Pazar, Ocak 20, 2008

Dünyanın en eski erotik tatlısı nedir?



Günlerdir nihayet bu Pazar günü acaba ne yapsak ki diyebilecek kadar boş zaman buldum, ve buraya da bir şeyler yazabileceğim, gecen günleri kısaca özetleyeyim;
10 gündür devam eden final sınavları çarşamba günü bitti ancak Pazar gününe kadar sisteme notların girilmesi gerekiyordu, ve ben gunlerdir bunu yapmaya çalışıyorum, daha dün gece tamamını bitirip internet ortamından ilan ettim, çünkü üzerimdeki ders yükü gerçekten çok, ancak iki gündür de cep telefonuma itiraz mesajları geliyor mesajın bir tanesini çok manidar olması dolayısı ile sizinle de paylaşmak istiyorum, bu bir uygulamalı sınavdı, gruplar kendi yaratıcılıklarını da ortaya koyarak okulöncesi çocuklar için bir kavramı öğretmeye yönelik oyun planlayıp oynayacaklardı, hatta o dersin vize görüntülerini daha önce yayınlamıştım, “oyun ıcınde oyun” baslığı altında, aynı dersin finali de yapıldı, üstelik cok da eğlenceli geçti, çocuklar emek verip bayağı uğraşmışlar tabi ama ben “evet güzel olmuş” dememeliymişim, ya da dedim madem o dediğim oyuna tam not vermeliymişim, telefonuma gelen mesaj; “hocam Allah’ta biliyor ya, o hazırladığım oyunu begendıgınızı düşünmüştüm, nerde hata yaptığımı öğrenmek isterim, haşa itiraz etmek değil amacım sadece beklentilerinizi karşılayamadığım için çok üzüldüm” bu mesajı yazan ögrencının aldığı not ise 90! Evet evet 90, ama o neden 100 olmadığını sorguluyor, hak verdim, her ne kadar defalarca bana mesaj cekip soru sormayın rica ediyorum sizden desem de önüne geçemediğim bu uygulama karsısında ona cevap verdim, “ beğenmemin tam not almanı gerektirdiğini sanmıyorum, çünkü; yaratıcılık gerektiren tüm etkinliklerde her zaman daha iyisi ve daha farklısı olabilir dusuncesının doğruluğuna inanıyorum, size de bunu iyi öğrettiğimi sanıyorum, aldığın not gayet güzel, seni tebrik ederim” dedim. Ama aklıma final sınavının olduğu gün gelen bir başka mesaj geldi, sınava 2 saat kadar var, okuldayım bir şeylerle uğraşıyorum bir mesaj düştü telefonuma, “hocam ben x, yurttayım xx arkadaşımız rahatsızlandı, sğrekli kusuyor ama doktora gitmeyi reddediyor sınav oldugu için, zorla doktora götürelim mi, yoksa sizi ilgilendirmez mi” önce bir şaşırdım, bu ne diye, sonra kısaca “doktora götürün” yazdım, tabi o “sizi ilgilendirmez mi” kısmının sorgulamasını sınav bitimine bırakarak, hala daha soramadım onun hesabını gerçi ama:) ikinci dönem başında bununla ilgili bir iç açıcı konuşma yaparım herhal:)
Bu Pazar sabahına her zamankinden daha rahat uyandım, Alperen “bu gün ne yapalım anne” diye sordu, tam bir plan yapmak üzereydik ki, onun arkadaşı aradı onlar birlikte plan yaptılar bana da onları gidecekleri yere bırakmak duştu.
Simdi bu aşurenin hikayesine geldi sıra, Perşembe akşamı beni eski okulumdan aradılar, Cuma günü aşure yapılıyor okulda mutlaka bekliyoruz diye, tabi bensiz olmaz aşure….
30 yaşıma kadar aşurenin tadını bilmiyordum, Ankara’ya her hafta gittiğim yüksek lisanslı günlerimin birinde Buket Uzuner’in bir öykü kitabını okudum “şiirin kız kardeşi öykü” kitabın içinde aşure ile ilgili bir hikaye geçiyordu, ve aşure için dünyanın eski erotik tatlısı deniyordu, o anda içimde inanılmaz bir şekilde bu tadını bilmediğim tatlıya karşı bir merak uyandı, okula gelir gelmez, ağırlama gıda bölümüne, dünyanın en eski erotik tatlısı nedir biliyor musunuz diye sordum, sonra da tabi kantinde ki herkese, benim neşeli, keyifli ve bol kahkahalı nu- lu günlerimden biriydi, (bir donem kendimi ikiye ayırmıştım, birisi -nu- idi) sonrasında da ben aşure istiyorum dedim, kırmadılar ve yaptılar, 30 yaşıma kadar aşurenin tadını bilmeyen ben aşure sever olarak anılmaya başladım, hatta bir arkadaşım o ara beni telefonuna aşure diye kaydetti…. Güzel günlerdi….

