Çarşamba, Haziran 16, 2021

 on günlük özet geçeyim bari diye oturdum başına:) annem geldiğindne beri doktor-hastane-tahlil ile uğraştık bir hafta. Bu hafta sonu cumartesi sabaha karşı artık annem dayanılmaz mide bulanısı baş dönmesiyle acilde bulduk kendimizi cumartesi tüm gün acildeydik neredeyse akşamına yeniden gittik. Pazar sabahı korka korka uyandım gene kötüydü. Yoğun bakımın hocası yakın arkadaşım annemi takip ediyordu şekerini tansiyonunu. Yatıralım artık dedi. Özel oda kalmamış ama anneme süit oda ayarladılar hemen yatırdık pazar öğlende Annem hastaneye adım atar atmaz iyileşti. Bir mutlu oldu anlatamam. Kendini güvende hissetti sanırım. Herkesle kanka olma modunda yattı hastaneye. Pazra gününden beri rutinimizi ben her sabah ve her akşam hastaneye gidiyorum yanına. Her gün daha da çok mutlu iyileşiyorum burada diyor:))) Şekeri kontrol altına alındı ama sodyumu düşük onu bulmaya çalışıyorlar. Neredeyse bütün bölümlerden konsültasyon alınıyor anneme baştan ayağı bir check up yapılıyor neredeyse. İyi olsunda artık dedim. Ben annemi yatırdıktan sonra gelip bir sürü iş yapıyorum tabi, bu hafta Çocuk İçin İçerik derneğinin ilk işlerini yaptım. (bu iş beni çok heyecanlandırıyor bu aralar) Bir çocuk kitabını ve bir çocuk filmini yaş grubu, içerik ve uygunluk bakımından raporladım. Bu iki günümü aldı neredeyse ama içime sindi. Siteye iki yeni köşe yazısı yazdım ama henüz editörde. Bu yeni projemiz ve çok faydalı işler yapma hayaliyle yola koyulduk. Son sınıfların araştırma projelerini okumaya başladım, derslerin son haftası hala sınav sorusu yazmalarım bitmedi. Haftaya bir öğretmen eğitimi sözü verdim onun hazırlığı var. Ayağımın bağlarını kopardım bu arada ama Şule haklı hiperaktifliğime nazar değdi kesin:) 3 hafta takacağım nur topu gibi bir atelim oldu. Dün bahçeye dolu yağdı ve ben gitmedim bakmaya artık. bahçeye küstüm sanırım. Ama hep olumsuz şeyler olmuyor bu gün Amerika'da okuyan yeğenimin mezuniyet tören vardı. University of California Irvine psikoloji bölümünden mezun oldu. Boğaziçi psikolojide başladığı yolculuğunu tamamladı. Bu sonbaharda mastera başlıyor. Onun da kabulünü aldı zaten %1 lik dilimden mezun oldu. Yolu açık olsun. Pek duygulandım buradan. Babası ve kardeşi yanındaydı. Keşke biz de olabilseydik. Pandemi şartlarında değişik bir mezuniyet olmuş önce tek tek çekim yapmışlar sonrada törende onları montajlamışlar herkese randevu verip özel mezuniyet çekimleri yapılmış. Neden biz de bunu yapmayalım ki?

Yarın bu dönemin son 3 dersini de yapıp sınavlar için start veriyorum. Finalleri de okursam eğer benden mutlusu yok. 

hafta içi bir arkadaşım aradı telefonla "burada senin tanışmanı istediğim biri var yetim bir çocuk 10 yaşında ama hikayesi çok hüzünlü "dedi. Bütün yetim hikayeleri hüzünlü zaten dedim içimden. Hemen atlayıp gittim. Hikayesini kısaca anlatayım. Bıcır bıcır bir kız çocuğu. 10 yaşında. 5 yıl önce Afganistan'dan kardeşi annesi ve babasıyla gelirken gemide askerler babasını vurmuş, baba denize düşüp ölmüş oracıkta. annesi ve abisi ile birlikte yeni bir yaşama doğru yola çıkmışlar. Bu anı şöyle anlatıyor; "babam çok yakışıklıydı. Ben küçüktüm 4 yaşındaydım ama babamı denize düşerken hatırlıyorum bir de çok yakışıklı oluşunu hatırlıyorum" evlerinde sadece halı ve minder var oturacak.onuda çalışarak almış kadın. Henüz çok genç 30 yaşında. İki kardeşe bir ranza vermiş birileri annenin yatağı yok. Avukat ya da ingilizce öğretmeni olmak istediğini anlattı bıcırık. Çok yokluk içinde ve fakat o kadar mutlu bir çocuk ki kelimelerle anlatamam. Işıl ışıl. Çocuk haklarına aykırı bulmasam fotoğrafını paylaşırdım burada. Gözlerim dolu onu dinlerken, pazartesi günüydü. Keşke bir gardrobum olsa dedi kıyafetlerimi koysam. Dün 3 arkadaşımı organize ettim hemen ona beyaz tam istediği gibi 3 kapılı bir gardırop bir de annesine yatak aldık eve gittik " tam hayalimdeki gardırop" dedi. haftaya doğum günüymüş. Bu günde onu alışverişe götürdük kıyafetler aldık. Bir arkadaşım o masrafları üstendi. Ona bir doğum günü yapacağız haftaya sınıf arkadaşlarını da çağırarak. Tüm organizasyonu ayarladık. Birisi pastasını üstlendi. Annesi terziymiş ona da bu gün bir dikiş maki nası aldık evde dikiş dikecek. İlk etapta bez torbalar diksin biz satalım sürdürülebilir bir şey ortaya çıksın dedim.Kendi başlarına geçinecek bir ortam hazırlayalım yapabilirsek.  Anne bu ramazan ayında intihara kalkışmış ambulansla hastaneye gitmiş bu kız çocuğu nasıl korkmuş. Hayat ne kadar zor bazıları için dedim çok ağladım çok ağladım, çokk. Sonra hemen küçük bir organizasyonla ilk ihtiyaçları karşılandı. Şimdi yatağa uygun nevresim yokmuş ben getiriyorum dedim yarın götüreceğim evde çok fazla kullanmadığım nevresimler vardı ayırdım. Bu gün alış verişe ben katılamadım ayağımdan dolayı çok gezmeyim dedim bir arkadaşım onu aldı götürdü. Anlatıyor; yok bu kadar çok şey almayalım lütfen yeterli bu kadar demiş durmuş. 

Öğlenden sonra dersim bitince anneme gitmeden önce Eylül'e gittim seni haftaya bir doğum gününe götüreceğim dedim hikayesini anlattım can kulağıyla dinledi. Okuduğu kitapları konuştuk birlikte kiraz yedik. Bana babasından bahsetti. Annesi biraz hüzünlendi, dertlendi birlikte gözlerimiz doldu. Bana ayağımdan dolayı ne ypabileceklerini sordular, beni rahat ettirmek için koşup durdular ayağımın altına sandalye koydular yastık getirdiler, gelip evde her şeyi yapayım ben dediler, nasıl güzellikler. İhtiyacım olursa tabiki ararım dedim. Burada yaprak zamanı, meşhur Tokat yaprağı:) bana köyden yaprak getirmiş kim saracak bunu dedim ben sararım ne zaman istersen dedi. iyi yaprak saracak kimsem de oldu böylece. Misafirim gelirse adres belli :) eve dönerken kapının önünde bir kedi paçalarıma yapıştı korkuyorum normalde kedilerden ama o kadar miyavladı ki aç bu dedim bekle sana yiyecek alayım. markete girdim kediye ne alınır az çok tahmin etmeye çalıştım bir küçük yoğurt aldım baktım bekliyor orada beni,  hemen açtım yemeye koyuldu. 

Ne güzel bir gündü dedim. Çok şükür çok güzeldi. 

Bence son 10 günümü atlaya atlaya özetledim.




Mezuniyet gururumuz. 
İlk defa bir aç kedi doyurdum. Şule dedi bu dişi:) o kadar uzağım ki kedilere:)






 


8 yorum:

şule dedi ki...

sen cennetlik bir insansın. ve işin güzeli bunu cennetlik olmak için yapmıyorsun :) içinde insanlara yardım için gürül gürül akan bir çavlan var sanki. kendimi çok şanslı hissediyorum arkadaşım olduğun için :)

anneciğinin hastanede olmaktan mutlu olması çok güzel bence. tersi olsa daha fena olurdu herşey. ne güzel, iyileşip çıkacak.

