“Yaşamın iki yönü vardır; brüt yaşam ve net yaşam! Brüt yaşam, doğumdan
ölüme kadar geçirilen süredir. Net yaşam ise, kişinin kendisi için
yaşayabildiği, kendi doğrularına uyduğu, dahası kendi doğrularını bulduğu,
içindeki sesi dinlediği, hayallerini ve kendini önemsediği ve kendi
kanatlarıyla yükselip, uzaklara uçabildiği süredir” diyordu, acaba bu net
yaşamın içinde “Ben ne istiyorum” “Nasıl bir yaşamı hak ediyorum” “Benim
kendi yaşamımı korumak ve sürdürmek için ne kadar inancım, cesaretim ve
gücüm var” ya da “ne kadar zamanım var” gibi sorularda var mıydı? elbette
ki, ancak bu sorular yaşamında bir şeyler o kişiyi rahatsız ederse ortaya
çıkar, yoksa yüzlerce insan vardır ki yeryüzünde bunların varlığından bile
habersizdir, nerde kaldı ki soruyu bir sorun olarak görebilecek kalbi olsun!
Onlar sadece nefes alıp, yemek yiyip, üremek dışında, kendi kişisel var
oluşları için fazla bir şey yap(a)mayan insancıklardır! Yani kendini
bilmeyen, tanımayan, aramayan ve bunun için çabası ve gücü olmayan
kişilerdir. Böyle bir kişi yaşamını da boşa geçirmiş, eserini verememiş,
kendini gerçekleştirememiş demektir, çünkü insanın hayattaki en büyük
başarısı kendi kendisi ile baş edebilmesi, kendi kendisiyle uzlaşacak bir
yol bulabilmesidir! Yoksa Firari’nin dediği gibi, kendi kendisiyle
yüzleşebilmesi midir? Kim bilir, belki gerçekten de hayat bizden büyük
olduğu içindir tüm bu yaşadıklarımız…
İnsanın kendisiyle baş edebilmesi –ya da yüzleşebilme- ancak bir
rahatsızlığın varlığı ile ortaya çıkmakta ve kendine bir cevap aramak için
yollara düşmektedir.
“Bal gibi biliyorsun, bir gün karar vereceksin. Kimsenin seni
beğenmemesini, eleştirmesini, tanıdığın herkesin "Hiç böyle değildi"
demesini göze alıp bir karar vereceksin. Başkaları için değil, kendin için
bir karar olacak bu!
Bir gün oturup hayatının nasıl bir şey olması gerektiğini düşünmeye
mecbur olacaksın. Hayat buna mecbur bırakacak seni!
İlaçların pelteleştirdiği uyuşmuş ruhun bir gün muhakkak dirilmek
isteyecek.
Yaralarınla organlarını ayırmak, bu kez gerçekten istediğin gibi bir
hayata başlamak zorunda kalacaksın” Tabi istediğinin ne olduğunun sorusuna
bir cevap bulduğunda gerçekleşecek tüm bunlar! Ve her şeyin olduğu gibi
bunun da bir zamanı olacak…
Şikâyet etmekten vazgeçip, artık bir şeyler yapmak isteyeceksin,
yaşamını korumak, ona yeniden sahip çıkmak için kendini bir denizin içinde
çırpınırken bulacaksın…
“O zaman, kendi uzunluğunda olacak zaman. Et kendi ısısında. Sabah,
sabah gibi olacak. Güneş her zamanki gibi doğacak! Baktığın zaman yıldızlar
yerlerinde olacak. Uyuduğun uyku, uykuya benzeyecek. Rüyalar korkusuzca
görülecek. Belki hiç ummadığın bir şeyi istediğin çıkacak ortaya, belki hiç
ummadığın biri olacaksın sonunda. Ama o zaman içinde, şimdi içinde sıkışmış
duran, çırpınan kuşlar uçacak. İyiyken iyi olacaksın, kötüyken kötü. Gülünce
güleceksin net bir biçimde, ağlayınca... Bitecek, bileceksin”
4 yorum:
yazını o kadar düşündürücü buldum ki kendi adıma...şimdi okuduktan sonra diyorum ki, acaba bu bir dönüm noktası mıdır hayatta veya acaba yaşımızla ilgili mi tüm bunlar, yaşanmışlıkla mı,farkındalıkla mı...kendimle baş edebiliyor muyum.sorgular bitmez ama hayat inadına devam eder:)
kalemine sağlık...
o koyu harflerle yazdıkların alıntı mı? yoksa tamamen sen misin?
Sevgili sarı laleler, Buket Uzuner der ki, "huzursuz ruhlar cevrelerinden görülecek kadar acı çekerler" Donum noktalarına gelınce, onlar hıc bıtecekmı kı? sanmıyorum, kendıyle bas edemeyenlerın farkındalıgı hep acı olmustur, bır arkadasımın sozlerı gelıyor aklıma hep, "hem haklı hem de mutsuz olmak ıstemıyorum" Sevgıyle.
Sevgili ss, koyu renk olanlar alıntı oldugu bellı olsun dıye belırttım, cok ama cok sevdıgım bır yazardan,belkı de okumussundur onun ozel anlamlı yazılarını, Ece Temekkuran,
sevgıyle
İnsanı kendiyle hesaplaşmaya iten bir yanı var sanki ya da bende ki yansıması mı öyle oldu bilemiyorum, ama tekrar tekrar okumak isteği uyandırıyor. Sanki daha söyleyecek çok şeyi var gibi.. Yüreğine sağlık..
Yorum Gönder