
Geçen gün Şükriye’yi yamacıma aldım kendimi dinletiyorum ona, sanırım fotoğraf makinesı o sırada Arzu’da olmalı çektiğini fark etmedim, nasıl konsantre olduysam artık, tam o sırada telefon geldi Berrin “Fatih Maraş’a gitmişti az önce aradı ki Nuran’a sürpriz bir paket yolladım otobüsle sabah almayı unutmasın diye, hemen “Dondurma” dedim, Maraş dondurması, unutmamış sevdiğimi, yaşasın diye de bağırdım. Sabah 9.00’da dersim olduğu için Gülşen’e tembihledim otogara uğrayıp alması konusunda, dersim bitince koşarak eve geldim dondurma dondurucuda beni bekliyor, daha yemeğe fırsat olmadan Yıldız aradı, “Dondurmayı bitirdiniz mi?” diye, ne zaman haberin oldu senin yaa, ne çabuk yayılıyor haberler burada dedim, tabi nerden bileyim ben Gülşen’in koşarak elindeki paketle önce okula gittiğini ve herkesin bundan haberi olduğunu, Yıldız Maraşlı olduğundan görür görmez “Yaşar pastaneleri” kutusunu anlamış, bunda dondurma var diye, ama ona dondurma bitti dedik:))
Fatih’e buradan teşekkür ediyorum, arkadaşlarımın ve eski öğrencilerimin “Nuran’ı mutlu etme kampanyası” açtıklarını düşünmeye başladım bile, ama buna neden gerek duyduklarını henüz çözemedim doğrusu, Ergin hocanın papatyalı saksıları ile Trabzon’dan gelen sürpriz kutunun hikâyesini daha sonra yazacağım:))
Fatih’e buradan teşekkür ediyorum, arkadaşlarımın ve eski öğrencilerimin “Nuran’ı mutlu etme kampanyası” açtıklarını düşünmeye başladım bile, ama buna neden gerek duyduklarını henüz çözemedim doğrusu, Ergin hocanın papatyalı saksıları ile Trabzon’dan gelen sürpriz kutunun hikâyesini daha sonra yazacağım:))
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder