
Şu bekleyen taşınma trafiğini anlatacağım sonunda, hatta özetlesem iyi olacak gibi. Evden eve nakliyat şirketleri böyle taşrada farklı bir sistemle çalışıyor olmalılar, ilk kez rastlıyorum böylesine çünkü, hem tüm evi ben paketledim hem her şeyi kutulara doldurup sıraladım hem de adı evden eve nakliyat oldu bu taşınmanın, oncada para ödedim onlara, onlarda mobilyaları söktüler, beyaz eşyaları sarıp sarmalayıp battaniyelere, kucakladılar götürüp diğer eve monte ettiler sadece o kadar. Üstelik anlaşmamıza da uymadılar bana Perşembe günü için söz vermişlerdi ama sabah için başka servis almışlar ve bana geldiklerinde saat 15.30 olmuştu, çalışacak olanlar yorulmuş, ben iyice gerilmiş ve nasıl yetişecek diye söylenmeye başlamıştım Allahtan evde yalnız değildim, Gülşen vardı ve Seval vardı da ben öyle düşünce yorgunluğu ile ne yapacağımı karıştırdığım anlar yaşarken onlar sakince ve usulca her şeyi hallediverdiler hemen. Hele Seval usul usul ve hiçbir şey söylemeden baktım her şeyi yapıveriyor çarçabuk ve de sessizce. Evet, insan böyle anlarda yalnız olmamalı kesinlikle.
Saat 15.30 başlayınca tabi diğer eve eşyaları attıklarında, evet sadece atıverdiler diyebilirim buna, üstelik bir sürü nazladım onları, soğuk içecek, sıcak içecek, siğara, yemek, meyve servsi yaptım zavallı kaç kat taşıyacaklar diye onlar için üzülüp durdum, evde mobilyayı monte ettiklerinde saat gece 23.45 olmuştu, ben ve Gülşen çoğunu terasa koydurduğumuz kutuların içinde kendimize oturacak bir yer bulmuş ve artık bitkin düşünmüş bir halde yatacak bir yer aramaya başlamıştık kendimize, resimdeki halimizden belli oluyor sanırım ne halde olduğumuz. Alperen’i de babasına yolladım bu telaş içinde eziyet olmasın ona diye ama o babasına değil de Arzu teyzesine gitmeyi orada kalmayı tercih etti, bunu da bana telefonla yoldan arayarak haaber verdi, babam değil arzu teyzeme gidiyorum haberin olsun diye. Bir şey demedim tabi ki!
Biz o gece Gülşen ile bulduğumuz bir yumuşak yerde uyuyakaldık, neresi ben anımsamıyorum bile ve eninim Gülşen de hatırlamıyordur, yatar yatmaz kafamda ertesi gün bunları ben nasıl yerleştireceğim kaygısı ile dalıvermişim uykuya. Sabah olunca derse gideceğim ama kıyafetler nerde, olsa bile ütü nerde?, olsa bile ütüleyecek gücü olan var mı?
Evet, aynen böyle bir gün oldu, sanki beni bir gece önce dövmüşler gibiydim aynen, o akşam Semra aradı Bülent Mangalda balık yapacak akşama bize gelin diye, ne kadar iyi oldu dedim biraz evle uğraşır sonra da yemeğe size geliriz-o akşam yemeğini de ayrıca yazacağım tabi-. Akşama kadar bulaşık makinesi bağlanacak, çamaşır makinesi kurulacak, şofben takılacak, teflon ve internet bağlantısı yapılacak derken ben gene sefiller son perdeyi oynuyorum oradan oraya koşuyor işini zamanında yapmayan ve uyuşuk insanlara sinirleniyor kendi kendime söylenip duruyor herkese işini öğretmeye kalkıyorum bir de o yorgunlukla, ve akşam olunca öyle yorgun ve bitkin bir halde annemi arıyorum biraz nazlanayım, şikayetleneyim, o da bana uzaktan bile olsa ahh yanında olmadım keşke gelebilseydim desin, beni teselli etsin istiyorum, oysa o da hasta biliyorum şekeri iyice yükseldiği için ayağında ödemler oluştu bir de ananem rahatsız onunla ilgilenmek zorunda ama ben gene de bana annelik etsin istiyorum, telefona sarılıp arıyorum; “ anne bu taşınma işi çok zormuş ben çok yoruldum tek başıma ama bitti artık yerleşme kaldı sadece” diyorum, annem bana; “ eee öyle erkeksiz olmak kolay değil işte, ne sandın sen” diyiveriyor birden, telefon elimde, susuyorum, susuyorum, susuyorum….
Ev halkına dönüp “hadi kalkın yemeğe gidiyoruz” Bülent balıkları pişirmeye başlamıştır bile, şimdi ararlar geç kalmayalım diyorum, telefonum çalıyor, Semra “hadi gelin Bülent pişirmeye başladı balıkları sizi bekliyoruz, yeterince yorulmuşunuzdur dinlenirsiniz, sonra gene devam edersiniz” diyor…
Sonra bir telefon daha alıyorum İstanbul'dan bir arkadaşım, sen nasıl öyle mekanlar anlatıyorsun ben bu hafta sonu kendimi Yeniköy kahvesinde buldum, ne güzel bir yermiş öyle diyor, çok mutlu oluyorum birden, buraya gelince seni ben götüreyim bir kez de diyor, çok mutlu oluyorum gülümsüyorum, telefonda güzel şeylerde duyulabiliyormuş diyorum, birileri benim anlattığım yeri merak etmiş gitmiş, begenmiş diyorum, evet evet, güzellikler de devam ediyor, edecek, etmeli....
8 yorum:
Yeniköy Kahvesi'ne İstanbul'a gittiğimde gitmeye çalışacağım. Ben de merak ettim bir hayli :)
Mutlaka git, hatta ben de olursam İstanbul'da belki otada karşılaşırız;) seversin hem de çok.
Çok güzel olur karşılaşırsak. Orayı seveceğimden şüphem yok zaten.
ya ne güzel..ben buradan sizler oradan Yeniköy kahvede buluşuruz dermişim..ya kızım gel artık..İstanbul seni özledi,evinin sokagı,kahveler ,caddeler ve ben..Yeni evin de mutluluklar diliyorum Alperenle..tabii erkeksiz taşınmak zordur,ay şekerim boş ver ..bir çivi çakmasını bilmeyen çok erkek var,aldırma tatlım..biz kadınlar müthişiz ee bilene..bilmezler tatlım yine sen aldırma..çok öptüm seni canım..canım.
canım sevin ablam benim, seni çok özledim 20 temmuzda geliyorum çok özledim oraları ama en çok da senin gülümseyen gözlerinle ko9nuşmalarını, konuşmadan beni anlamalarını özledim, çok hem de. sevgiler
heeyyyy bensiz istanbul haaa? özgür rüyam ve kelebeğim demek bensiz bensiz ortada buluşacaksınız haa?...
Yoo yoo sensiz olmazzz, mailden telefon numralarımızı yazalım olur mu? 20 sinde İStanbul'dayım:)
heyooooo...tamadır :))
Yorum Gönder