Bu haftanın en güzel haberi Leyla.’nın doktora mülakatını kazandığı haberinin gelmesiydi, geçen haftadan beri merakla sonucunu bekliyordum ben de onunla, kazanacağından emin olmama rağmen gene de acaba diye şüphe duymaya başlamıştım sonuçlar açıklanmakta gecikince, Leyla benim en yakın arkadaşım, belki de Şule’nin Gülnur için dediği gibi “ O benim iç sesim” birlikte master yaparken çok şeyi paylaştık onunla çok güldük çok ağladık, çok hayaller kurduk, Ankara sokaklarında mesela bir gün koca bir Sakarya caddesi gözyaşlarıma tanık olurken o bana omzunu veriyordu o sıralarda. O evlenirken de ben yanındaydım, benim en zor günlerimde ise o telefonun ucunda beni teselli ediyor, hemen atlayıp geleyim istersen diyordu. O Adıyaman’a gittiğinde de koşa koşa görmeye gittim onu ve bir bayramın güzelliğini paylaştık birlikte. O hayatımda hep iyi ki var'lardan oldu.
Birlikte en büyük hayalimiz doktoraya başlamak olduğu için 2006 yaz ayında birlikte istanbul’da özel İngilizce dersleri o almaya başlamıştık, o yaz hiç unutulmaz benim için, annem yoktu, ben ve rodeo –bu isimi o yaz Leyla takmıştı Alperen’e-o benden kat kat daha iyi bir ingilizceye sahipti her şeyden önce daha önce kursa gitmişti temeli vardı ben ise tüm öğrenim hayatım boyunca almanca görmüş İngilizce ile sonradan tanışmış biri olarak Kendimi çok yabancı hissediyordum ama yapabileceğime inanıyordum –keşke o inancım hep benimle kalsaydı böylece çalışmaya ara vermeden devam etmiş olurdum- istanbul’da beyoğlunda bir özel dershanenin odasında sadece ikimize özel dersler aldık toplam 70 saat hem de, ben ilk 15 gün boyunca eve gelir gelir ağlardım ben anlamıyorum yapamayacağım bu işi diye, ama oturur çalışırdım çalışır çalışır anlamazdım. oturur bir fasıl ağlar sonra gene çalışırdım 2006 yazı bitti ve biz çok çalışmamıza rağmen o yıl ÜDS sınavını alamadık, ben kendimden zaten ümitli değildim ama Leyla alır diye bekledim, çünkü onun kelime ve gramer bilgisi neredeyse benim 5 katımdı, ben ertesi yıl bu kez burada bir kursa başladım ama kendime güvenim hiç tam olmadığı için bu konuda gene yarım bıraktım, şimdi nasıl da pişman oluyorum bu gecen yıl İngilizcenin yüzüne bakmadığım için. Sonra Leyla devam etti çalışmaya, Kastamonu'Da başka birkursa yazıldı çalışmasını sonlandırmamak ve motivasyonunu hep canlı tutmak için ve nihayet bu yıl, tam da ümitleri azalmışken, acaba yapamayacakmıyım diye düşünürken istediği puanı aldı. Doktora sınavına müracat edebilecek puanı almış olması beni biraz kamçıladı ve yeniden silkelenip kitaplarımı çıkardım, telefonda bana “sana böyle bir katkım olursa en çok buna sevinirim, sen de seneye başlarsın birlikte dersler alırız doktoradan, tıpkı master döneminde olduğu gibi olur herşey”diyen heyecanlı ve umutlu sesi yankılanırken kulaklarımda, beynimde planlar yaparak dişçiye gitmek için dışarı çıktım.
