Perşembe, Aralık 25, 2008

Yılın Son Karı, son kararı....



Sanırım o dışardan görünen sosyal ve dışa dönük yapımın içinde yalnızlığına ve mahremiyetine çok düşkün, hassas alıngan utangaç, çok kırılgan kendi içindeki ıssızda sessizce ağlayan bir kadın var. Bu nedenle bazen bana hiç benzemediği düşünülen çok sakin, minimalizim hayatı her yönüyle benimsemiş, az konuşan ve serinkanlı insanlarla çok ama çok iyi iletişim kurduğum oluyor. Görünüşte bu kadar zıttım olan biriyle nasıl bu kadar yakın arkadaş olabildiğim çevremdekileri daima şaşırtmıştır. Yalnızlığı da çok severim aslında, yalnız kalmak tıpkı yazmak kadar önemli bir ruh gereksinimidir. Benim için zorunluluk. Ruhumdaki fırtınaların iniş çıkışların sarsıntılarını tek başına göğüslemek için kendime zaman ayırmalıyım diye düşünürüm. Neşeli ve keyifli olmayı sevdiğim kadar hüzne de tutkuluyum. Çelişkilerimin büyük kısmının farkında, kendisiyle asla uzlaşmayan ama çoktan barışık bir huzursuz ruhtur benimkisi… Bunlar acıtır tabi… Ama hayatta böyle bir şey işte insan belli deneyimlerden sonra hayal kırıklıklarına karşı hala bağışıklık sağlayamamışsa eğer, yıllar içinde yaralı ruhuna iyi gelen bazı ilaçları keşfetmeyi başarıyor. Herkesin kendi bünyesine uygun ilaçları var. Benim ilaçlarımdan biri saklanmak, ağlamak ve yazmak. Yazmak unutturmasa bile iyileştiriyor ve başka yollar açıyor bana. Saklanmak ve ağlamayı ise hiç sorma.. Aylar süren kendimi berbat hissetmelerimi birazda olsa unutturabiliyor. Ve işte tüm hissedilenleri yazıya dökmek… yazmak çıplaklaşmak demek benim için..ruhum soyundukça savunmasız, korunmasız kalıyorsun… Yazmak, yüzleşmek demek. Yüzleşmek cesaret ister. Bu cesaret öyle yüksekten atlamak cesaretine benzemez. Atlamak! Atlarsın ve biter. Ya başarırısın ya da sakat kalırsın. Ve ya ölürsün. Ama yüzleşmek ömür boyu sürer ve çok acıtır…

Aşka gelince, aşkın her zaman kimsesiz, kadınca ve usulca yaşanan bir duygu olduğunu savunmuşumdur. Ama aşkın kör olduğunu da savunurum aynı zamanda çünkü aşkın kimyasında bir körlük var sanki kör olmadan o duygu seli yaşanmaz gibi geliyor bana. Çünkü aşk duygusal bir fırtına bir nevi güneş tutulmasıdır beklide.
Ama aslında gerçek aşk yalnızca hayranlık duymaktır. Benim herkes gibi olmasa da belirgin hayranlık noktalarım vardır. Ayırt edici bulduklarım…İki kez âşık olup, her ikisinde de derin hissiyata boğulmuş olmama karşın aşkın hep çok önemli olduğunu savunmuşumdur. Belki de yanlıştır bu ama hala da aynı yanlışı savunurum…
Evliliğe gelince, beraber yaşamak konusu her ilişki türünde iki kardeşten, anne-çocuğa, iki arkadaştan iki sevgiliye çok önemli çok hassas bir konudur. Beraber yaşayan iki kişinin birbirine rahat nefes alacak alanlarını bırakabilmek çok önemlidir derim. İki kişinin bunu başarabilmesi için gereken nitelikse özgüvendir. Yani o “karşılıklı saygı” sözü bence palavradır. Bunun aslı kendine güvenen insan karşısındakine de güvenir ve yönetmeye değiştirmeye çalışmaz. Mutlu evlilik kavramları uydurmadır. İnsan kendisiyle bile çatışır, kendisiyle bile uyum sorunları çekerken iki kişilik bir yaşamın pürüzsüz ve lineer bir mutlulukta sürmesini nasıl bekler? Olur, mu böyle şey? Her ilişki ve evliliğine iniş çıkışları ve sorunları vardır ve olacaktır. Her aşkın ve evliliğin üst şahikaları vardır, her aşkın ve evliliğin yerlerde süründüğü dönemler olur. Herkes kendi ilişkisini bu iniş çıkışlardan kendisine en fazla yansıyanını algılar. Yoksa bazı insanların dışardan ‘o’ ne mutlu bir evlilikleri vardı, neden ayrıldılar? Tanımlamaları çok komiktir. İyi ilişkiyi belirleyen bir diğer etken de çelişki ve çatışma sonrasında yere dökülen kalp kırıklıklarının karşılıklı yapıştırma döneminde kişilerin ne kadar samimi olduğudur. . ahh o samimiyet hiçbir zaman çıkarların önüne geçmeyi başaramamıştır ne yazık ki…
Aile konusuna gelince bence bir kadınla bir erkeğin çocuğu olduğu andan itibaren, tam o andan itibaren aile yaşamı denen düzenli ve sorumluluk dolu yaşam başlıyor. Aile yaşamı herkesi ama herkesi normalleştiriyor, evcilleştiriyor. Çünkü çocuklar her zaman düzenli bir hayatı istiyor ve müşteri daima haklıdır şeklinde diretiyor. Doğanın kanunu herhalde. Haa tabi bu bir tercih meselesidir. Aynı zamanda bunu yapmayan arkadaşlarımda oldu etrafımda. Ama benim tercihim, çocuk düzenli ve sağlıklı bir ortamda büyüsün şeklindeydi. Ve bunun bedeli de yüksektir. Ben böyle mi büyüdüm? Hayır tabiî ki..ama Madem isteyerek bilinçli bir şekilde anne oldum oğlum için bu hayatı kurmanın bedelini ödemeye hazırdım.ve sanırım uzun yıllar kendimi yok sayarak ödedim de..
O şimdi 15 yaşında. İlk 12 yıl insan yaşantısının temelini kurmakta çok önemlidir. Buraya kadar kendime verdiğim sözü tuttum. Sonrasını göreceğiz. Bakalım başarabilmiş miyim? Oğlumun hayattaki duruşu bunu bana gösterecek. Ben zaten anneliği tam zamanlı duygusal bir iş olarak görüyorum. Buna severek ve isteyerek girdim bunun bedeli büyük olmasına karşılık bu da benim aklımı koruyor diye düşünüyorum. Kendime dönüp baktığımda çocukluğumun sancılı, üzüntülü anları da var aklımda elbette ama çocukluk kavramı saflık, sevgi ve güven duyguları yüklü bir dönem benim yaşantımda. Belki de en çok bu nedenle kötü, talihsiz çocukluk yaşayan küçükler için yüreğim gerçekten kanar. Çünkü neyi kaçırdıklarını iyi bilirim. Zaten hayat boyu şuna inandım annelik ya da başka bir şey fark etmez insan neyi yapıyorsa mutlaka iyi yapmalıdır. Buna kesinlikle inanmama karşın çok bezginlikler yaşadığım, hayatımı alt üst eden,
uzun yıllar kâbuslarıyla savaşadurduğum ve bir türü kurtulamadığım bir evlilik yaptım. Bu da ayrı bir handikap yaşamımda… ne yazık ki…
Ancak 2008 in son karı bu coğrafyaya düştüğü gün bu resimlerini gördüğünüz küçük ilçenin adliyesinde, neredeyse 28 aydır sürünen bu gecikmeli kararı beklerken, kar altında kalmış ağaçları izliyordum, ben karın altında neredeyse görünmeyecek ama güzelliğinden hiç birşey kaybetmemiş ağaçları seyretmeye koyulmuşken, üzerimde ki emaneti bu gün artık teslim edeceğim aniden doğuverdi içime. Tam o sırada duruşma salonunda ki hakim de son kararını yazdırıyordu katibe....
Gereği düşünüldü,
Türk medeni kanunun 166. maddesi uyarınca boşanmalarına........

26 yorum:

ozgurruya dedi ki...

Her tarafta kar var. Ne kadar güzel. Umarım tv'de gösterdiği kadar bıktırıcı ve hayatı engelleyen şekilde kar yoktur.

Unknown dedi ki...

msn de yazdığın son kar san karar derken ne demek istediğini bana söylediğn şeyden sonra anladım. Ve çok sevindim senin adına......hayırlı olsun ve iyi şeylere sebep olsun dilerim....

şule dedi ki...

geçmiş olsun canım arkadaşım...her şey çok güzel olsun bundan böyle

Butterfly dedi ki...

Kar güzelliktir her daim sevgili Özgürrüya...
Sultan'cığım umarım dediğin gibi olur..

Şule'ciğim, güzel gözlü, güzel gülüşlü arkadaşım benim, umarım olur bundan böyle bundan önce olmayanlar...

Hepinize sevgiler...

Ödül den.. dedi ki...

Candündar diyordu sanırım bir yazısında, Erkek Çayı halıya dökünce aşk biter ama erkek halıyı temizlemek için kalktığında aşk tekrar başlar. Haklısın aşk böyle inişli çıkışlı, dediğin gibi en çok ne yansıtılırsa hissedilende odur. Sana aşkı hissettiren ve bunca şeye rağmen tekrar evlenmeyi isteyebileceğin bir aşk dilerim... Mutlu olman için ama üzülmen için değil..

Adsız dedi ki...

Her kışın son bahardır.Hayırlı olsun baharların.

NEVA dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
NEVA dedi ki...

Kışı çok sevmem ben çok net ve kesindir çizgisi ayrıca karın herşeyi kapatması ürkütür beni hep,son kararlarda öyle değil mi can arkadaşım.Yaşadıklarına yıllarca sessizce eşlik ettim son kararları almanın senin için ne kadar önemli olduğunu ama aldığın her son kararın seni başka güzel kararlarla buluşturmasınında yüreğindeki çoşkusunu senle yaşadım zaman zaman..Yılın son karı son kararı,yılın ilk karı ile birlikte ilk kararların güzelliği olacak senin için.Yüreğindeki sevgi alacağın tüm kararlarında sana güzel yol haritaları çiziyor emin ol...Yoksa sen bu kadar mükemmel bir dost,bu kadar süper bir anne,başarılı bir akademisyen olmazdın.Kahraman can arkadaşım benim...

sarı laleler dedi ki...

CANIM ARKADAŞIM
bu son kar ve son kararlar hep var olacak hayatımızda biliyorsun.
bunlar var oldukça da sen daha güçlü yol alacaksın..ve ben tüm bunlar olurken hep yanında olacağım,öptüm çokca...

Ayşegül Taştaban Erzincanoğlu/ Behçet dedi ki...

Sevgili Butterfly,
ne denir....hayırlı olsun, ve umarım 2009 sana bütün güzellikleri, mutlulukları getirir.
Yazdıkların çok güzeldi, bazı yerleri en derinlere dokundu...

Butterfly dedi ki...

Ödül'cüğüm her anımın tanığı güzel gözlü güzel yürekli kuzenim, dostum, arkadaşım. Üçü birarada neskafem benim:)
yeni ılda belki bir peri masalı yaşarım haa ne dersin:)
öpüyorum

Butterfly dedi ki...

Sevgili Umar, teşekkür ederim, bir hocamın sözünü ahatırlattı cümlen, en karanlık zaman gün doğmadan hemen önceki zamandır demişti sanırım.

Butterfly dedi ki...

Sevgili Neva, sahi kaç yıl oldu 18 mi? 20 mi? ne uzun yılları devirdik seninle, hep aynı yerde kal, hep meseflere sadece nkilometlreler olsun aramızda olur mu? uzaklık sadece kilometrelerde kalsın ötesini taşıyamam.

Butterfly dedi ki...

sevgili sarı lalaeler, sen zaten hep ol hep ol hep, her anımın tanığı, her anımda hep orda ol.

Butterfly dedi ki...

sevgili Ayşegül, senin yaşamın bana ışık oluyor çoğu zaman yazılarında hayat var ve ben bunu hayatsız kaldıgımda hemencik hissediyorum, acil yardım kutusu gibi yani, sevgiler

ozgurruya dedi ki...

Yeni yılınız kutlu olsun. Nice mutlu yıllara

elektra dedi ki...

sen epey bir kazı çalışması yapmışsın saklandığın zamanlarda ve güzel bir şeyler bulmuşsun sonuçta. ne denebilir ki? bir emaneti teslim ediyor olmak, herşeyden önce büyük bir ferahlama getirir insana. emanet ağır bir yüktür. bu yükten kurtulduğuna sevindim. sevgiler...

s. dedi ki...

bloğunun yeni şekli çok hoşuma gitti, yazacak bir sürü şey de varken aslında...
caaanııımmm

Butterfly dedi ki...

sevgili özgür rüya, yeni yıl hepimize güzellikler getirsin.

