
Gülşen ben taşınıyorum yalnız kalmayayım diye Pazartesiye kadar hiç bir işi olmadığı halde burada benimle kaldı, çok ama çok önemliydi benim için bu taşınma sırasında kendimi bayağı bir yalnız hissetmiştim o da olmasaydı sanırım iyice dibe vuracaktım. Ama işte sayılı günler çabuk gelir geçer diyen anneannem gibi oldu herşey, zaman bitti, saatler sayıldı ve yola çıkma günü geldi. Onun yola çıkacağı sabah Arzu’yu aradım birlikte kahvaltı yapalım diye, o da hemen “tamam” diyerek kırmadı bizi, biz birbirimize nefis bir kahvaltı sabahı hediye ettik, hüzün ve sevinç hakim olan bir sabah kahvaltısı.
Sarı Laleler hemen koşa koşa bloguna yazdığı için bana fazla bişey bırakmadı aslında ben sadece şunu söyleyebilirim; Gülşen o gün seveceği kadar güzel bir kahvaltı yaptı, seveceği kadar büyük bardakta çaylar içti, seveceği kadar çok kahkahalar attı, sonra seveceği kadar büyük bir otobüsle, seveceği kadar sıcak bir şehir olan Antalya’ya, en çok sevdiği teyzesinin yanına gitti. Ben de ona, onu üzenleri bir an önce unutmasını, artık önüne bakmasını, yaşamını kollamasını , seveceği kadar büyük yüreği olan, cesur, onu çok seven, onun çok sevdiği, yanından bir dakika bile ayrılmak istemediği, yan yana, diz dize çok ama çok mutlu olduğu biriyle karşılaşmasını, seveceği kadar büyük hayaller kurmasını ve hayalleriyle bir an önce kucaklaşmasını diliyorum. O beni 3 günde unutacağını ve artık önümüzde ki maçlara bakacağını, maç yoksa başka karşılaşmalar yaratacağını, zaten Marmaris ve Tokat arasında aslında hiç bir maç oynanmadığını, oynandı sandıysam bile artık bittiğini söyledi ama ben onu hala unutmadığımı, unutmayacağımı ve özlediğimi, özleyeceğimi, arkadaşlığının lezzetini de sevgiyle hatırlayacağımı buradan duyuruyorum.
Pinahni'nin şarksında söylediği gibi, "Yalandan da olsa ne güzel güldün o akşam bana"
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder