Ne zaman umutsuzluga kapılsam, ne zaman birşeylere olan inancım zayıflasa, yaşam bana inadına canlılık işaretleri gösterir, utandırır beni!


Gel beni yee yeee diye bağırmıyor mu şimdi bu katmerler:)

Sevgi'nin annesi....


Şeftalileri izlerken evime sadece 20 metre uzaklıktaki bu güzel bahçenin varlığından nasıl da habersizmişim diye hayıflanıyordum, hergün önünden geçtiğim bu evin ardında böyle bir güzelliğin saklandığını nerden bilebilirdim ki?
Emine ve Nevin balkonda çay içerken doğradılar şeftalileri, ellerine sağlık:)
Ve işte sonuç.....Bu sabah uyandığımda derse gitmenin dışında aklımda bir şey yoktu- Bir süredir özel eğitim merkezinde engelli çocuklarla çalışıyorum- ve saat 10.00 olmadan okuldaydım, Berna ve Neslişah ile dersimizi tamamladık, anneler ile görüşmelerimi de bitirince plansız bir şekilde eve doğru yol aldım, oğlum bu hafta sonu babasına gittiği için tek başıma bir plan yapmak da canım istemediğinden evde kitap okurum belki diye düşünmüştüm. Eve girer girmez Emine aradı, “Biliyor musun, sana çok yakın bir yerdeyim katmer pişiriyoruz”dedi, -Emine çok sevdiğim ama uzundur eskisi gibi görüşemediğimiz bir arkadaşım, eski oturduğum evden komşum aynı zamanda, ona şimdilerde “Eski komşum” diye hitap ediyorum, ama hala arkadaşım tabi- üzerimde eşofmanlarımla tarif ettiği yere gittim, bu bir bahçeydi, benim oturduğum yere neredeyse 20 metre uzaklıkta, içeri girer girmez burnuma hamur kokuları gelmeye başladı, yeşilliklerin içinde insanlar oturmuşlar katmer pişiriyorlar, Allahtan yanımda fotoğraf makinesi eksik olmuyor da orada resim çekebilme şansım oldu. Bahçe şeftali ağaçları, domates, salatalık ve yeşilliklerle doluydu, ben hemen heyecanlandım tabi bahçeyi görmek için, hamur açan kadınlar Emine’nin akrabaları ancak onları izlemeye koyulmuşken bir ses bana “hocam hoş geldiniz” dedi, öğrencimJ gülümsedim, meğer hamuru açan kadın Sevgi’nin annesiymiş, Sevgi benim lisede çalıştığım yıllardan öğrencimdi, güler yüzlü, çalışkan, şeker bir kızdı, görmeyeli 1 yıl olmuştur en fazla ama aynı güzel gülümseyen yüzüyle karşıladı beni, bu yıl ÖSS sınavına girmiş olmalıydı, sordum ne yaptın diye ve öğrendim ki tekrar benim öğrencim olacakmış, benim çalıştığım üniversiteyi kazanmış, birlikte gülümsedik… Şeftaliler ağaçta güzel duruyorlardı tabi ama görüldüğü üzere bir tepside de güzel durdularJ orada çay içip o güzel hamur işlerinden yedikten sonra-vicdanım sızlaya sızlaya tabi- Emine ile gidip Nevin'i aldık ve eve geldik ve o güzelim şeftalilerden bir güzel reçel yaptık, tarifini yazmayacağım zaten her yerde bulunabilir, ancak reçel ocakta kaynarken evin içini bir şeftali aroması kapladı buram buram, nefisti… Reçel kaynarken biz de Emine ve Nevin ile balkonda çay içip eski hatıralarımızı konuştuk, sen eskiden….. Biz eskiden….. Yükselen hüzün dolu kahkahalar eşliğinde…. Bu şehri sevmiyorum ama boğulmak üzereyken bana nefes alacak kadar izin verdiği zamanlar haksızlık etmemeye çalışıyorum... -Buna da züğürt tesellisi diyorlardı sanırım-:)
İşte plansız Cumartesi özeti…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder