
Cumartesi günü Şükriye aradı ki “biz Şirin ile havuza gidiyoruz dersin bitince sen de gel” aslında gidecek gücüm yoktu ama bir kaç kez arayınca dersim biter biter bitmez apar topar gittim otelin havuzuna yüzmek bana iyi geldi, yorgunluğumu attı. Kuşadasından sonra ilk kez havuza girdiğimi fark ettim, -farketmesem daha iyi mi olurdu acaba- gerçi ben kendi ellerimle kendi günümü mahvetmeyi iyi beceren biri olarak gene kendimi üzecek bir şey yaptım ve bu ruh halim beni o gece uykusuz bırakararak, Pazar günü öğlene kadar da devam etti diyebilirim ama sonra neyse ki çok düşündüm üzerinde ve kendi kendimi teselli ederek, -belki de ikna ederek demek daha doğru olur-beni bir süredir düşündüren, cevabını bulamadığım sorularla zihnimi meşgul eden, bu yüzden beni çok fazla yoran ve nedense içinde çıkamadığım bir sürü soru bırakarak, kendimi çok kötü ve çok değersiz hissetmemi sağlayan bir konuyu, ardında cevapsız bir sürü soruyla birlikte içimde kuytu bir yere gömdüğüm ve zamanı gelene kadar üzerinde düşünmemeye ve kendimle bile konuşmamaya karar verdiğim için fazla uzun sürmedi.
Sanırım zihnim bir şeyden emin olana kadar çok fazla yoruyor kendini, bir sürü soruyla kendini kemiriyor, sonra bir sürü alternatif cevaplar üreterek çözüm yolu bulmaya ya da içindne çıkılır bir hale getirmeye çalışıyor, yani boşuna çabalıyor demek daha doğru belki de, emin olduğu andan itibaren ise sanki başka bir boyuttan bakmaya başlıyor yaşadıklarına, o zaman önünde başka bir kapı açılıyor ve o kapıdan içeri girince isyan etmeyi değil de itaat etmeyi seçiyor...
Ve bu da eğtilmiş bir zihni temsil ediyor ben de... Bir zihni eğitmnin ne anlama geldiğini iyi bilen biri olarak geldiğim bu noktayı önemsiyorum...
İnsanın yaşadıklarını içselleştirerek bakabilmesi için zamana ihtiyacı var elbet ama herkesin zamanarı da farklı farklı olduğu için ödenen maliyet değişiyor elbet, yoksa insani durumlar her yerde aynı yaşanıyor....
Bu postun konusu bu değil aslında, Pazar günü keyfini anlatmak olacaktı, asıl konuya dönelim hemen;
Pazar günü terasın ilk mangal keyfini yaptık. Yıldız, Ahmet abi, Merve, Gökçe, Arzu ve Olcay misafirlerimiz oldu. Ben ilk kez ızgara da etler pişirdim,-çok beceremedim ama olsun çabaladım- gerçi terasın üzerinde ahşap olduğu için ateş yakılamıyormuş-ben de yeni öğrendim- elektirkli ızgara kullandık ama gene d lezztli oldu diyebilirim- İlkay bana salataları yaparken yardım etti, hep birlikte kocaman bir aile gibi yemeklerimizi yedik, uzun zamandır böyle kalabalık bir misafirim olmamıştı sanırım, sonra Alperen bize gitar çaldı, biz hepimiz şarkılar söyledik, mum ışığı altında, gitar sesi eşliğinde sohbetler edildi, kahkahalar atıldı, çaylar içildi, resimler çekildi. Yıldız’ın Almanya maceraları döküldü ortaya, meğer ne çok olaylı bir yurt dışı gezisi olmuş, hepimize bir sürü malzeme çıktı ama şimdi burada yazmayacağım onları. Merve’ye babası yeni bir fotoğraf makinesi hediye etti- ee ne de olsa İTÜ mimarlık fakültesinde okuyan bu genç ve güzel kızımız artık fotoğrafçılık kursuna gidiyor- Ben öyle uzun uzun Merve’ye baktım, ne çabuk büyümüş de 19 yaşına girmiş diye, zaman ne çabuk geçiyor, onun çocukluğunu hatırlayan biri olarak şaşkınlığımı gizleyemedim, kocaman bir genç kız var karşımda, 19 yaşında bir üniversite öğrencisi. Kendi okul yıllarımı düşünüp gene hüzünlenecek bir sürü anı buldum.
Akşam serinliğinde rüzgâr çıkınca sıcak çukulatalar yaptık keyifle içtik. Tatil planları yaptık. özlemlerimizi konuştuk.
Bu sıcak evde ben doktora yapmaya, Alperen ise iyi bir üniversite kazanmaya söz verdik…
Lütfen bizim bu sözümüzü yerine getirmek için ihtiyacımız olan iç ve dış huzur, motivasyon, çalışma gücü ve bulanık olmayan bir zihin bizden uzak olmasın... Yani hayatsız kalmayalım!
6 yorum:
çoook güzel :)) zaten evin de tam benlik, özellikle şu çatı katı odaya bayıldım. hayallerimin odası :D
o kadar güzel bir akşamdı ki
uzun zamandır böyle huzurlu bir gece geçirmemişdik...olcay ve ben seni ve alpiyi o kadar çok seviyoruz ki, yediğimiz o nefis salatalar ve ızgaralar bir kenara,
sen ve senin dostluğun çok özel ve önemli...canım arkadaşım, güzel evin sana güzel sürprizler yaşatacak bundan eminim..sen hayatla kal ve hayatımda kal:)
Sevgili ss, bir gün gelirsin belki o hayallerinin odasında misafir ederiz seni keyifle ve sevgiyle.
Sevgili sarı laleler, biz de sizi öyle çok seviyoruz ki, öyle mutlu olduk ki geldiğiniz için, senin de benim için yerin çok başka ve çok anlamlı, sen kendi içimin aynasısın benim için, ve ben her daim yanıbaşımda olsun istiyorum bu aynanın...
teras super, verilen sozler de oyle :)
hersey cok guzel olsun bu yeni evde...
Teşekkürler Şule'ciğim, güzel dileklerini ve sözlerimizin güzelliğini paylaştığın için:)
davetin için çook teşekkürler...
Yorum Gönder