Ne kadar gerçekçi olmaya çalışsak da, içimizde hep hayal kuran bir yan vardır. Bazen hayat boyumuzu aşar, içinden çıkamadığımız sorunlar çoğalmaya başlar, işte o zaman mucizelerin peşine düşeriz. Böylelikle sırtımızdaki yüklerden, eksiklerimizden ve pişmanlıklarımızdan kurtulacağımızı hayal ederiz. Oysa yaşadığımızın dışında bir hayat, kendimizin dışında bir başka "ben" yoktur. Büyü Dükkânı, psikodramanın en popüler tekniklerinden biridir. Bu dükkân, mucizelerin gerçekleştiği bir mekanı temsil eder. Orada, hayattan istenilen her şey alınabildiği gibi, istenmeyen şeylerden kurtulmak da mümkün olabilir. Bu kitapta yer alan öyküler Büyü Dükkânı’nda geçer ve öykülerin kahramanları, dükkânın yaşlı satıcısından kendi hayatları için bir şeyler isterler. Kimisi korkularından kurtulmak ister, kimi de kendisini delicesine sevecek bir aşık... Ancak Büyü Dükkânı’ndaki alışverişler kolay değildir. Satıcı ile müşterileri arasında geçen sıkı pazarlıklar, aslında çok önemli hayat felsefeleri içermektedir. Kim bilir, belki de o müşterilerden biri sizsiniz. Yeşim Türköz, bir yandan mesleki birikimiyle psikodramanın bütün unsurlarını öykülerinde incelikle kullanmayı başarıyor, diğer yandan güçlü kurgusu ve zengin diliyle, bu ilk kitabında usta bir yazarın işaretlerini veriyor.Bu kitapla ilk karşılaşmama kız kardeşim Hülya vesile olmuştu, yıllar oldu neredeyse, ama hala önemini yitirmedi benim için, sonralarda bu kitabı defalarca okumuş, etrafımdaki herkese hediye etmiş, mutlaka okumalarını söylemiştim, daha sonra da öğrencilerime, bu kez mutlaka okumalarını salık vermiştim, Eğitimde Drama derslerini veren biri olarak, Psikodrama öykülerinden oluşan bu özel kitap bana çok şey kazandırdı. İstiyorum ki herkes okusun, herkesin farklı farklı öğretilerini ben de bileyim, öğreneyim, zenginleşeyim. Daha sonra aynı yazarın İç Dünya Oyunları adlı kitabıyla tanıştım, bu kez Büyü Dükkanı'nın devamını bekleyenlere güzel bir süpriz yapmıştı yazar, bu kez bir romanla karşımdaydı, onu da bir daha ki sefere anlatmayı planlamıştım ama verdiğim link gayet güzel anlatmış.
Kitaptan alıntı
“Bir insanın akıllı davranması için üç yol vardır; birincisi, iyi düşünmektir. Bu en soylusudur. İkincisi, taklit etmektir. Bu en kolayıdır. Üçüncüsü, denemiş olmaktır. Bu en acısıdır.”
7 yorum:
Büyü dükkanındaki müşterilerden biri olmak istemezdim...çünkü o sıkı pazarlıkların ne anlama geldiğini biliyorum. Ne ağır ve ne kahreden pazarlıklar olduğunu!Çünkü ben üçüncü gruptanım: hep denemiş olanlardan yani...
Ücüncü grup aynı zamanda en zor olanıdır da, çünkü yalnızca kendiyle yüzleşme cesareti olanlar bunu tercih ederler, pazarlığa gelince sevgili ss, hayatın bedeller üzerine kurulu olduğunu bizim gibiler zaten bilir, ancak bilmekle yüzleşmek her zaman aynı sonucu taşımaz,tıpkı bilmenin anlamakla ilgisi olmadığı gibi. Sevgiler
Bedeller, başkalarına dair ise daha katlanılır, ama kendi içindekilerle yüzleşmek...can acısı! :'(
Ne güzel anlatmışsın kitabı, okunacaklar listesine alıyorum. Ben de bu sıralar Scott Peck'in Az Seçilen Yol'unu okuyorum. Bir psikiyatr tarafından yazılmış, şu ana kadar okuduğum en güzel kitap.
zaten doğru davranış doğru düşüncenin ürünü değilmidir...ama hayatı anlamanın en kalıcı olanı denemekle olanıdır.Hasar vericidir ama hakiki olandır aldığın yaralar ve sıyrıklar seni sen yapar.....sevgiler
bazen iklimsiz kalır insan,çölde kendini arar/kendini arayana mecnun derler acemisi olanlar sevdanın
ve mecnun düşünün yolcusudur bilirsin
Ben, oğlumla ilgili olmadığı sürece, deneyerek -varsa- çekeceğim acıları çekerek olgunlaşma tarafında olmuşumdur hep. Acı kötü gibi görünse de içinde gizli bir tazelik barındırır bence. Her çöküşün yükselişi vardır ve bu yükselişlerin açacağı yepyeni kapılar...
Ben bu kitabı okurum arkadaşım;)
Yorum Gönder