Pazar, Nisan 18, 2021

 Hafta sonu demeye on bin şahit gereken bir hafta sonunu yedim bitirdim:))

söyleyeceklerim bundan ibaret demek isterdim fakat biraz laflayayım. 

Ramazan etkilemezdi beni hiç ama bu sefer performansım düştü. Zorlanıyorum. Uykusuzluğum yordu beni belkide ondan. Yapılacak işler listesini uzattıkça uzatıyorum az az üzeri çizilenler oluyor sadece. Ona da sevinemiyorum. Zira ders hazırlığı, yl öğrencilerle görüşmeler, zorunlu toplantılar vs. Gözlüksüz hiç bir şey okuyamaz yazamaz oldum gözlerimi yeniden göstermem gerekebilir. kendime bir söz verdim bu hafta sonu, bir aha uzun bir süre dizi izlemek yok. Onun yerine birikmiş izlenecek filmlerimi izleyeceğim sırayla. bu hafta yine hafta sonu dahil 4 gün eğitimim var o zamana kadar toparlanıp gün yüzüne çıkmayı planlıyorum. Annem bu hafta İstanbul,2a evine döndü. Uzun zamandır Ankara'da ablamdaydı. Bu covid aşı bile olsan fark etmiyor. Aşı olmuş bir sağlık çalışanı arkadaşım 3. kez pozitif. Benim aklım iyice karıştı artık aşılara da. Bu gün bir arkadaşım 2023'e kadar uzaktan eğitime hazır ol dedi. Kötü bir şaka yapar gibiydi.

bu gün ekş mayalı pide denedim. Enfes oldu. Hiçbir şeyi beğenmeyen oğlum bile beğendi. Artık pideli ramazan günleri başladı bizde:)))

Önümüzde 4 günüm var eğitime kadar dolu dolu geçmesi gerek. Kendime talimat veriyorum buradan:)) 





Cumartesi, Nisan 17, 2021

 Uykusuz bir haftanın üzerine neredeyse 12 saat uyuyarak kendime geldim. Yani umarım gelmişimdir. 12 saattir uyumak benim tarihimde bir kaç kez olmuştur. Dizi bu hafta sonu biter zira 7 bölüm kaldı geride:))

Az önce kargodan merakla beklediğim paket geldi. Bu ara sabun yapımına merak salmıştım. New York'da yaşayan ve bu işi şahane yapan bir arkadaşım bana uzaktan eğitim verdi sabunla ilgili her şeyi öğretti bana ve ben iki kez sabun yaptım. Sabun biraz zor. Kullanılması için ise 6 hafta gerekiyor. İlk yaptığım sabunu kullanmaya yeni başladım. İçinde Hindistan cevizi yağı, badem yağı, Hint yağı, kakao yağı, avokado yağı, sızma zeytin yağı, e vitamini, bal, yulaf ezmesi, lavanta yağ var. Yani sanırsın az sonra bir yemek servis edilecek gibi. Piyasadaki sabunların nasıl korkunç bir ey olduğunu çözdüm. Yapım iekli, içindekiler yüze asla sürülmez. Ondan bu kadar ucuz bence. Onlar deterjan çünkü. Sabun başka bir şey. Soğuk yöntemle yapılması gerek. Geleneksel yöntemle yapılanlarda sıcak yöntem onu da yüzüne sürmek doğru değil. Benim sabunum yüzümdeki makyajı enfes temizledi. İçindeki yağlar nemlendirdi.  Kremlere takım olarak tasarladım ve bu ilk denemelerimi 9 arkadaşıma dağıttım hediye olarak. Saçlarımı da bir süredir sabunla yıkıyorum. Bunu da Mardin'de kadın girişimcilerin yaptığı enfes sabunları keşfetmiş olmanın rolü büyük. Semim Sabunları. https://semimsoap.com/ Bence herkes denesin bu enfes sabunları. Çok titiz yapılıyor içindeki yağlar güvenilir. Saçlarım enfes oldu bu sabunlarla. Saçımı boyamayı bırakınca kimyasallardan içindekileri okumaya fırsat kalmayan şampuanları bıraktım.  İşte ben kendi yaptığım bu güzel sabunlara  bir mühür tasarladım ve onu yaptırdım. Bu mühür kargosu geldi az önce. Yanında oğluma da   kitap için bir mühür tasarlamıştım. İstanbul sevdalısı oğluma İstanbul temalı ama işiyle ilgili de küçük bir detay ekleyerek.  O da geldi. Umarım beğenir görünce. Şimdi uyuyor.

