Salı, Temmuz 15, 2008

Eylül Buğusu

Şöyle gölgeli bir yerde otursak da limonlu bir çay içsek derken...

Amasya'nın o güzelim evleri birer birer pansiyon haline getirilmiş ama insanlar hem şık hem de bakımlı olmaya özen göstermişler, o evleri arka sokaklardan gezerken çıktı karşımıza bu Eylül Buğusu pansiyonu, önce evin dokusu dikkatimi çekti, sonra adı birden içimi ürepertti, Eylül doğumlu biri olarak ne zaman bir yerlerde Eylül ismi geçse içim aynı hızda burkuluveriyor nedense...
Dışardan görüntüsü içeriyi merak ettirecek kadar gizemli geliyor insana, şöyle bir içeriye göz atalım diyiveriyorsunuz birden....

Burada hiçbirşeyi atmaya kıyamamışlar hissini veren sevimli görüntüler.....



Burada bulunan tüm eşyaların mutlaka tanıklık ettiği bir öykü vardır diye geçiriyorsunuz içinizden, keşke bu eşyaların öykülerine tanıklık etmiş birileri de çıksaydı karşımıza ve onlar anlatsa biz de dinleseydik...

Anneannemin evini andıran, bana bir avludaymışım hissini uyanduran küçük ve sıcak bir bahçe ve ahşabın kokusunu kapıdan hissedeceğiniz eşyalar...


Kafanızı bir kapıdan içeriye uzatıyorsunuz bu sevimli pansiyonun girişi karşılıyor sizi....


Oturduğunu yerden kafanızı bir kaldırıyorsunuz size asma ağacı gölge etmiş, üzümleri tepenizden gülümsüyor yeşil yeşil...


Hatta kalkıp giderken de içeri bir göz atıp eski Amasya nasıl bir yermiş gezebilecek kadar bol fotoğraflı bir duvarı da incelemden geçemiyorsunuz....








7 yorum:

Adsız dedi ki...

Amasya nın bu kadar güzel olduğunu bilmiyordum. Sayende öğrenmiş oldum. Çok teşekkür ederim paylaştığın için. Ayrıca doktor arkadaşın adına ben de çok mutlu oldum :) Masal gibi...Nadir yani...Sevgiyle kal...

s. dedi ki...

ay kelebeğim burası çok güzelmiiişş :) ben de eylül doğumluyum ama hüzünlenmem, çünkü yazdan sonra nefes alma zamanıdır eylül. ben bahar çocuğuyum çünkü, sen deee ;)

Adsız dedi ki...

Eski binalar,tarih kokan evlerde yaşanılanları bende merak ederim.Kiremitleriyle,duvarlarıyla,sofalarıyla insanların en mahrem sırlarına tanıklık etmiş bu evler.Dillense de anlatsa kendi tarihlerini.

Kendi tarihinizi yaratma çabanızdan dolayı da sizi tebrik ederim.

Butterfly dedi ki...

sevgili maviye yolculuk; Amasya küçük ama sevimli bir şehir. Belki ir gün sizde gelirseniz bir gezi programı yaparız.
Sevgili ss; biz eylül kadınları hüznün göbeğinde yaşarız hep elbet severiz sonbaharı ve eylül ayını ama nedense bende hep hüzün getirir beraberinde.

Evet sevgili Umar, eskiye tanıklık etmiş her eşyanın ruhu olduğuna inanların yaptığı bir şey bu belki, kendi tarihimi yaratma konusunda ise şunu söyleyebilirim; Bir yanımı hep yaşadığım mekanlarda bırakırım ve kendimi ele vermekten çoğu kez korkarım insanların yanında ve bir ikiye bölünmüşlük kaplar heryerimi, sonra geriye dönüp bakarım orada duran eşyalar arasında nasıl görünmüşüm diye, ama bunun için gene bir sürelik zaman gerekir bana.
Sevgiler hepinize

ozgurruya dedi ki...

Ne kadar güzel bir yermiş orası. Böyle canlı canlı tarih kokan siyah beyaz film tadında bir yerde en azından birkaç gece geçirmeyi ne çok isterim. Arkadaşlarla oturup sohbet etmek, kitap okumak, yazmak vs. ne de güzel olur orada :)

Ödül den.. dedi ki...

Karadeniz gezime Amasya yı eklemediğim için pişman oldum, ama bir daha gitmek için bir bahanem de oldu :) en çok o eski botlardan çıkan çiçekli resimlere bayıldım, onu istiyoruum..

7.oda dedi ki...

dediğin gibi sırf adı bile orada zaman geçrimek için yeterli !