Pazartesi, Şubat 07, 2022

 Hafta sonu büyük bir keyifle çalışıyordum. Nitel bir analiz yaptım iki gün boyunca. Yalnızca yemek-içmek uyumak dışında kalkmadım neredeyse. Lakin pazar günü okuldan sevdiğim bir arkadaşımın babasının kalp krizi geçirdiğini ve yoğun bakıma alındığını öğrendim. Çok geçmeden de vefat haberi geldi. Emekli öğretmen, 63 yaşındaydı... Bu sabah erkenden cenaze için Kayser'ye gittik oğlumla. Oğluma araba kullanmak istemediğimi söyledim, beni kırmadı götürdü getirdi... O kadar hüzünlü anlar ki... Bir ara nasıl dayanılır ki bu acıya nasıl öğrenilir dedi bana. Söylenecek söz yok... Babamı hatırladım. 51 yaşındaydı öldüğünde...Ben cenazesine bile yetişemedim. O kadar uzaktaydım... Babam öldükten 1 hafta sonra bana mektubu geldi. meğer öldüğü akşamın gündüzü bana mektup yazmış atmış postaneden... O mektubu ezberledim...

Kayseri yolu karla kaplıydı, gözümü aldı uçsuz bucaksız beyazlık. Mezarlık tam Erciyes dağını görüyordu. Gerisi rutin cenaze merasimi... Arkadaşımla aynı anabilim dalındayız. Çalışkan, düşünceli, babasına düşkündü... Bir arkadaşım demişti ki, en sevdiğimiz insan ölüyor ama onun cesedinden bile hemen kurtulmak ister gibi 2 gün içinde gömüyoruz. Başka bir seçeneğimiz yok, beklerse bozulacak vücut çünkü... Ne kadar hüzünlü... Cenazede bir jandarma geldi annesinin yanına "benim öğretmenimdi" dedi annesi yeniden ağladı, öğretmeninizi uğurlamaya mı geldiniz... 

Akşam eve döndük, yol yordu, cenazenin ağırlığı yordu. O yüzden de bir hevesle başladığım analizlerle şimdi bakışıyoruz. Yapmak istemedim... 

Eski bir fotoğrafıma rastladım az önce de, ilkokuldan. Nasıl da kendimi önemli hissediyorum... Oysa yeryüzündeki binlerce zerreden biriyim...

Hafta sonu Ankara'da olacağım tarım işçisi ailelerin çocuklarına eğitim içeriği hazırlama çalıştayı için. İçimde ki tek umut çocuklar için faydalı bir şeyler yapmak... Onun dışında her şey yokluk sanki...




Çocukluğumun masum bayramları. Şu şiiri okurken hissettiklerim hala capcanlı.

4 yorum:

şule dedi ki...

ne kadar hüzünlü ama aynı zamanda ne kadar şahane bir anı o mektup...ablam mardin'de öğretmenlik yaparken babamın ona yazdığı mektuplar var. sanırım ablamı kıskandığım tek konu budur...
arkadaşına sabır diliyorum. babam öldüğünde bir öğrencim başsağlığı için odama uğrayıp "hiç alışamayacaksınız bu acıya ama bu acıyla yaşamayı öğreneceksiniz" demişti. hâlâ anarım...öyle işte.
hayat kısa, kuşlar uçuyor demiş şair ya öyle...

Butterfly dedi ki...

Canım Şulem, ne kadar doğru alışmak değil ama onunla yaşamayı öğrenmek. Sanırım en doğru tanımlama bu. Hayat kısa hakkaten de kuşlar uçuyor....

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Kelebekciğim,
Bu sıra ne çok zamansız ölüm haberi aldım, çok üzücü. Gidene rahmet, kalana sabır diliyorum. :(
Sizin babanız da bizimki gibi genç gitmiş. Yerlerinde huzurla uyusunlar, onları iyilikle anmak kadar güzeli yok.

Butterfly dedi ki...

Sevgili Ekmekçim, gerçekten de öyle, az önce Şule'nin halasının haberi de sarsıcıydı. Bu hayatın hikayeleri hep çok hüzünlü geliyor bana...