Pazar, Haziran 20, 2021

 Cumartesi sabah 6 da uyanıp oturdum çalışmaya başladım. Epey yol adlım 4 saat kadar çalıştım sonra kalktım bir hızla nevresimlerimi değiştirdim, çamaşır yıkadım, astım, evi süpürdüm sildim, toz aldım bu da bir 2.5 saatimi aldı. Tekrar oturdum pc başına sakat ayağımı uzattım sınav sorularını hazırladım sisteme yükledim. Haftaya bizim final haftası artık dersler bitti.Tam son sınavı da yükledim annem aradı beni hastaneden çıkarıyorlarmış gel al beni dedi:) hemen giyinip çıktım evden gittim annemi hastaneden çıkardım. Eve getirdim baktım çok iyi. Sen dedim evde kal dinlen şimdi benim biraz işim var dışarı çıkacağım.  Uzun yıllardır görmediğim ama birlikte çok güzel yılları paylaştığım artık Çanakkale'de yaşayan arkadaşım geldi. Onunla buluştum 3 saat geçirdik birlikte. Ne çok özlemişim Açık havada bir restoranın bahçesinde çay içip yemek yiyerek eski yılları hatırlayarak yad ederek ve ayaklarımı uzatarak... eve döndüm baktım annem pek iyi hadi dedim seninle bahçeye gidip bakalım küsmüştüm ama ne durumdalar görelim fideler. Hava kararmasına 45 dakika kadar ancak vardı hemen bahçeye gittik baktım benim güzel fidelerime bir şey olmamış hepsi yerinde huzurlu ve mutlular. Bahçede bir yarım saat kadar ot yolduk annemle baktım annem iyileşmiş otları yolda pancar yapraklarını kopardı ben bunlardan boranı yapacağım dedi:) iyileşmiş dedim kardeşim arayınca akşam. 

Pazar sabahı 8 de uyandım, musluğu açtım suyumuz bitmiş:) kartlı sisteme alışamadım, kartı aldım hemen evin yakınlarındaki  matiklerden su yüklemeye gittim dönüşte fırından simit poğaça aldım geldim annem kahvaltı hazırlamış balkonda kahvaltı yaptık. Ablam aradı o arada birlikte annemin babalar gününü kutladık:) annem babam biz çok küçükken ölünce hepimize babalık da yaptı diye her sene babalar gününü kutlu olsun anne deriz. Özellikle en küçük kız kardeşim babam öldüğünde 11 yaşındaydı. Babam ölünce annem 4 kızıyla İstanbul gibi bir yerde yalnız başına yaşadı. Bence annemin öyküsü bir başarı öyküsü ama o uzun bir konu burası şimdi uygun değil...

Tüm pazar günümü çalışarak geçirdim neredeyse. Perşembe günü öğretmenlere vereceğim bir çevrimiçi eğitimin hazırlığını yaptım. Kitap bölümüm neredeyse bitti çok şükür. Birinci sınıflarla yarım saatlik bir sınav öncesi soru cevap toplantısı bile yaptım.  Annemi gönülledim aralarda da:) hastaneden çıktı ama herkese tüm gün telefonda cuma günü gene çağırdı doktor beni diyor:)) sevinçle anlatıyor:) cuma yeniden gideceği için yeniden çok mutlu:))




                         Babamla olan bir kaç fotoğrafımdan biri. Onu kaybettiğimde 19 yaşındaydım. O kadar az anımızı var ki... Çocukluğumun en önemli 6 yılı onsuz geçti çünkü....Fakat buna rağmen çoğu zaman olsaydı keşke şöyle olurdu belki derken yakalıyorum kendimi

8 yorum:

şule dedi ki...

ay çok sevindim bahçenin zarar görmemiş olmasına. çok iyi haber bu!

anneciğinin babalar gününü benim için de kutla :) öperim ellerinden.

Butterfly dedi ki...

Ayy sorme ben de görünce dedim ayy size bişey olmadı mı fidecikler. Hatta biberler çiçek açmıştı. Hatta bir önceki doludan zarar gören mısırlar bile boy atmışlar büyümüşler. Bahçe mesut:) pancar yapraklarından şahane bir yoğurtlu meze yaptık. Biz onu salata niyetine tüketiyoruz ama enfesti:)

oytunla hayat dedi ki...

Gelmiş geçmiş olsun diyelim anneciğinize...
Onlar iyi olsun hep ♥

Fideler bak ne güzel sevindirmiş sizi bu sefer.

Sevgiler

Ekmekcikız dedi ki...

Bahçe kendini kurtarmış demek ki! Çok güzel haber. :)

Babamızı erken kaybetmenin zorluğunu kardeşim ve ben de yaşadık, 14 ve 17 yaşındaydık. Çabucak büyüyor insan.

Butterfly dedi ki...

Sevgili Oytunla hayat çok teşekkür ederim. annem de fideler de çok iyi şükür:)
sevgiler

Butterfly dedi ki...

Sevgili Ekmekçikız ne kadar zor günleri kucaklamışız erken yaşlarda. fakat bu kadar güçlü olmanı babanın yokluğuna borçlusun demişti kız kardeşime Amerika'daki hocası bir gün...

buraneros dedi ki...

Kendimi kaptırdım gittim yazıya, içinde köy geçince kaçınılmaz olarak bir zaman yolculuğu başladı elbette; yaz tatillerinde köyü yaşamak, muhteşemdi. Hatta bir ara okulu oraya nakledip de orada dedem ve anneannemle yaşarken okulu da devam etsem dedim ki yaşadığım şehirle büyüklerimin köyü arası epeyi uzun bir mesafe.:) İzin vermediler tabii ki:) Yazıyı okurken aklıma hep Kemal Tahir'in Bozkırdaki Çekirdek romanı geldi nedense, kırsal çekiyor sanki beni:)

Cezalar kısmı üzücü, eskiden ne güzeldi, kaçılabiliyordu:)

Babayı -çok güzel anılarla birlikte- 20 yaşında yitirmiş biri olarak-o kısmı- çok iyi anladığımı da belirterek, çekiliyorum:)

Butterfly dedi ki...

Köye göç etsem nasıl olur dediğim zamanlardan geçiyorum sanki. Köy benim sığınağım gibi.
Trafik cezalarından tırsar oldum:))

Babalar ve çocukları bitmeyen anı kutusu...