
Sabah uyanınca, içim acıdı fark ettiğim şeyden… Çok fazla acıdı içim… Sanki bir şeyler kayıp gitti avuçlarımdan, ya da içimden bir yıldız daha kayıp gitti… Acının tarif edilebileceği ne kadar çok kelime varsa, o kelimelerin hepsi geçti içimden… Böyle durumlarda hep olduğu gibi kendimi, yaşamımı, beklentilerimi, elde ettiklerimi, edemediklerimi, yenilgilerimi, yanılgılarımı, başarılarımı kısaca aklıma gelen her şeyi sorgulamaya başladım. Sonra sorgulamam bitti, kendimi sürekli bir ceza verme durumunda bıraktığım için kendime olan kızgınlığımda hafifleyince görmem gerekenleri görmeye başladım, ya da görmem gerekenleri görebilecek ışığa kavuştu gözlerim. Aydınlığa çıktım. İşte tüm bunların ardından çıkageldi bu tatile çıkma fikri. Belki de bu kadar hesaplaşmanın ardından bir yenilenme, bir tazelenme heyecanı sardı beynimi ve bedenimi, bunca hesaplaşmanın ağırlığından kurtulma, denizle kucaklaşma, yosun ve iyot kokularını içine çekme arzusu belirdi yüreğimde. Yeniden canlanma arzusu, belki de yaşadığımı gerçekten de hissetmeye ihtiyacım olduğu sinyallerini veren sadece yüreğim değil aynı zaman da bedenimdi de. Tatil teklifi ise aslında nerdeyse bir yıldır aralıklarla yapılan bir teklifti ama hiç bu kadar etkili, önemli, değerli, anlamlı ve cazip olmamıştı, sanırım zamanlama denilen şey bu olsa gerek, kendimle hesabımı yeni bitirdiğim bir anda çıkıp gelivermesi! –bazen işaretlere de inanmak gerek sanırım- Bir de tabi insanın nerde olursa olsun gerçekten ‘arkadaşım’ diye bahsini edebildiği birilerinin varlığını bilmesi, samimiyet ve güvenle, üstelik hiç çekinmeden ve hiçbir kaygı duymadan kendini ortaya koyması kadar enfes bir şey olamaz! O ne güzel bir histir ki anlaşılmama kaygısını hiç taşımadan, hiçbir şeyden çekinmeden, korkmadan, utanmadan, içinde acabalar barındırmadan, içinizde ki çocuğu bile saklamadan üstelik, tüm doğallığınızı üzerinize giyinip,
Yıllar önce benim arkadaşlığım için yazılmış satırlar düştü zihnime, bir arkadaşım bana; “Onun o gökyüzü kadar saf, temiz ve berrak kalbinde bir yer bulmuşsam ve ona birazcık olsa ulaşabilmişsem ne mutlu bana. Eğer onunla şimdiye kadar, iyi bir arkadaşlık kurabilmişsem ve onu tanıyabilmişsem, bunu onun bir arkadaşlık kurmadaki çabasına ve başarısına borçluyum… ÇOK YAŞASIN…” yazmıştı, ne demek istediğini anlayabiliyorum, arkadaşlık kavramının da ne kadar değerli ve korunası bir şey olduğunu öğreneli uzun yıllar oldu, üstelik yere düşürmeden taşınması gereken bir cam fanusun içinde, özenle saklanıp, büyütülmesi gereken bir şey olduğunu da hiç unutmadan yaşıyorum uzundur.
Evet,
iyi ki!