Sevgili Elektra,emanet cidden ağır bir yüktür bize verilenleri benimseyemez ve emanet olduklarını sürekli anımsayarak yaşarsak tabi, o zaman bir an önce teslim etmek gerekir, uzarsa teslimat işte böyle olur:)
sebgili ss, teşekkürler yeni sayfayı begendiğin için, şimdi dışarda aynen böyle kar yağıyor lapa lapa hemde...
sevgiler

endiseliperi dedi ki...

butterfly,
ne kadar benzer insanlarız. yazdığın her konuda aynen öyle düşünüyorum. son'lar meselesi tuhaf. ben cenaze törenlerinde bile durumun gerektirdiği pozu veremiyorum. son'lar hakkında gizli bir yası dışardan hiç de öyle görünmese de uzun bir süreye yayıp, hayatımı berbat ediyorum. öyle ki, içimde bu kederler, hüzünler, yaslar katman katman kalınlaşıyor. sonra yaşlanmak, olgunlaşmak filan oluyor bunun adı. olgunlaşmak, sadece kederli olana cömertçe prim vermek olması bizim gibi hayatta hep sarsak duranlara özgü sanırım.

boşver. yani çok da ciddiye almamak lazım hayatı. çok, çok, çok mutlu olmanı dilerim, bu yıl ve her yıl.

böyle zamanlarda birisinin, doğru olanı yapıyorsun, demesi çok iyi gelir insana. kim olursa olsun, yeter ki sözcükleri bize güç verecek cinsten olsun. öyle demek istiyorum.

sevgilerimle.

Butterfly dedi ki...

Sevgili Peri, adını görmek bile gülümsetti beni, hoşgeldin tekrar, uzun oldu çünkü görüşmeyeli, hayata hep sarsak durduğumuz gerçeğini bir kez de sendne duymak iyice emin olmamı sağladı, bu duruşa sahip olanlarında boşveren bir hayatı nasıl yaşayacaklarına dair bir reçeten vardır belki:)
bu yıl ve her yıl çok mutlu olma dileğin süper iyi geldi bana, sözcüklerin bana güç verdi evet, teşekkür ediyor aynı güzel dilekleri senin içinde diliyorum.
özlemle usulca kucaklıyorum.

YILDIZNAF dedi ki...

Can Kelebek,

Cok huzunlendirdi muzigin, beni bana anlatan sozlerin, yasadiklarin...

Her kirilan dalimizdan, yeni bir uc vererek hayata katilmaya devam Bebegim.

Gidenlere gule gule diyerek, gelenlere kollarimizi kocaman acarak....

Hosgeldin yeni hayatina...

7.oda dedi ki...

ne güzel.. artık kendi soyadın ile yepyeni bir yıla girdin..

ağlasak da saklansak da yaralı ama ayakta durmayı becerebilen kadınlarız biz..

fazla bir şey ummadan yürümek lazım yolda..
çok şey umduğunda hayal kırıklıkları da büyük oluyor..

ama sadece şu bile güzel değil mi??

özgürüz !!!!

istediğimiz an durup dinlenip istediğimiz an yürürüz.. istediğimiz an koşarız.. istediğimiz an yıkılırız :)

kime ne???
kim arkamızdan "dur koşma" diye bağırma hakkına sahip artık ??

rahat ve sakin ve huzurlu bir yılın olmasını diliyorum kelebeğim..

Butterfly dedi ki...

Sevgili Yıldıznaf, teşiekkür ederim, aslına bakarsan ne hissediyorum diye kendime soruyorum bir süredir, tam adını koyamıyorum ama hüzün değpil daha acı,daha güçlü, daha gerçek bir şey hissettiğim ama tanımlayamadığım için de kendime kızıyorum, sırf bu yüzden antidepresanımı bıraktım, sorumlu o olmalı kesin diyerekten...
sevmemek için hiçbir sebebim yok elbet:)

Butterfly dedi ki...

Sevgili Fatoş,evet yeni soyadımla yeni yıl:) Evet güçlü kadınlarız biz değil mi:) yalan değilse eğer yaşamlarımız duygularımız hislerimiz, herşeyimiz yani:)
hafta sonu uludağa çıktık bir otobüs arkadaşla aklıma geldin, andım seni kısacıkda olsa...
sana sevineceğin bir haber 3 hafta kadar oldu antidepresanı bıraktım:)
sevgiler.

7.oda dedi ki...

öncelikle öyle sevindim ki anlatamam ilacı bırakmana.. ama gerçekten öyle sevindim anlatamam :)
sonra kızdım neden haber vermedin buraya kadar geldin dövücem seni ilk gördüğümde !!
ve ben 31 ocak a kadar istanbulda olacağım, hani oralara yolun düşerse bu sürede bilgin olsun :)
çok sevindim çokkk bırakmana :)