Hafta sonu sokağa çıkma yasağı var uzun zamandır. Ama ben bunu neden hiç hissetmiyorum diye düşündüm. Çünkü evden çıkamıyorum uzun zamandır zaten:) yürümek için çıkıyorum evin önünde biraz yürüyorum buna bir şey diyen yok en azından. Evin hemen yanında bir yürüyüş yolu var dere kenarında. Çıkıp 1 saat yürüyorum orada bazen. Ama şimdi oruçken içimden yürümek de gelmiyor.

dizi bu gün biter ve ben artık kendi hayatıma dönebilirim, işlerime bakabilirim diye düşünüyorum. Fakat kız kardeşim benimle aynı görüşte değil:) bir de dizinin bende yarattığı bu etkinin normal hayatımı yaşamayı zorlaştıracağı görüşünde:) 

Ben hemen adapte olurum her şeye. Üzerinde ciddi düzeltmeler yapılacak bir makalem var bakışıyoruz. Bir de hakem olduğum makaleye bu hafta sonu bir ivme kazandıracağım inşallah amin:)


Kitaplara mühür basmayı seven kaç kişiyiz bilmiyorum. İstiyorum ki herkes kitabına kendi adını yazıp kişiselleştirsin:) 

Bu sabun için mühür. Ama belli olmuyor. En kısa zamanda yeni bir sabun yapmalıyım bunu kullanmak için

Perşembe, Nisan 15, 2021

 Bu hafta Pazartesi dışarı çıkmıştım en son. yarın Cuma bir de yarın çıkacağım. Bu haftaki derslerimi bitirdim bugün. 

 İlginç bir hafta geçiriyorum. Hatırla Sevgili dizisinde 55 bölüm izledim. Hafta sonu tamamlarım 68 bölümü. Şu anki tek pişmanlığım keşke oradaki çocukluk anlayışı, çocukluk kavramlarının nasıl işlendiğine dair içerik analizi yapsaymışım. Bence müthiş bir çocukluk kavramı vardı. Büyük acılar, büyük umutlar, büyük dostluklar. İnsanın karanlık dehlizleri,  insanlık dışı işkenceler. Fakat bu tarihsel süreç içinde çocukluk anlayışının işlenişi muazzam. Daha önce incelenmiş mi bir araştıracağım. Geçmişten günümüze şekillenen bir çocukluk algısı var. Çocukluğun değer algısını şekillendiren kültürel kodların köklü değişimlere maruz kalmasının yolculuğu. bence müthiş işlenmiş...

. Aklımdan ne muazzam sorular geçiyor bu konuda...

Dün akşam oğlum geldi İstanbul'dan. 10 gündür yoktu. O gelene kadar  neredeyse hiç mutfağa girmedim diyebilirim. Kendim için geçiştirdim hep. Dün ekmek pişirdim. Bugün onun için güzel bir iftar menüsü hazırladım. Kendisi verdi menüyü; mercimek çorbası+ İzmir köfte+ pilav+salata. Bu pandeminin bana hediyesi oğlum. Yurt dışındaydı geçen yıl Nisan sonunda geldi. Tam 1 yıldır birlikteyiz. Uzaktan devam ediyorlar hala. Ona uzun bir aradan sonra öyle çok alıştım ki. Yeniden gittiğinde zor olacak bana eminim. Şimdi varlığının tadını çıkarıyorum. Bu diziyi izlerken 1994 yılında Ankara'da evliliğimizin seyrini değiştiren bir suikast olayının detaylarını konuştuk oğlumla. O da babam bana bu konuyu ilk kez anlattı anne bugün dedi. 

