


Pazar günü kek nefis oldu, sapsarı portakal kokularıyla mutfağı sardı, geç saatlere kadar çay içip kek yedim bir de patlamış mısır istedi Alperen tabi film izlerken. Tembel bir pazar günü geçirdik.
Pazartesi okula gittim notların çıktılarını teslim etmek için, 1. sınıflar Çocuk Gelişimi ve Eğitimi dersinden döküldüler başarı oranı %49 olunca çocuklarda teker teker okula dökülmüşler, itirazlar var ama yanlışlık yapılma ihtimali üzerine değil, sorular çok zordu ama ne yapalım üzerine, ben de birkaçını karşıma alıp, "ben size bu konuları tek tek anlattım mı? sonra nasıl soru soracağımı açıklayıp örnek soru yaptım mı? son ders fınallerden önce anlayamadığınız bir kısım varsa yeniden anlatayım dedim miİ? dediniz hocam, eeee? kafalar önde, ders seneye yeniden alıncak çünkü bizim okulda bütünleme yok ne yazık ki. Ben de telefonumu bir ara kapadım, onun dışında önemli bir şey olmadı, çok geç olmadan okuldan çıkıp eve geldim zira yerler çok buzluydu.
Uzun zamandır evdeki kütüphanem üzerime üzerime gelmeye başlamıştı kitaplar düşecek gibi oluyordu, okuldaki kitaplığımı eve getirmeyi planlıyordum, zaten onu alırken de amacım bir gün eve getirmekti, ancak o zaman okuldaki kitaplarım ne olacaktı . Birlikte çalıştığımız arkadaşım Ramazan OTDÜ’de doktorayı kazandı ve geçenlerde gitti, kendisiyle çalışmaktan büyük keyif alıyordum ama onun geleceği için güzel bir başlangıç oldu tabi ama uğurlamak biraz buruk oldu benim için ve tabi ben biraz üzüldüm- hala da üzülmekte ve hayıflanmaktayım, ama darısı başıma inşallah- o giderken tabi odasını boşalttı ve kendi kitaplığını bana hatıra olarak bıraktı, böylece benim ofisimdeki kitaplarım onun kitaplığına aktarıldı böylece benim de uzun zamandır eve getireceğim diye göz koyduğum kitaplığım açığa çıktı, hemen bir öğrenciden yardım alarak onu eve getirdim ve yerleştirdim,hatta mum bile yaktım üzerinde kitaplar nasıl da aydınlık ve hoş duruyorlar diye, kitapları izlemeyi bile çok seviyorum ama hala okunacak onca kitabım beklerken sürekli yenilerini aldığım ve kendime engel olamadığım için zaman zaman kızıyorum da, gerçi nasılsa okurum diyorum ama hep istediğim kadar zaman ayıramıyorum artık okumaya, ya da eskisi kadar diyeyim, ama kitapları yerleştirirken yeniden açıp baktım bazılarına fark ettim ki kokular sinmiş sanki okuduğum zamandan, ben okuduğum tüm kitapların sayfalarına notlar alırım ve sürekli karalar ve bir şeyler çizerim, bu yüzden de artık özelleşmiş olur kitabım ve eğer birisi kaybederse o kitabımı, yerine yenisini alsa bile gelen kitap benim kütüphanemde emanet durur, bana ait olmadığı her halinden belli olur, ya da ben böyle hissettiğim için huzursuz olur onu oradan kaldırmak isterim, işte bu yüzden bir süredir bazı kitaplarımı okumak için ödünç vermemeye başladım, bana göre çok yadırganacak bir davranış şeklidir aslında, her şeyini paylaşan biri olarak ama ne yapayım daha iyi bir çözüm bulamadım.
Kitaplığımı yerleştirdim, koltuklara polar örtüler aldım serdim, sürekli cips ve patlamış mısır yiyen oğlum tarafından epey hasar verildikten sonra.
