Pazar, Ağustos 26, 2007

Pazar kahvaltıları, arkadaş sohbetleri....







Bu Pazar sabahına da yalnız uyandım, (oğlum henüz gelmemişti) evde yapılcak işlerle kısa bir bakışma yaşadıktan sonra artık bir yerden başlamalıyım diye koyuldum, müziğimide açtım ki bana eşlik etsin diyeJ çok geçmeden telefonum çaldı, Şükriye “Hadi hemen bana kahvaltıya gel, Semralar da geliyor” dedi, -Şükriye ve Semra benim iki eski arkadaşım, meslektaşım aynı zamanda, Şükriye şimdi harika bir anaokulunun müdürlüğünü yapıyor, süper bir anne, öğretmen, arkadaş! Semra’da onun tam karşısındaki özel eğitim merkezinin müdürü, o da aynı şekilde çalışkan bir iş kadını, özverili bir anne, becerikli bir ev hanımı ve harika bir arkadaş. Biz eskiden üçümüz aynı okulda çalışıyorduk, üç çocuk gelişimci olarak…. Güzel günlerdi, hepimizin öğretmenler odasında ve okul kantininde çay eşliğinde öğrenci kurtarma operasyonları yaptığımız, gülmek ve konuşmak için bol zamanımızın olduğu yıllardı… Sonra hayat bizi savurdu! Onlar kendi işlerini kurdular, ben ise master öğrenimim bitince Üniversiteye geçtim ama hala bir araya gelip, birbirimizi anlayacak, birbirimize zaman ayıracak ve hatta dedikodu yapacak kadar yakınızJ Ne mutlu bize!

Uzun süren Pazar kahvaltılarını, kahvaltıdan kalkmadan çay eşliğinde yapılan masa başı sohbetlerinin tadını özlemişim… Konuşacak çok şey birikmiş, ikisi de tatilden henüz dönmüş olduklarından başta tatil mekânları olmak üzere çok şey konuşuldu, hatta erkeklerin arada bir keyifli sataşmaları, çocukların kendi aralarında ki oyunları, Kerem’e ısrarla benim ve Semra’nın o hangimizi sevdiğine dair sorduğumuz, çocuğunda “cıkk, ben annemi seviyorum” sözünü bıkmadan söylemesi bile birlikteliğimize son derece keyif katan kayda değer diyaloglar arasındaydı,, bir tek Rodeo yoktu aralarında-söz verdim Bülent’e söylemeyeceğim su parasını burada- JJ Fotoğraflar müdürümün balkonundan, resimleri çeken ben olduğumdan masada hiç olmayan da ben oluyorum doğal olarak… Bu güzel masa Şükriye'den...

Hiç yorum yok: