Salı, Ocak 08, 2008

Özlemin tarifsiz kokusu...




Altı kardeş! Altısından dördünün buluştuğu bir fotoğraf karesi. İki baştakiler halalarım, biri en büyük halam, diğeri en küçük halam, ortadakiler ise amcalarım, bu resim karesinde iki kişi eksik, halalarımdan birisi, muhtemelen o ortamdan uzak bir yerde bulunduğu için, yani yaşadığı köyde olduğu için yok, ama bu resimde başka bir eksik daha var, istese bile asla bu karede olamayacak biri, babam! Evet, az önce bunu düşündüm, babam bu karede olsaydı eğer nerde ve nasıl olurdu, muhtemelen ortada, küçük boncuk gözleri ve buğulu bakışlarıyla sağdaki küçük halamın gözlerine benzer bir görüntü sergilerdi. Babam yaşarken çekilmiş resimleri bu kadar önemsemezken, yokluğunda, olmayacak olmasında bulduğum kekremsi tad nedir? Beni nerelere sürüklüyor acaba? Resmi incelerken acaba ne düşünüyorlardı dedim içimden; bu resmi ben çekmedim ama “sanki yıllar mı hızlandı? yoksa daha dun gibiydi her şey” der gibi bakmışlar objektife, ama iki hüzünlü bakışı yakalıyorum hiç vakit kaybetmeden, kırılgan iki bakış, iki hüzünlü kardeşin bakışı yan yana, içinde mutluluğun barındığı ama gene de hüzünlü olduğu apaçık görülen bakışları.. Kim bilir belki de çocukluklarını düşünüyorlardı, belki de bu güne kadar yaşadıklarının etkileri, yaşamın onları nasıl savurduğuna hayıflanıyor, aynı zamanda buluşabilmenin şaşkınlığı ile ılık bir huzuru aynı anda yaşıyorlardı, işte “hayat” diyorlardı, aynı yerde, aynı fotoğrafa bakabilmenin tadına varmaya çalışırken acıları ve hüzünleriyle de boğuşuyorlardı, aynı anda bütün karmaşık duyguları tarafından sarmalanıyorlardı, yüzlerinde ki derin çizgiler onları ele veriyordu, eksiktiler belki, uzaklıklar vardı ama bir o kadar da mutlu olduklarını gizlemeyecek kadar içten…

Resme bakarken birden gözlerim kamaşıyor, hiç hesapta yokken babamla gittiğim deniz kenarı, iyot ve tuz kokusu burnumu sızlatıyor, amcamla gittiğimiz Yeniköy börekçisi görüntüleri, bir yaz gecesi esintisi gibi zihnimin tavan arasından fırlayıp, gözlerime yerleşiyor, onlara özlemle bakarken, yüreğime bir giz düşüyor ve Cemal Süreyya geliyor gene aklıma;

Her ölüm erken ölümdür tanrım,
Yine de verdiğin şu hayat her şeye rağmen güzeldi,
Üstü kalsın…


Çok yaşasınlar! Çok...

15 yorum:

Emre dedi ki...

"Özlem zor zanaat" diyorum bu aralar, bu aralar çünkü evlilik bana özlemin ne kadar zor bir şey olduğunu öğretiyor, önce çok ağır gibi geldi ama zamanla alışıcam bunuda biliyorum, geçen bir arkadaşımla konuştum o da bana" yerin altında olacağına, dağın ardında olsunlar" dedi (ailemi çok özlüyorum), bazende kızıyorum kendime bencilsin sen diyorum ya en sevdiklerini bir daha hiç göremeyecekler ne yapsınlar hiçmi düşünmüyorsun diyorum ve allah en sevdikleri hayatta olmayanlara müthiş sabırlar vesin diyorum, karışık oldu sanırsam ama anca böyle ifade edebildim, gerçi daha söylenecek cümlelerim varda bi türlü bir araya düzgün bi şekilde gelemiyorlar. bende sevdiğim bir dizeyi yazsam belki alakalı belki alakasız,


Yalnızlığa dayanırımda
Bir başınalığa asla
Yaşlanmak hoş değil,duvarlara baka baka
Bir dost göz arayışıyla,
Saat tıkırtısıyla
Korkmam!
Geçinip gideriz biz mutluluğa
Ama;
“Günün aydın olsun” diyen biri olmalı
Bir telefon sesi çalmalı
Ara sırada olsa kulağımda
Yoksa zor değil hiç zor değil
Demli çayı bardakta
Karıştırıp,bir başına yudumlamak doyasıya
Ama;
“Çaya kaç şeker alırsın”
Diyen bir ses olmalıya
Ara sıra

CAN YÜCEL

Emre dedi ki...

DİZE DEDİM AYIP ETTİM, ŞİİR DİCEKTİM

Geveze Kalem dedi ki...

Kalanlar çok yaşasınlar,
Gidenin ruhu şâd olsun...

Ayşegül Taştaban Erzincanoğlu/ Behçet dedi ki...

Yazın bana da kaybettiklerimi hatırlattı.. Hüzünlendim...

Derin Sularda dedi ki...

Ne zaman fotoğraflara baksam, yada herkesin bir arada olduğu ortamlarda, hep gidenleri düşünürüm bende "acaba hayat onlarla nasıl olurdu şimdi" diye...

kedi dedi ki...

Yıldız yağmurlarından sonra devam edeyim:
İşe bu yüzden erken ölüp gidenlere hep bi haksızlık edildiğini düşünürüm.Neden yoklar?Neden erken öldüler?Bu bu şu hayatta ,işte bebeğimi gördüler,düğünümü,çocuklarımın okula başlamasını ama o ölenler?Neden diye düşünürüm.
Nedenini bildiğim halde:(((

Bu 4 kardeşe allah babanın ömrünü versin inşallah kelebeğim.

Butterfly dedi ki...

Hepinize Ümit Yasar'ın dizeleri ile cevap vereyim;

Zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum.
Önce beklemekten.
Ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan.
İkisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın.

Bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar,
Sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini...
Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını,
Kanunlara saygı göstermesini,
İnsanları sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar.

Ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun.
Ya o? Ya o?
İnsanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat,
Çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor,
Saadet bekliyor yaşamaktan.

Zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık.
Aradıklarının çoğunu bulamamış,
Beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak
Göçüp gidiyor bu dünyadan.

.......................

İşte yaşamak maceramız bu.
Yaşarken beklemek, beklerken yaşamak
Ve yaşayıp beklerken ölmek!

............................

Özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin.
Bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem.
Bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz.

kesmeşeker dedi ki...

Sitene girer girmez duygulandım.Gözlerim doldu.Ailem hastalandığı anda onları kaybetme korkusu düşer içime ve içim burkulur.Hayat iyisiyle kötüsüyle var.Kötü olan onları kaybetmekse, iyi olan onlarla geçirebildiğimiz zaman, anılarımız ve sevgimizdir...
Onları hala içimizde yaşatanda budur........
Sevgiler :))

Butterfly dedi ki...

Dogru, onemlı olan yasanılanlardır, onemlı olan sadece anılardır!
Hosgeldın:)

Emre dedi ki...

Bu postunu okurken işteydim ve hoparlör olmadığından fonda çalan müzüği malesef daymadım ama çok güzelmiş ya ne diyim insanı hüngür hüngür ağlayası geliyor valla.

Adsız dedi ki...

nicedir özlemişim
bu rüzgarı
hani doğu'dan eser
bahar akşamları

nicedir özlemişim
bir elma ağacının
dibine oturmayı

nicedir özlemişim
şoseleri,dağları

nicedir özlemişim
bir dosta sarılıp
ağlamayı

diyorum ben de.............

[ fiкяiмiи iиcє güℓü ] dedi ki...

Bir gün onları özleyeceğim duygusuyla her akşam bakarım gözlerinin içine içine. Her akşam kavuşunca ve evime gitmek için ayrılırken doya doya öperim onları. Yine de yeter mi bu, onları bir gün özlediğimde hasretimi bir nebze olsun dindirmeye bilmiyorum.:((

Babacığının ruhu şad olsun. Allah diğer sevdiklerine uzun ve sıhhatli ömür versin.

Hüzünlü de olsa merhaba.:)

Butterfly dedi ki...

Fikriminincegülü, hoşgeldin:) hüzünlede olsa hoşgeldin:)
aslında önemli olan sadece anılardır, ne kadar birikirse asla yetmeyecek, asla doyulmayacak olan yani, eğer yaşlanınca da hafızamız bizi terk etmezse sadece onlarla yaşayacağız, o zaman bolca anı biriktirmek gerek, en güzellerinden...
Sevgiler.

Unknown dedi ki...

Fonda çalan müzikle birlikte sadece resme bakmak bile insanı derin bir mana alemine doğru sürüklemeye yetiyor. Yazılarını da bu alemin içine dahil edince ortaya sevgi ve şefkat dolu bir ruh çıkıyor. Sıcak ve şefkat dolu, taptazecik sevgiyle dolu, ruhu olan bir post olmuş.

Gönlüne devasız dert düşmemesi dileklerimle..

Unknown dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.