Yarın iki haftadır görmediğim Eylül'ü görmeye gideceğim. Ona kitap seçeceğim birazdan çocuk kitaplarımın içinden. Sonra alışveriş yapıp dönerim sanırım. 





4 yıl önce bu Litvanya'da hep bir havalara uçma pozları vermişim. karşıma çıkıp duruyor. Bir daha ne zaman gideriz böyle yerlere beli değil... 

Salı, Nisan 13, 2021

 Bu gün dersleri evden yürüttüm. Sabah ders arasında kargocu kapıyı çaldı. Bir baktım enfes bir kitap. Arkadaşlarım yollamış. Çok güzel bir süpriz olarak çaldı kapımı.  Oturdum içindekileri bir süre inceledim. Bu ramazan uygulayacağım birbirinden güzel reçetelerle, renkli resimli şahane bir kaynak. 100 doktor 100 tarif. Derslerimi yaptım ve evden hiç çıkmadım. Her boşlukta beni esir alan dizimi izledim:)) bu yüzden de donuklaştım 






Pazartesi, Nisan 12, 2021

 Dün gece yine yeni nur topu gibi doğan dizime bir 6 bölüm daha ekleyerek uyudum:))) sabah erkenden başladım güne. Hafta sonu ful zamanımı aldığı için eğitim programı hiçbir şey yapamamıştım. Öğlene kadar evde  temizlik yaptım ve biraz adam ettim dağılmış evimi. Öğleden sonra yüksek lisans öğrencimin tezi için öğretmen-çocuk ve ebeveyne sorması için bazı sorular hazırladım. Mühendislik Fakültesinden ikinci danışmanlığını yaptığım bir öğrencimle çalışıyorum. Şahane bir robot hazırladı. Robotu okul öncesi sınıflarında eğitim robotu olarak kullanacağız. Öyle kurguladı. Mühendislik kısmında ilk danışmanı destek oldu ben anlamıyorum orayı. Ama eğitim ortamlarında kullanma kısmını birlikte çalışıyoruz. Özellikle özel eğitim öğrencileri için de kullanılabilecek bir tasarım bu. Robotun sınıf içinde bir rotası var. O rota üzerinde seyahat ediyor ve belli istasyonlarda durarak çocuklara çeşitli kavramları söylüyor, bekliyor çocuklar bulup getiriyor doğru oyuncağı. Okul öncesine uzak bir bölüm mühendislik ama Elif çabuk öğreniyor. Mühendislik okumuş ama hayali okul öncesi öğretmeni olmakmış. Ne güzel birleştirdi aldığı eğitimi ve hayalini.  Bir oyun aracı gibi. Mühendislik becerisiyle eğitimi birleştirme gayretimiz takdir edilmeyi hak eder:) robotun bu gün deneme uygulamasının videosunu yollamış Elif. Çocuklar dikkatlice komut bekliyor ve hemen söylediği kavrama uygun oyuncağı bulup alıyor. Ardından bir makalemizin son okumasını yapıp biraz bir şeyler ekledim. Okumam gereken bir kaç sayfa bir de. Tüm gün başka ne yaptım? Bu kadar. Fazla bir üretim yok bu gün. Bir de akşam üzeri dışarı çıkıp bölüm arkadaşlarımla akşam yemeğine katıldım, ardından bir arkadaşa hediye aldık. Bunun  dışında bir şey yok. Bir makale düzeltilmeyi bekliyor. Bir de öğrenci ödevleri fakat dikkatim çok dağınık. Biraz da hüzünlü müyüm ne?  Ben bu akşamda bir kaç bölüm izleyeyim:)

 Ne güzel ramazan geldi. Bana da huzurla güzellikler taşıması için dua ettim... 


Şule'yi kıskandım şiir konusunda. Heybemden bu çıktı bu akşam

Öyle çıplaktın ki içinde şiirden başka
hiçbir şey yoktu, gövden neyi hatırlıyorsa
ona inanıyorum, beni hatırlamasa da, biliyorum
bazı uzaklıkların hiç mektup beklemediğini.
Haydar Ergülen


Bu fotoğraf tam 4 yıl önce bu gün Litvanya Klaipeda'da baltık denizi kıyısında çekilmiş. Kucağıma düşüverdi bu gün...
Yine ne zaman çıkarız böyle seyahatlere özgürce...


Pazar, Nisan 11, 2021

 Sabah 9,30'da başlayıp akşam 19'a kadar süren yoğun eğitim programının ardından başka bir şey yapacak güç bulamayınca kendimde biraz dinlenmek için uzandım 1 saat uyumuşum. Alperen olmadığı i.için yemek de yapmamıştım. Bir şeyler atıştırdım. Şule'yi okuyunca aklıma hatırla sevgili düştü. (onun yüzünden oldu her şey) Yalnız çok kötü bir zamanda saat gecenin 11'i. Kendi huyumu da biliyorum bir diziye başlayınca insan gibi her gün 1 bölüm izlesem hiç bir sorun yok. Fakat abartıyorum duramıyorum. O yüzden de uzak duruyorum dizilerden. Dün gece de aynısı oldu. Diziye başladım. Ve sabah 6 oldu 5 bölüm bitti. ) sabah 9 .30'da toplantım olduğu için hemen azıcık uyudum, kalkıp kendime söylene söylene duşumu aldım:)) 

Ada'yı özlemişim ben de. Çokça hüzünlü olduğu için hayatımdaki en son Ada hikayesi, daha çok sarsıldım diyebilirim. Ama sadece Ada değil. Öyle romantik bir hikaye izlemek de dokundu bana. Yanlış çağda doğmuşum ben galiba. Dizide her şey ne kadar naif ve gerçek. Şimdilerde çok şeyi sahte bulduğum için zaman zaman gözlerim doluyor olur olmaz şeylere.Dün gece diziyi izlerken zaman zaman kendimi orada bir kahraman olarak hayal edip cevaplar verdim. Menderes dönemi olaylarını çok merak ettiğim  bir dönem ne var hayatımda. O zamanlar ne yok yalayıp yuttuğum bir siyasi dönem. Fakat madem bu dönemin romantik bir ilişkisini izledim aklıma Kürşat Başar'ın Başucumda Müzik kitabı geldi. Dönemin Adalet Bakanı Fatin Rüştü Zorlu'nun aşk hikayesi ile taçlandırılan siyasi bir roman. Çok çok etkilendiğim bir kitaptı o da. Okurken kah kızıp kah ağlamıştım. Yazarın bir röportajında Emin Çölaşan'ın Tarihe Düşülen Notlar kitabında taraflardan biriyle ölmeden önce yaptığı röportajı okuyunca bu romanı kurgulamak düşmüş aklına. Bunu okuyunca hemen o kitabı aramaya koyulmuş ve Kadıköy'de ikinci el sahaflarda bulmuştum. Tam bir iz sürdüm orada yaşanılanları detaylandırmak için. Dün gecede çok duygulandım. Bu dizi hayal gibi hafızamda. Bazı yerlerinde evet izlemiştim derken bazı yerleri silik zihnimde. İzledim mi izlemedim mi bilmiyorum. Silik. Tarihi çok eski belkide izledim ama unuttum. Nasıl kaçırmışım bu diziyi, fark etmemişim ya da bu. Hele müzikleri beni benden aldı gece sabaha kadar.  Baktım 68 bölüm:) delirip bir haftada izleyeceğim diye çok korkuyorum kendimden:)) 




Cumartesi, Nisan 10, 2021

 Havalar nasıl bu kadar sıcak derken birden düştü sıcaklar ve çok şükür yağmurlar başladı. Bu sene heryerde yağışlar oldukça az. Köyde buğdaylar bile azıcık yeşermiş. Dünyadaki iklim değişiklikleri ve kuraklık kapıda artık. Dünyayı çok hor kullandığımız hissi çok canımı acıtıyor.

 Hobi bahçeme gittim bu hafta maydanozlar soğanlar naneler coşmuşlar. Bakımsızlıktan küsmemişler ama ben mahcup oldum onları toplarken. Bahçeyi işleme zamanı gelmiş. Fakat br süre daha bahçeyle ilgilenemeyeceğim sanırım.  Deli gibi bir koşturmanın ortasında buldum bu hafta yine kendimi. Perşembe başlayıp pazar akşamı bitecek bir eğitimim vardı. Başladı. Diğer her şeyi erteledim o yüzden de. Çocukların ödevleri bile buna dahil oldu bu hafta. Hiç film izleyemedim az kitap okudum, bir kez ekmek yapabildim bu hafta. Biri Ankara'ya gitti, biri okulda bir arkadaşıma biri bir öğrenci evine ikram oldu, biri de yoğun bakımın en yoğun çalışan doktoruna verildi dün öğlende. Bu günlerde  geceleri az az araştırma projelerini okumaya çalışıyorum azar azar. Birazdan başlayacak eğitimimi beklerken yazıyorum. Bu eğitimle 3 yıl önce tanıştım. Çeşitli aşamalardan geçtim. Çok şey kazandırdı bana, çok şey öğretti ilişkiler adına. Şimdi  ilişkilerde ustalık eğitiminin Desegner bölümüne kadar geldim. 

Eğitimden kulağıma küpe olsun diye bir not paylaşayım. 

"Güçlü olmayanın merhamet hakkı yok. Fakat merhamet ile tavizi karıştırmayın. İnsanlar ya güçlü değiller ya da merhametli değiller. Siz güçlü ve merhametli olun.  Benim karşımdaki insanlara fayda sağlamak amacıyla güçlü olmam ve hata yaptıklarında da merhametli olmak gerek

"Sebeplere motive ol. Sonuçlara değil.    Sonuçtaki motivasyonun sebepteki motivasyon hakkını elinden alacak. Sebepler için çalış ki sonuçlar seni üzülmesin. Sonuç odaklı olursanız iki kötü arasında seçim yapmak zorunda kalır ve hızlı kandırılırsınız.  Sebeplere odaklanmak, nasıl yapabilirim deyip en iyisine konsantre olmak demektir. Sonuç odaklılık istekleri ortaya çıkartıyor ihtiyaçları karşılamıyor." 

"Niyet ana kapıdır niyetleri yanlış takdir edersek ana kapıdan yanlış girmiş olacağız"

"iyi olmak için sonuçtan uzaklaşın ve sebeplere odaklanın  İyi yer herhangi bir insanı reddeder, iyi yer iyi insanı ister"

   Hep sebepleri sevdim ve odaklandım. Sonuç başarısız olmasına rağmen yıllarca İngilizce çalıştım vazgeçmeden. Ve sonuç bana verildi sebeplerimin hatırına belkide. Çok istedim doktora yapmayı, acaba bu sebep mi sonuç isteğimi diye düşündüm. Doktora süreci hem akademik anlamda hem de alandaki ilişkiler adına çok şey kazandırdı bana o yüzden sebeplerim güzeldi diyebilirim. 

 Öğrencilerime karşı hep çok merhametli oldum. Belkide tüm ilişkilerimde. Fakat belkide karıştırdım çoğu zaman taviz ile merhameti. 


                                    1 aydır uğramadığım bahçemdeki maydanoz şenliği bu 

Perşembe, Nisan 08, 2021

 Havaların aniden Temmuz sıcaklarına dönmesine uyumlanamadım ben henüz. Sersemledim hava ısınınca sanki. Dışarıdan gelince üstümde bir yorgunluk oluyor. İstanbul'dan döndüğümden beri bir yerlere yetişme telaşı var hep üzerimde belki de ondan dolayı bu üstümde oluşan ağırlık.Yine de planladığım şekilde kitap okumaya devam edebiliyorum diye fazla kendimi sıkıştırmıyorum.