Az önce fırına portakallı kek koydum, Endişeli peri’den kıskanıp,onun tarif ettiği gibi sapsarı olur mu bilmiyorum ama akşam 5 çayına yetişmesi gerek, şimdi kek fırında pişedursun, portakallı kek kokusu mutfağı sarsın, ben de yıkanmış çamaşırları asayım, okunmuş sınav kağıtlarını yerine kaldırayım, tüm bunları yaparken bir Sezen Aksu parçası açayım, bu Pazar günlerdir hatta haftalardır ihmal ettiğim evimi toplayayım, unuttuklarımı hatırlayayım, umutlanayım…

8 yorum:

Geveze Kalem dedi ki...

Oh! Valla içim açıldı birden, ne güzel bir pazar tablosu bu böyle!:))
Portakallı kek mi dedin? :P(Ağzı sulanmış kişi ikonu)
Hazır asmaya başlamışken şu bizim çamaşır makinesindekilere de bir el atar mısın Butterfly'cığım?:) Valla güneşli bir pazar günü olması bile dürtükleyemiyor beni bu konuda:((of, puf!)

Ne sabırlısın. Ben şimdiye kadar kırk kere 'sizi ilgilendirmez mi?'nin ne anlama geldiğini sormuştum. Çok merak ettim gerçekten, bizi de haberdar et.
Ayrıca hocaaanım, niye ona 90 verdiniz allaasen?:) Haklı bence. Öğrencin olsaydım cevabın beni hiç tatmin etmemiş olacaktı ve kırgınlığım benzer bir meseleyle artacaktı, emin ol.

Butterfly dedi ki...

Sema'cıgım camasır asmaktan bıkmadım bu gun 3. makına yıkanıyor:)sabrımın tek kaynagı sınav dobemı olmasıydı, hergun 2 sınava gırıyorlar hırpamak ıstemedım, gecıstırmek de ıstemedıgımden daha etkılı olabılecegını dusundugum donem basına ve tabı herkesın de sınıfta olacagı- bır gune bıraktım hesap sormayı:)
90 ı sende begenmedın demek:) valaa keyfınız bılır, ne dıyelım,bu tarz bır etkınlıkte tam not, bana gore artık yapabılecek herseyın en ıyısı olmus demektır, oysa yaratıcılıkda sınır yoktur ve her zaman "baska" sorusu sorulur:) ama bir başka öğrencimin itirazını yerinde bulup not düzeltmesi yaptım az once, cunku gözumden kaçmış bir noktayı bana anımsattı, ınsanız sonucta hata olabılıyor:)
kek sımdı fırından cıktı ve nefis oldu Sema resmini cekip koyayım mı yoksa? ilk kez denedim bu portakallı keki...

Adsız dedi ki...

notun konusunda ki tavrını çok yerinde buldum.Çünkü sonucu, yapılan işlemle cevabının net olması gereken bir matematik sorusu değil...mantığın doğru canım arkadaşım....sevgiler

kedi dedi ki...

30 yaşıma kadar aşurenin tadını bilmiyordum
Ne büyük bi kayıp Kelebeğim yaaaa.

"Beni aşure kazanına atın"dermişim küçükenden beri.Hâla öyle diyorum atınnnnnn:)

Portakallı keki online biliyorum:)ama nassı oldu yaz.

s. dedi ki...

oh ya nihayet aramıza döndün :))
gerçekten harika bir pazar olmuş. O kadar yorgunlukla, evine böylesine zinde sahip çıkman ve keyfini sürmen bana çok teşfik oldu :)) hımmm...kekin kokusu buraya mı geldi ne? :P :D

Derin Sularda dedi ki...

Bu kadar pozitif bir yazını görünce bende oh çektim :) Bu arada asılmayı bekleyen çamaşırlar ve fırında pişen bir kek var, tesadüf mü dedin eh bir de sezen aksu şarkısı açayım tam olsun...

kendine çok iyi bak ve şu sınav streslerini falan üzerinden atıp aramıza dön...
Sevgiyle..

Butterfly dedi ki...

Sultan'cığım ben de senin gibi düşünüyorum, nihayet bir matematik sorusu değil yapılan işlem:)
Biyo, aşureyi 30 umdan sonra öğrendim, aramızda kalsın ama pek çok şeyin tadını 30 yaşımdan sonra öğrendim ben:) ama hala bir nescafe tadını bilmem mesela:)
sevgili ss, aranıza döndüm mü bilm
yorum, zira pazar gününden beri aslında yazacaklarım vardı ama koymadı işler gene:)
sevgili Yıldız Yağmurları, herzaman yorum yazamasam da hepoinizi takip ediyor aralıklarla olsa da mutlaka okuyorum, sınav stresi bitti ama bu kez kendi sınavımın stresi başladı, mart ayında ingilizce sınavım var, ve hala knsantre olup çalışamadım:(
hepinize sevgiler.

[ fiкяiмiи iиcє güℓü ] dedi ki...

Otuz yaş, bazen duvara toslamak gibi, bazen de güzel bir başlangıç olabiliyor böyle.:))