Aysun sabah pastahanede çay içerken kendi zorluklarını ve nasıl dile çalıştğını hatırlattı bana hatırlattı diyorum çünkü o yıllarına tanığım onun, çok zorlandı Eskişehir’e gidip geldi sürekli kurs için, bana kolay olmadığını ama yapabilecek kapasitem olduğunu sürekli hatırlatarak benim o düşük motivasyonumu yükseltemeye çabaladı, ardından bankaya uğradım tatil öncesi otomatik ödeme talimatlarımı vermek için, arabayı bankanın önüne park etmiş dörtlülerimi de yakmıştım ama 2 dakika içinde baktım çekici gelmiş benim aracı çekmeye çalışıyorlar, koştum hemen polis çekicinin parasını ödeyin ceza yazmayacağım dedi, arabadaki akademik personel amblemini görünce zaten Üniversitedesiniz herhalde diyince, benim cezamı bu yüzden kesmedi diye düşündüm, kafamda İngilizce notlarımı saklandıkları yerden çıkarmak fikri olduğu için polis ile fazla cebelleşemedim zaten, parasını ödeyip konuyu kapattım ve eve gittim ama öyle dağıldım ki bir anda sanki dokunsalar ağlayacaktım ki Ankara’dan danışman hocam aradı, tam da öğrenilmiş çaresizliğimle nasıl baş edeceğimi bilemez bir durumdayken üstelik “İngilizce öyle hemen halledilecek bir şey değil sen de alacaksın bu sınavı ben sana inanıyorsam sen de kendine inanmalısın, herkese böyle demem, senin ne kadar çalışkan ve başarılı olduğunu biliyorum, çünkü seni yıllardır tanıyorum sen sadece o panik halinle yapamıyorsun bu sınav bir birikim işi, süngerin suyu yavaş yavaş emmesi gibi, sakın vazgeçme ve pes etme seneye kadar yavaş yavaş çalış ve seneye ben seni alacağım doktora programına, senden daha iyisin mi bulacağız lütfen kendine birazcık olsun inan ve güven bana da” dedi. Sonra Ramazan aradı, senin asla yapamayacağına inanmıyorum alanında o kadar iyisin, sadece kelime ezberle nolur , başaracaksın dedi bana, dün Rukiye ile Ergin’in yapabileceğime olan güvenlri, bu gün Aysun, danışman hocam ve Ramazan’ın bana olan inançları ve telkinleri beni silkeleyip kendime getirdi ve neleri başarmadın ki sen bunu mu yapamaycaksın dedirtti.
Evet, bu gün duyduğum sesler bana hayallerimin peşinden gitmek için hiç de geç olmadığını ve bunun için yeniden güçlenmem gerektiğini hatırlattı. O sesler bana yapamayacağım hiçbir şey olmadığını hatırlattı.
Ben bu gün karar verdim, çalışmaya yeniden başlamak için tüm eski notlarımı ve kitaplarımı indirdim, haftaya Cuma izne ayrılıyorum ve İstanbul’a gidiyorum, 40 gün izin kullanacağım bu yıl, oradan sırayla birer hafta Marmaris ve Kuşadası olacak oğluma söz verdim ama yanımda kitaplarımda olacak ve ben bir yıl içinde doktoraya girmem için üds sınavından gerekli olan puanı almak için çalışacağım, inancımı kaybetmemem için de dua ediyorum, çünkü biliyorum en küçük bir yenilgide kendimi yere serip hemen vazgeçeceğimi. “ben yapamıyorum, öğrenme özürlüyüm galiba” diye kaçacağımı, Lütfen, vazgeçmek istemiyorum en büyük hayalimi gerçekleştirmek için.
Bu süre içinde kendimi biraz eğitmem gerek bazı fedakârlıklar yapmam gerek, kendimi kısıtlamam zamanı iyi kullanabilmem için de kendime sözler vermem gerek, daha prensipli çalışmam ve gerçekten de kendime inanmam gerek. ve de asla vazgeçmemem gerek. Ben seneye bu vakitler İngilizceyi çoktan geçmiş, doktora sınavının bilim mülakatı için heyecanlanıyor olmak istiyorum.
Aysun ile Ergin’in dediği gibi bu yeni evde ben İngilizceyi halletmek için çalışacağım Alperen’de iyi bir üniversite kazanmak için, Aysnun’un “bu ev size yeniden şans getirecek, her şey güzelleşecek” dediği gibi.
Kendime ve bana inanan tüm arkadaşlarıma söz verdim asla vazgeçmemek için.
5 yorum:
kelebeğim, ben eminim sen bunun da üstesinden gelirsin! hep destek, tam destek ;) Vazgeçme sakın!
Sevgili Butterfly,
sen bu inançla yolun yarısına gelmişsin bile. Her şey istediğin gibi olsun. Bu arada demekki bizde seneye bu sıralar heyecanla senin sınav sonuçlarını bekliyor olacağız. :))
kelebeğim sen ve kararlarının ne kadar kesin,net olduğunu bilirim. o yüzden şimdiden tam destekle arkandayım..canım benim,kanatlarındaki renkleri güçlendireceksin ve ben hep senin yanında olacağım:)
doktora yapıp yapmaman çokta önemli değil sen insan olarak kalbinin coğrafyasını genişleten birisin.. ve arkadaşlık ettiğin herkesin ömrüne gölgeni düşürüyosun gerisi hikaye ve anlamsız dünya telaşı....aslolan sahip olduğun güzellikler sevgiyle kal.....
Yorum Gönder