"Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kollarıyla bizi sarar. Sorgulamadan peşlerinden gideriz ve hiç pişman olmayacağımızı biliriz. Yapıtlarında insanların görünmeyen yüzlerini ortaya çıkaran Sabahattin Ali, bu kitabında güçlü bir tutkunun resmini çiziyor. Düzenin sildiği kişilere, yaşamın uçuculuğuna ve aşkın olanaksızlığına (?) dair, yanıtlanması zor sorular soruyor."Bu ismi ilk kez Cezmi Ersöz’ün bir kitabını okurken tanıdım. Elimde ki kitaptaki karakteri daha fazla tanımlamak için şöyle diyordu, “Sen biraz da Sabahattin Ali’nin Kürk mantolu madonnası, belki de Ahmet Hamdi’nin Huzur’da anlattığı Nuran’dın” kitabı bitirdiğimde ne Sabahattin Ali’nin kürk Mantolu Madonnasını ne de Ahmet Hamdi’nin Huzur romanını okumuştum, bu yüzden de okuduğum karakteri yeterince anlayamamış olmanın huzursuzluğu vardı içimde, içimde bir eksilik duygusu ile kitabın sayfalarını kapatırken hemen kendime bu iki kitabı da aldım. Huzur’da anlatılan huzursuz Nuran’ı tanıdım ilkin, sonra da, Kürk Mantolu Madonna’yı, kitabı elime aldığımda neyle karşılaşacağımı bilmiyordum ama bitirdiğimde artık eski ben değildim! İnsanları kişileri olayları yargılarken düşünürken bile birden çok nedenler üzerinde durmayı bilen ben, çok şaşırmış, bu hayat hikayesi karşısında dilim tutulmuştu. Anlatımın büyüleyici güzelliğinden ve edebi yönünden çok daha farklı bir yön beni etkilemiş ve hatta sarsmıştı. Bu romandan sonra bakış açım değişmiş ve insanların bulundukları yere ait olmadıklarını aslında başka başka yerlerde başka başka mekanlarda ve ruhlarda yaşam buldukları düşüncesini benimsemeye başlamıştım, bu bana aynı zamanda insanları anlama açısından da çok yol kat etmeme yaramıştı, yargılamadan anlamayı bildiğini sanan ben bile artık çok başka bir şey öğrenmiştim. O günden sonra Dünyada bana hiçbir şey, tabiattan melül bir insanın zorla gülmeye çalışması kadar acı gelmedi. Ama aynı zamanda da roman karakteri olan Raif efendiye böyle, hak etmediği bir yaşamı seçtiği için, çaresizliklere direnmediği için, mücadele etmediği için de içten içe bir kızgınlık besledim. Kürk Mantolu Madonna yazarın en çok okunan ve okuyanı etkisi altına alıp, zihninizde film karelerinin canlanmasına neden olan özel bir roman. Yazarın kendi hayatı olduğu söylenen bu romana şöyle bir göz attığınızda içinde gizem, tutku, duygusal yanı gelişmiş, sözel olarak güçlü fakat bir takım talihsiz olaylardan kendini koruyamamış bir adamın portresinin anlatıldığını acı içinde göreceksiniz.
Kitaptan bazı alıntılar;
Bir ruh, ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu...Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya -ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk. O zamana kadar bütün insanlardan esirgediğim alaka, hiç kimseye karşı tam manasıyla duymadığım sevgi sanki hep birikmiş ve muazzam bir kütle halinde şimdi bu kadına karşı meydana çıkmıştı.
Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı; çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi
Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor.
5 yorum:
Yazınız yine çok güzel olmuş hocam daha öncekiler gibi sadece size özgü bir anlatım kullanmışsınız.Yeni yazılarınızı merakla bekliyorum
merhaba ;
'kürk mantolu madonna' elimdeki romanlarım bittiğinde düşünücem artık ;)
bloguma bırktığınız yorumunuz için teşekkür ederim ,biraz geç oldu ama yeni geldim :) bloguma nasıl şarkı eklediğimi sormuşsunuzz burda yardımcı olucam umarım sorun olmaz
ilk olarak sorduğunuz posttaki sarkıyı bu blogtan ;
http://mertulas.blogspot.com/2007/06/blog-mzik-ekleme-1.html
fakat burda cok fazla şarkı alternatifiniz yok bu altta vericeğim blogcuda ise herşey daha ayrıntılı vede secenek daha cok
http://atasagun.blogcu.com/1963599/
umarım yardımcı olabilmişimdir :)
görüşmek üzere...
Tevafuk ki böylesi, bu aralar ben de bu kitabı okuyorum. (:
Bu kitap ilk okuduğum andan itibaren beni çok sarsmıştı, içinde ki kurgunun gerçek bir yaşam öyküsü olduğunu çğrendiğimde ise derinden yaralamıştı, o yüzden diyorum ki okuyan herkes bu rüzgarı hissedecektir.
Sevgili Semanur, sen de yazabilirsin,(öğretmenin gibi konustum sanırım,oysa artık öğrencim değilsin demii:))) hem de daha iyilerini, çünkü elinde koca bir hazine var çocuklar:) seni öpüyorum
Aylar sonra bir kez de senin hislerini okurken içim sızladı.
Bu romanın doğası bu sanırım, insanın içini acıtıyor. Aşk, talihsizlik, kader gibi birçok kavramı defalarca sorgulatıyor okuyana...
Ve tarifsiz anları kelimelere döküyor Sabahattin Ali bu romanda.
"...Hiçbir hareket yapmadığı halde, elimi yüzünden çekmemi istemediğini anladım. Parmaklarımın onun yanaklarına, alnına yapıştığını hissediyordum. Sanki bütün iradesi cildinde toplanmıştı."
Daha ne denilebilir ki!
Yorum Gönder