Cumartesi, Eylül 29, 2007

Pastırma Yazı...

Yüreğimizde isimsiz korku dalgaları... Ekim kapıya dayandı... Önce kirazlar tatsızlaştı, sonra günlerimiz...
Ufuktaki bulutları sezenler, ışığın kıymetini daha iyi bilir. O yüzden pastırma yazı, bahardan daha değerlidir...
Şairin Yaprak Dökümü şiirinde söylediği gibi,


Sonbahar gelince pastırma yazının sıcaklığını
Ve ılık esintilerini hissediyorum tenimde!
Nasılsa bir sarhoşluk hali gibi gelip geçecektir bu mevsimde...
Ve hiç birşey kalıcı değildir nitekim şu mevsim gibi yeryüzünde...
Hanemizden yapraklar döküyoruz ulu bir çınar gibi bu mevsimde...
Çok yakında hiç birşey kalmayacak bizlerden,
Bizleri biz yapan değerler eksilirken bir bir hanemizden;
Ben bizle değil birbaşıma sürdüreceğim hayatımı şu evrende!

2 yorum:

birisinin yeri dedi ki...

Nuraycığım, aşağıdaki rahmetli babanla ilgili yazını okuduğumda çok ama çok doygulandım. Hele onun da birşeyler karaladığını duyunca vay be dedim. İçseslerini aktarmışsın yazdıklarına. Şaşırmamak, üzülmemek elde değil. Hele fotoğrafını da koymuşsun ki, benim de ergenlik hatıralarımda yeri vardı onun. Evet bir iki kare fotoğraf olarak olsa da...Çok görmedim kendisini. Zaten dükkanda da durmazdı yanlış hatırlamıyorsam. Ama hepimiz, annenin zorlu mücadelelerle uğraştığı,(bunlara bizzat şahit olmuşumdur ve kendisi de yıllar sonra da olsa bu konulardan bir nebze de olsa bana bahsetmiştir) Türkiye'ye liberal iktisat politikasının damgasını vurduğu yıllarda o zorlukları farklı bir açıdan yaşıyorduk.*** Neyse evler arasında 300 mt'den az mesafe olunca böyle eskileri hatırlayıp hüzünler sarabiliyor işte. Eskiye dönünce hangimizi kafası allak bullak olmuyor ki? Senin , benim, hepimizin...

Butterfly dedi ki...

Evet, sevgili Baver, babamın anıları bana hep hüzün taşır, onu yeterince anlayabilecek yaşa gelmeden ayrıldı aramızdan, benim de onunla ilgili hatırlarım ne yazık ki istediğim oranda güçlü değil! Bu günlerde "Aile" kavramını yeniden masaya yatırıp, sorgulamaya başladığım bir dönemde bu hislerimin sandıktan yeryüzüne çıkıp ortalıklarda dolaşması da benim için çok manidar! "Eski", eskimeden yanı başımda dururken, yeniyi çoktan kaybederek yola devam ettiğimi içim sızlayarak fark ediyorum, ama bu hayatımda hiçbir şeyi değiştirmiyor, hissettiklerimden başka! Hisler mi? onlar hele biraz beklesinler bakalım! Yeniköy'ü, çocukluğumu, denizin ışıltısını, salıncakta sallandığım parkı,küçük,dagınık ama sevimli bakkalımızı, o bakkalda durmayan babamı, sürekli bir mücadele içinde yaşamaya çalışan annemi, çocukluk sevinçlerimi, çocukluk hayallerimi, çocukluk beklentilerimi,çocukluk özlemlerimi geri dönülmez bir biçimde yitirdiğimi biliyorum... Artık biliyorum! Sevgiyle..