Cumartesi, Mayıs 07, 2022

Mayıs

 

Ramazanın son haftası bizim vize haftasıydı. Ben de sınav sorularımı hazırlayıp asistanımıza bırakıp Malatya'ya gittim. Bir hafta boyunca orada çok sevdiğim bir arkadaşıma misafir oldum. Bir kadın doğumcu olarak sağlık sorunlarımı, hayatı, ramazanı, iyilikleri çoğaltmayı konuştum. Bana çok iyi geldi. Her gün kitap okudum, camileri gezdim, kendime, oğluma, anneme, ablama, arkadaşlarıma, aklıma gelen herkese bolca dualar ettim. Belki kadir gecesine bile denk gelmişizdir diye söylendik. Çok ama çok iyi hissettik kendimizi. Hafta sonu Ankara'dan ablam geleceği için döndüm. Bayram boyunca ablamla birlikte bu coğrafyanın unuttuğum yerlerini gezdik. Gökyüzü delinmiş gibi yağdı. Sanki Londra gibi dedim sürekli yağıyor. Ablamın burada danışanı vardı online gördüğü onunla yüz yüze seansı vardı onu da halletti gelmişken. Hastanun ayağına gelen psikiyatr oldum dedi :) birlikte Almus barajında gölü izledik. Ablam barajı İsviçre'ye benzetti. Bence de benziyor. Birlikte eski evlerin restore edildiği sokakları, Atatürk'ün kaldığı konağı, Mevlevihaneyi gezdik. Tokat yazmalarınıdan aldık, yedik içtik gezdik. Diyet gitti 1.5 kilo aldım:) 
Bayramda hava buz gibiydi ama evde bile olsak yalnız olmadığımı hissettirdi bana onun varlığı. Hastalarını da ayarlamış cuma gününe kadar kaldı. Onun storytel hesabından çok merak ettiğim Teoman'ın Fasafiso kitabını dinledim önce, kendi sesinden bu hikayeyi çok merak ediyordum. Teomanla epey bir süre -o Boğaziçinde okurken- aynı mahallede oturduk. O bizim bakaldan alışveriş yapardı, biz de onun uzun saçlı sırtında gitarıyla bakkala gelmesini beklerdik. Kitapta ne zaman Yeniköy adı geçse hemen o yılları düşünüp ablamla konuştuk. Ablam ben daha çok satış yaptım ona bira ve sigara alırdı dedi, ben de arabasından detaylar verdim:)  sonra da hemen bu uygulamaya abone olup 2 kitap daha bitirdim. Barış Bıçakçı ve Mahir Ünsal Eriş. İkisini de ilk kez okudum. O kadar beğendim ki. bence her ikisi de yeterince fark edilmemiş yetenekler. Cümleleri, kurguları çok hoşuma gitti. Kullandıkları dilin güzelliği zihnimde çok lezzetli bir tat bıraktı. Ama asıl bu ayın en önemli olayı bence benim sonunda sesli kitap uygulamasına evet demiş olmam:) 
Ablamı yolcu edince garip bir burukluk oldu. Sanki yalnız değildim de şimdi yalnız kaldım. Bunu oğlum gidince de hissediyorum. İnsanoğlunun unutmaya meyilli olmasının sonucu tüm bunlar. oğlum bayramda gelemeyeceğini uçuşlarının çok yoğun olduğunu söyledi. Eğitim uçuşları Aydın'da başladı. O kadar yoruluyorum ki anne dedi, uçuştan indiğimizde tüm tişörtümüz sırılsıklam... 
 İyi ki ablam geldi. Gelmese de yapacak bir şeyler bulurdum ama kendimi daha iyi hissettim böylece. Eski albümlerden fotoğraflarımıza baktık anılarımızı konuşup gülüp, duygulandık... 
Biraz önce kargo geldi. Oğlum anneler günü için bana telefon almış. Ben şimdi bütün teknoloji özürlü halimle bu telefonu kurcalayıp anlamaya çalışacağım.... 



                                                                     Almus barajı burası. 




Sulu sokak







Ablam Tokat kebabını görüntülemek için çok çaba harcadı. Bu efsane lezzeti Amerika'da okuyan çocuklarına yolladı










her kelimesini sindirerek dinlemek istedim. sanırım yeniden dinleyeceğim. Keşke daha önce okusaydım

Kitapta yalnızca "benim adım feridun" öyküsü bile olsa okumaya değerdi.
"yaşa, işe, güce, itibara en ufak hürmeti olmayan bu acıya aşk acısı diyorlar. kim olursan ol, seni saklandığın yerde er ya da geç buluyor, gelip göğüs kafesini ateşle sıvazlıyor ve sen içeride kapkara kurum tutuyorsun. ağzını açsan, alevler püskürüverecekmişsin gibi, ciğerlerine damla damla kurşun eritiyorlarmış gibi. kolay kolay geçmiyor, geçtiğinde de sen geçmiş olduğunu bile fark etmiyorsun. yağmurlu havalarda sızlayan eski bir kırık gibi sızlayıp duruyor, kendini hatırlatıyor."
2014 yılında da sait faik abasıyanık hikaye armağanı ödülünü kazanmış kitap

5 yorum:

buraneros dedi ki...

İki yazarın da bir okur kitlesi var, az değiller. Mahir'in eşi Oylum Yılmaz da çok iyi bir yazardır. Onun Gerçek Hayat adlı 132 sayfalık romanına bir göz atmakta fayda var derim, ben, ilk romanıdır. Hımmmm... Tokat Kebabı da dedim ama yazının sonunda.:)

Butterfly dedi ki...

Sevgili buraneros, gerçekten de haklısınız, biraz araştırıp karıştırdım ve ciddi bir okur-hayran kitlesi var. Gerçek Hayat'ı listeme aldım. Ancak şimdi yeni keşfettiğim bir başka kelime ustasına takıldım Nermin Yıldırım. Unutma Beni apartmanı ve Unutma Dersleri bitti. Misafir'e bugün başladım.
Vedat Milör'e sormuşlar yurt dışında ülkemizi temsil edecek bir yemek olsa ne olmalı diye, direk Tokat kebabı demiş:))
sevgiler

şule dedi ki...

aaa dün yorum yazmıştım ben. silinmiş resmen!

barış bıçakçı'nın ennnn sevdiğim kitabıdır "bizim büyük çaresizliğimiz". filmi de çekilmişti ve o da güzeldi diye anımsıyorum. aklında bulunsun :)

Butterfly dedi ki...

Şule'ciğim bazen yorumlar uçuyor bana da çok oldu:) ben silmedim, görmedim:) filmini izleyeceğim hemen fragmana baktım bile:) fakat ne güzel betimliyor. Kusursuz bir anlatım ama çok çokk hüzünlü. Belki Ankara'da okuduğum için de bana o Ankara tasvirleri içindeki aşktan daha güzel geldi hep...

sevgili günlük dedi ki...

Barış Bıçakçı ve Mahir Ünsal... Güncel edebiyatımızın pırlantaları, hayranları çok. Nermin de öyle; blogunuzu yeni gördüm, dolu dolu, severek geziniyorum arşivinizde.