
Nil, 3,5 yaşında, Dawn sendromlu bir küçük mucize! Onu uzun zamandır anlatmak istiyordum aslında (En basit tanımıyla Down Sendromu çocuğun vücudundaki hücrelerin 46 yerine fazladan bir kromozoma, yani 47 kromozoma sahip olmasıdır. Down Sendromu bir hastalık değil genetik bir farklılıktır).
Onu tanıdığımda şaşırmıştım, ilk kez bu kadar genç bir annenin down sendromlu bebeği olduğunu görmüştüm, daha ilk karşılaşmamızda verilen basit komutlara uyum sağlamada bile başarılı değildi, kucakta durmuyor, sınıfta durmuyor, göz kontağı kurmuyor, bakmıyor, dinlemiyor, tepki vermiyordu, kısacası elde avuçta durmuyordu, ama o kadar sevimli ve o kadar güleryüzlüydü ki kucaktan hiç indirmeyesi geliyordu insanın, yaz aylarıydı ilk kez derse başladığımızda 6 dakika kalmıştı sınıfta ve ben bu süre zarfında ter içinde kalmış, tüm metotlarımın elimde patladığımı görmüş ve kesinlikle ama kesinlikle uzun bir zaman sürecinde onunla çalışamayacağıma karar vermiş ve büyük bir hayal kırıklığı yaşayarak belki de meslek hayatımda ilk kez baştan pes etmiştim. Sınıfın kapısından çıktığımda neredeyse ağlayacaktım, daha önce de downlu bir çocukla uzun süre çalışmıştım ama bu kadar küçük olmadığı için belki de bu kadar tepkiyle karşılaşmamıştım. Aradan 4 ay geçti sadece, bu süre içinde onunla haftada 3 kere buluşup çalıştık. Birbirimize alışmaya çalıştık. İlk başlarda kısa süren çalışmalardı bunlar ama her seferinde sürelerinin gittikçe uzadığı ve beni umduğumda daha iyisi olacağına inandıran çalışmalara dönüştü. Artık beni benimsemişti. verilen basit komutlara uyum sağlamada oldukça başarılı olmaya başlamıştı Bul tak oyuncaklarını yerine takmada da, ancak uzun süre oyuncağın yerini bulamadığında oyuncağı masadan aşağıya atıyor, yere attığı oyuncak parçalarını benim ısrarlı ve bitmeyen komutlarım devam ederse-muhtemelen bu kadın sussun artık diye- yerden alıp masaya ya da ona gösterilen yerine koyuyordu, göz kontağı kuruyor ve söylenen komutu tek seferde yerine getiriyordu. Şimdilerde ise, bana bakarken çoğu kez gülümsüyor ve el sallıyor, artık derse geldiğinde bana yanağını uzatıyor öpeyim onu diye, eğer alkışlamayı unutursam da ellerimi ellerine alıp birbirine vuruyor, İlgi ve isteklerini daha çok heyecan ifadeleri ve mimikler ile anlatmaya çalışıyor. Kendisine söylenen tüm emir komutlarını-birden fazla sözcüğü içerse bile- yerine getiriyor. Ben öylece bakıyorum bazen, şaşkınlığımı saklamayarak, bu gün derste benim staja gelen öğrencilerim izlerken şaşırdılar tepkilerine “hocam bir downlu çocuktan beklenmeyecek bir performans sergiliyor gibi geldi bize” dediler, doğruydu çünkü masadan 40 dakika kalkmadan oturdu ve tüm emir komutlarına itiraz etmeden uydu, onun gülümseyen gözlerini gördükçe diyorum ki, iyiki en başında vazgememişim, iyi ki bir müddet daha devam edeyim eğer başaramasam öyle vazgeçmeyi düşünürüm demişim, iyi ki bu güzel gözlerle gülümseyen 47 kromozomlu mucizeyi tanımış, onunla bir yolculuğa çıkmışım… Down Sendromlu bir çocuğu yetiştirmenin kolay olduğunu söylemeyeceğim. Öncelikle ailesi için elbette. Ama "normal" bir çocuğu da yetiştirmek de kolay değildir. Gerçek şu ki çok zor bir uğraş ama bu daha şimdiden bize muhteşem ödüllerle geri dönmeye başladı bile. Bu onun seçimi değil! Ben onunla her buluşmamızda acaba bu gün ona ne öğretebileceğim sorusunu fazla düşünmüyorum artık, o bana bu gün yeni ne öğretecek, nasıl bir yol gösterecek acaba diye heyecanlanıyorum, sonra bir bakıyorum ki Nil'in heyecanlı kahkahaları,çıkarmaya çalıştığı seslerin sevimliliği, benim onu bıktıran emirlerimin bitmeyişi, topladığı boncukların sesleri ve hoşlandığı oyuncaklar eşliğinde ders çoktan bitmiş... Evet o yaşamın farklı bir yüzü ve her gün büyüyor, öğreniyor, değişiyor! Tıpkı diğer çocuklar gib! Tek farkla, sadece biraz daha yavaş...
3 yorum:
Ne kadar zor ve ne kadar güzel ve ne kadar özel bir iş yapıyorsunuz. Çok duygulanarak okudum.
Muhteşem! Gözlerim doldu okurken. İnsan her gün böyle özel başarı hikayelerine tanık olmuyor, paylaşmış olman beni çok sevindirdi arkadaşım.
Ne kadar huzurlusun değil mi? Sen bir kişiliğe, gelecekte 'normal' algılanabilmesi için uğraş veriyorsun ve karşılığında aldığın şeyin değeri başka hiçbir şeyle ölçülemez.
Yolun açık olsun...
Öğretmenin insana ne kadar büyük bir mutluluk verdiğini biraz da olsa bildiğimi söylemiştim sana...ama bu, inanılmaz! 47.kromozomla tanışmamışsın sen, ona uzanmış bir el, bir yürek, bir hayat uzatmışsın...
Yorum Gönder