  Dün uzun zamandır gitmediğim bahçeme gittim maydanozlar naneler yemyeşil olmuşlar. Biraz maydanoz nane soğan toplayıp attım arabaya evde bir güzel yıkayıp pamuklu bezlere sarıp dolana kaldırdım. Yemeyi unutmazsam tabi:)) akşam şahane ekmekler pişirdim, yeni pamuklu mayalama bezlerine sarıp sarmaladığım 4 ekmek, sonra bir sürü ders yaptım ama yine ödevleri okuyamadan uykum geldi. Bu hafta bizim bölümden bir arkadaş Doçent oldu onun kutlamaları oldu hep. Her gün onun odasına bir kez uğrayıp bilumum kuruyemiş, çukulata çay-kahve ziyafetine tabi oldum. Acıktıkça üst kata çıkıp ne var ne yok yokladım. Bu sabah da ekşi mayalı ekmeğimi alıp kahvaltıyı odasında yaptık Betül ile birlikte.  Bu gün akşamdan itibaren 4 günlük bir eğitimim başlıyor. Cumartesi pazar ful bu eğitimle geçecek. Hafta sonu kar bekleniyormuş. O zaman en güzel şey çevrimiçi eğitimler.

Bu güzel kız çok çalıştı ve şimdi tebrikleri kabul ediyor artık. Daha güzel çalışmalara başlangıcı olsun inşallah bu yeni yolu 



Bu kahvaltı ekmeğini keserken araştırma görevlimiz Betül on bin fotomu çekmiş, bence saçlarımın girileri değil ekmeğin rengi daha dikkat çekici olmalı:))))

Pazar, Nisan 04, 2021

  Dün gece döndüm İstanbul'dan. Ne zor oldu Sivas Hava alanından Havaş servisini iptal etmişler. Otogara git oradan otobüs bul sinir oldum kurumsal hareket edemeyen bu firmaya. Ben geldim oğlum gidiyor sabah.

 Tüm gün birikmiş, sıraya girmiş olan işlerimi yaptım. Üstüne de iki çeşit krem yaptım, bir de Araştırma Projesi dersini alan öğrencilerimle toplantı yaptım. Şu an elime kitabımı alıp uykuya dalmaya gidiyorum. O kadar yorgunum. Oysa bir film izlemek vardı aklımda. Bu hafta o filmi izleyecek bir zaman bulmalıyım. Yarın bölümden arkadaşımın kutlaması var. Doçent oldu. Yarın okula gideceğim onu görmeye. Uzun stresli bir bekleyişin ardından huzura erdi. Ne zor bu bitmeyen dünya işleri diye aklımdan geçiriyorum. Ben çocuklarla deneysel çalışmalar yapsam, çocukların mizacına göre ebeveynlik, öğretmenlik yapma, onların doğasını bozmadan gelişimlerine destek olma konularında seminerler versem, çocuk dostu öğretmen yetiştirsem, akademinin hırslı ve yarışmalı sahasında hiç olmasam keşke. Neyse bu konuyu unutalım...

Sabah küçük beyi Havaş'a bırakacağım önce. İstanbul'dan küçük bir nostalji radyo aldım kuzenimle. Hem de Eminönü'den. Alperen söyleniyor ne gereksiz bir şey bu diye ama mutfakta hep o açıktı acayip beni mutlu etti. Keşke daha önce alsaymışım dedim. Köyde dedemin evinde vardı. Kocaman bir radyo. O radyonun başında arkası yarın dinlerdim. İlkokul yıllarımda tek farklı şey evde o radyodan gelen sesti. Fakat ananem fazla açtırmaz pili bitecek derdi:)  Mutfakta gün boyu bu radyodan müzikler haberler, sohbetler yükseldi. Şimdi bunu yazarken de duyuyorum enfes müzikler geçidini. 




