tersinin olabileceğini öğretmek için vardır. Çok geç olmadan öğrenmek en iyisidir…
İlk öğretmen olduğum yıllardı, küçük bir anaokuluna tayin olmuştum ürkek bakışlı 10 tane çocuğum vardı sınıfta, İstanbul’da Robert Kolej gibi bir okuldan sonra bir Anadolu kasabasında böyle çocuklarla karşılaşmak beni çok şaşırtmıştı ilk başlarda, ama yaşadığım hayal kırıklığı uzun sürmedi ve gördüm ki asıl öğrenmeye ihtiyacı olanlar karşımda tedirgin ve korkak bakışlarla beni süzüyor, onlara sevgimi verdim önce, bana inandılar, sonrasında her şey çok daha kolay oldu, cünkü inanmak içinde pek çok öğretiyi de barındırıyordu, çok ama çok güzel günler geçirdik-okul müdürüne rağmen- öyle keyifle okula gidiyordum ki, zor değil mi bu kadar küçük çocukla uğraşmak, hem ne yapıyorsunuz akşama kadar” diye soranlara, “çok sevdiğim bir şeyi yapıyorum, üstüne bana para veriyorlar” diyordum… Daha sonraları başka okullarda, kalabalık sınıflarla, geleneksel bakış açısından kurtulmayı başaramamış korkunç okul müdürleri ve idarecilerle de çalıştım ama içimdeki bu duyguyu hiç kaybetmedim, hiç vazgeçmedim...
İki şey önemli demiştim bir zamanlar bir yerlere yazdığım küçük bir notta, yaptığın şey ve aldığın tad.. Hala aynı sözü savunuyorum, yaşamın her alanı için!
8 yorum:
Sevgili Semanur, madem okuyorsun bu notumu da göreceksindir; senin gibi eğitimcilerin yetişiyor olduğunu okumak beni umutlandırdı. Oğlumun okul çağı sorunlarını neredeyse hamilelik döneminden beri düşünürüm. Dilerim büyük idealllerle yoğurduğum bu hamura aynı özenle yaklaşıp destekleyen senin gibi bir öğretmene denk gelirim. Mesleğinde nice başarılar ve bir gün senin de yetiştirdiklerinin göğsünü kabartmasını dilerim.
Sevgili Butterfly, ne kadar şanslısın, ne kadar doyurucu bir mesleğin var, hele bir de böyle geri dönüşümleri olunca...
Ah sen İstanbul'da olacaktın...:)
sevgili annem'in kalemi öncelikle çok teşekkür ederim.En büyük hayallerimden biri mesleğim de eniyi olmak bu hayalimin gerçekleşeceğinede gerçekten inanıyorum ve biliyorum ki inanmak başarmanın yarısıdır ve umarım sizede istediğiniz gibi bir öğretmen denk gelir tekrar teşekkürler...
Sevgili Semanur,
benden de sana yürekten başarılar...annemin kalemine içten katılıyorum. Kelebeğin söylediği gibi, o kalıplaşmış eğitimcilik anlayışından çıkıp bir şeyler yapmanın zamanı çoktan geldi...yüreğimde bir yaradır, hala bugün bile bizim 20 sene evvelki öğretmenlik bakış açısının hiiç değişmemiş olması ve değiştirmek içinde bir kaç soluktan başka kimsenin olmaması. Ümidimi kaybedecekken ben Kelebekle tanışmak ne de iyi oldu! Hele bir de onun yetiştirdiği öğrencilerin sapasağlam duruşunu görmek...Bu ülke sizlere emanet...
Ve sevgili Kelebek senin İstanbulda olmayışına çok üzüldüm. Burda olsan görecekmiydim bilinmez ama, neyse ki blog var :)))
sevgili SS düşünceleriniz için teşekkür ederim.Umarım herşey gönlünüzce olur.İyigeceler:)))
Şimdi benim sınıflardan kazara blogu okuyan cıkarsa sıraya gırecekler hocam bızı de anlatın dıye:)) oyy oyy derım ben artık, severım ben onların hepsını, mezunları, mezun olmak ıcın cabalayanları, yenı baslayanları, hepsını dıylelım;)
Ben belki de İstanbul'a gelirim sevgili ss belli mi olur;) hem Sema'nın bana balkon sefası sözü var onu hıc unuttururmuyum ben:) denız ve yosun kokuları eslık eder sozcuklerımıze, kelımeler ucarken etrafımızda gulumserız bırlıkte bulutlar kıskanır sonra bızı:) ay pek kafıyelı oldu, bu gunku sımarıklıgımı bagıslayın n'olur, pek bı keyıfle bıtırdım gunu, Aman sakın nazar degmesın dıyerekden, hepınızı sevgıyle kucaklıyorum, Tabı Semanur senı de, bakıyorum yorumları da takıp edıyorsun sana da bır blog acalım yavrucuğum, haa ne dersin? Efendim sizleri tanımak benim için büyük keyif, bugun iki arkadasıma sızden bahsettim sevgılı Sema ve sevgılı ss, siz hep ol'un lütfen olur mu?
YAYINLAMA GEREK YOK:)))
Blogumu şifreledim ama tatlım ben sana davet gönderdim mi?
Hiiiiih eğer göndermedimse çook ayıp ettim,hemen bana blogunun da adını yazarak mail at lütfen derhal göndereyim.
Yok eğer davet gönderdimse "efferim bana",o zaman "hoşgeldinnn" diyeyim:)
Biyo
canım beniiimmm...sen de hep ol! umarım o kafiyeli dizlerini bir gün gerçekleştirebiliriz :))) ya ben? ne kadar da sık bahsediyorum sizlerden bir bilseniz...
Biyonkkedi, hani mail adresin nereye yollayacagım blogumun adresini ki senin yazılarına ulasabilelim yani:) davet bekliyorum! Heyecanla:)
Yorum Gönder