şu afgan kızın öyküsü yüreğimi dağladı resmen.

yeğenini tebrik ediyorum. yolu hep açık olsun.

ayağına dikkat et, çok yorma, atel iyi gelecektir. benim ilk blog zamanlarında da böyle bir ayak burkma maceram vardır. acul insanlarız ya, ondan oluyor bunlar bence :) geçmiş olsun çok çok

Sade'Ce dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Sade'Ce dedi ki...

Hay allah küt diye yayınlandı ama silersen sevinirim okuyunca ;)

Butterfly dedi ki...

Sevgili Sadece c yorumu yayın iznini çoktan kaldırmıştım ama isteğiniz üzerine sildim. Elbette katılabilirsin. Çok güzel olur hem de

Butterfly dedi ki...

Şuleciğim yanlış düşünmüşsün bildiğin cennete gitmek için yapıyorum ayol:) başka niye olsun:)
Şu doğru sanırım içimde bir çağlan var hakkaten yardıma ihtiyacı olan çocukları bulup minicik de olsa bir ihtiyaçlarını gidermek. Bu öyle maddi şeyler değil inan her zaman o kadar maddi imkan bulunmaz ama mutlak bir şekilde dokunmak bir yarasına merhem olmak. Bu afgan çocuk kitap okumayı çok seviyormuş mesela zengin çocuk kitaplığımı ona da açıyorum okuyacak verecek okuyacak geri verecek:)

ayağım bir daha incinme burkulma gibi bir şeyi kaldıramaz sanıyorum artık bu çok fazla hasar aldı son yıllarda. 3 hafta takarım takmasına da sonrasında yürüyüşlerim kısıtlanacak diye biraz canım sıkılmıyor değil hani.

sen de yi ki benim arkadaşım olmuşsun, ben de çok şanslıyım. Çok şükür,

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Kelebekciğim,

Anneciğinin hastanede iyileşmeye başlamasının benzerini biz de annemi doktora götürdüğümüzde yaşıyoruz.
Derdinin dinlenmesi, doktorun ona söylediklerini yapınca sıkıntısının azalacağını düşünmesi, iyileşmeyi sağlıyor, kolaylaştırıyor. Eski nesilde özellikle kadınlarda böyle bir durum olduğunu gözlüyorum.
İyileşiyor olduğunu hissetmesine sevindim, en önemli gelişme o. :)

Yeğenini tebrik ederim, büyük bir zorluğu aşmış, hem de böyle ek sıkıntılarla dolu bir dönemde. :)

Sana çok geçmiş olsun, ayak önemli, fazla yorup zorlamamak lazım. Kısa zamanda geçmesini dilerim.

Bir de senin yaptığın yardımları içten sevgiyle izlediğimi söylemek istiyorum. Bir destek gerekirse, -uzakta olunca, nakdi destek belki daha çok- elimden geleni yapmak isterim.

Sevgiler gönderiyorum.

Mert dedi ki...

Ya çok çok çok geçmiş olsun!!!
(bu arada, blog'umda kitapla ilgili bir sürpriz gelişme var :) kitabı okursanız yorumlarınızı mutlaka bekliyorum)

Butterfly dedi ki...

Canım Ekmekçikız, demek ki bir tek benim anam değil bu hastane tutkunu:) bunu duymak iyi geldi:)
Yiğenim cidden zorlu süreçlerden geçti ama mutlu olduk hepimiz. Ayağım aslında iyi ağrım az sadece hareketlerim kıstlı ama yürüyorum çok şükür. benim sınavım bu sağ ayakla geçenlerdede çıt parmağımı çarpıp kırmıştım:)))
destek talebineçok sevindim, eğer gerekirse elbette seve seve. Şimdilik burda bir kaç arkadaşım var onlarla hemencik birleşip biraz biraz koyarak alıverdik ihtiyaçlarını. Tabi söylerim isterim. Her zaman bulunmuyor bazen eksikler çok olunca bir sürü kişi geçenlerde 100 er lira verdik bir sürü ihtiyaç giderildi bizden çıkan azdı ama ortaya çıkan kocaman oldu kalabalık olunca.
sağolasın.
çok sevgiler