Dersler yok okulda ama benim özürlü çocuklara olan derslerim devam ediyor, Salı-Cuma-cumartesi günleri, onların gelişim raporlarını ve karnelerini yazacağım birazdan sabah eski okulumdan arkadaşlarım kahvaltıya gelecekler öğlene kadar onlarla çay içip tembellik edeceğim, hatta bir de örgü bile başladım, Alperen'de cuma günü alacağı karne için notlarını hesaplayıp duruyor, bu okul zormuş takdir alamıyormuş çünkü takdir için 2 krediye ihtiyacı varmış ama teşekkürde fena sayılmazmış, matematik ve fizik dersleri 5 ingilizce dersi 4 düşüyormuş, karnesindeki tek 3 biyoloji dersiymiş, hayıflanıp, sızlanıp duruyor, tatil böyle bir şey ama gene de kesmiyor içimdeki bazı özlemleri, benim burnumda İstanbul kokusu var, hafta sonu uçağa atlayıp gitme isteğim, indirimden kendime bir beyaz kaban ve siyah bir çizme alma isteğim, Ortaköy’de deniz kenarında bir ada çayı içip,martıların uçuşlarını izleyip,motor seslerini dinleyip, yosun kokusunu içime çekip, Yeniköy’de bir sahil gezintisi yapıp hüzünlenme isteğim…
6 yorum:
...Sema'ya gidip fındıklı kekle kahve sohbeti yapma isteğim, Barış'ın tombul göbeciğini mıncırma isteğim...
Eksik yazmışsın listeyi tamamladım.:)
Kitaplıklar sahiden seyirlik olmuş, kek de öyle. Polarları merak ettim, ne güzel olmuşlardır kimbilir...
Az daha unutuyordum, Alperen'e maşallah! aferin ya, bir daha aferin!
Doğru söylüyorsun Sema, eksikleri sen tamamlamış oldun:) Barış'ı mıncıklayıp biraz yaşam ışığı almak lazım, taze yaşam ışığı, ah nasıl da ihtiyacım var nasıl...
Bir ara koltukların resmini de çekip koyayım, polarlar nasıl durmuş diye:)
Alperen'i karne heyecanı sardı, darısı sana, ama sana bir sır, küçükken istediğin o büyüse keşkelerin yerini şimdilerde sevilmiyorsun, kucağa sığmıyorsun koca dana oldun ben küçük halini geri istiyorumlara bıraktı... Ahh o 3 yaşındaki hali gitmiyor gözlerimden, sevimli bir mucize gibiydi, ne çabuk geçti, ne çabuk geçtim ben herşeyden....
Sevgiler...
Kitaplığı olmayan eve ev demem ben, seninkide çok hoş olmuş güle güle kullan, bol bol oku...
kitaplık zaten şehane senle akla gelenlerden...ama ben yosun kokusu ve adaçayına takıldım..izmir e gidince ilk işim sahilde denize nazır bir kumru yemek ve arkasından
kemeraltında,esnafların birbirlerine attıkları laflar arasında dolaşmak olacak...ve tabii alsancak:)alsancakta mağaza vitrinleri önünde güzel insanların kokularını içime çekmek ,çekici izmir delikanlılarına bakarak gözlerimi şenlendirmek istiyorum...
"benim burnumda İstanbul kokusu var, hafta sonu uçağa atlayıp gitme isteğim"
Ah ah bu istek hangimizde yok ki? Nasıl tütüyor burnumda İstanbul.
Sevgili Ayşegül, kitabı sadece doku olarak bile seviyorum evet, bir evde kitap yoksa kitaplık yoksa eksik kalmış diyorum, nerde büyük kocaman bir duvar görsem buraya iyi bir kitaplık yakışır diyorum...
sevgili sarı lalaler, kıskandırmak için yapıyorsan başardın tebrikler, sen şimdi 15 gün yosun kokusu ada çayı iç, benim için de iç, benim iğçin de kokla ama....
sevgili özgürrüya, atla git ben gidemeyenlerdenim:) burnumda tütüp kıpırdayamayanlardan, zira tatilim bitti biz pazartesi başlıyoruz yeni döneme, sevgiler herkese...
Yorum Gönder