Bu gün bu fotoğrafa denk geldim. Bu adam ne zaman büyüdü diye bakıp duruyorum çocukluk coğrafyasına

Cuma, Nisan 02, 2021

İstanbul'u özleyecek kadar uzak kalmışım evet.  Kuzenim için geldim bu kez. Babasını kaybetti. Benim için çok anlamlı yas sürecinde destek. Ölüm hep çok soğuk ve çok zor. Zorluğuna acısına yapacak bir şey yok ancak duygusal destek kolaylaştırabilir her şeyi. Buraya gelirken en çok toplu taşımalardan endişe ediyordum yalan yok. Fakat hiç de ihtiyaç duymadım neredeyse. Hava alanından bir arkadaşım aldı sağ olsun. Son dakikaya kadar geleceğini beyan etmemiş olsa da, gelişi beni sevindirdi. Çok makbule geçti. Pazartesi kuzenimle Süleymaniye Cami tarafına gittik. Arabayı otoparka koyup çift maskelerimizle önce Kanuni ve Hürrem sultan türbelerini ziyaret ettik. Cihan Padişahının Hürrem sultana olan aşkını okuduğum bir yerde Kanuni henüz yeni biten Süleymaniye Camisinde cuma namazı kıldırmak için hazırlıkları başlatır. Hürrem Sultan da gelir namaza. Padişah Hürrem'e "burası benim kalbim" der camiyi işaret ederek. Padişahın gözleri ışıldar Süleymaniyenin ihtişamı karşısında. Hürrem Sultan da şöyle der o vakit; "Madem burası senin kalbin o zaman beni ölünce senin kalbine gömsünler" camide bir müddet dua ettim. İyi ki Allah var dediğim saatlerden sonra bahçeden bir süre İstanbul'u izledim. Yürüyerek Eminönü'ne kadar indik neredeyse. Burnumda tüten deniz, iyot ve yosun kokuları eşliğinde. Yeniköy'e gidemedim bu kez annem Ankara'da olunca toplu taşımayı kullanmak da istemeyince kaldı. İç sesimle konuşarak, Yeniköy için yeniden gelmeyi dileyerek. 

Bu hafta hep buradaydım fakat çevrimiçi derslerimin hepsini eksiksiz yaptım. Üstüne bir uzman görüşü raporu yazdım. Bir kitap bitirdim. Çok az dışarı çıktım biri pazartesi tüm gün diğerleri sadece 1 er saatlik kısa keşifler şeklindeydi, bir de bugün 2 saat alışveriş içindi. Haftaya yeniden gelesim var diyecek kadar gözüm doymadı ama yarın gidiyorum. Dün yıllar önce anasınıfı öğretmeni olarak görev yaparken öğrencim olan genç ve güzel bir anneyi kısa bir süreliğine ağırladım. Rüya gibi birkaç dakika bahşetti Allah bana. Bir gün durumumda arazide ineklerin yayıldığı bir resim paylaşmıştım üzerine de "İstanbul'da uyandığıma kim inanır" gibi bir şeyler yazmıştım. Bir mesaj aldım "Hocam Bahçeşehir'de olmalısınız size yakınım kapıdan da olsa sizi görmeyi çok isterim"dün akşam üzeri kendi gibi şeker olan kızını da almış gelmiş. Elinde bir demet kendi gibi rengarenk güzel çiçeklerle. Sitenin bahçesinde yarım saat kadar sohbet ettik. Ben onda kendi gençliğimi gördüm o bende muhtemelen çocukluğunun izlerini aradı. Bunca yıldır üniversitede gençlerle çalışıyorum ama asıl besin kaynağım çocuklar bunu anladım bir süredir. Ne zaman bunu anlasam neden hep daha fazla hüzünlendiğimi buldum. Çocuklarla olan ilişkimi ve çalışmalarımı daha da artırmam gerekiyor sanırım. Yarın dönüyorum. Ve fakat kalbimi burada bırakıyorum... Ömrüm yeterse eğer, bir gün kalbimle bedenimi aynı şehirde misafir edeceğim...



Şu güzelliğin 6 yaşında öğretmeni oldum. O benim gençliğimin ve en taze öğretmenliğimin bir hediyesi gibi çıktı geldi. Ben onun çocukluğunun izleri oldum kısa bir süreliğine...  Bu fotoğrafta o güzel gözlerini yummuş. Fakat o çocukken de gülümserken gözleri küçülür, iltifat edildiğinde ayakları birbirine dolaşırdı...