Pazartesi, Eylül 17, 2007

Yaşama Geri Dönme Çabaları

Bugün okullar açıldı. Sabah her hangi bir heyecan belirtisi olmadan uyandı Rodeo. Sanırım onu neyin beklediğini bilmediğinden olsa gerek telaşsız, kararsız kalktı yataktan. Yeni okulu için ne hissedeceğini bilemiyordu sanırım, bu yıl oks stresi, sınav heyecanı derken 8. sınıfı bitirdi, o artık liseli oldu, Anadolu lisesini kazandığını öğrendiğinde çok üzülmüştü, daha yi bir sonuç beklediğinden kendine kızıp, kendi heyecanımı kontrol etseydim daha iyi bir sonuç alırdım diye düşündüğünden uzun süre kendine haksızlık etti, suçladı, (bana benziyor) oysa ben biliyorum ki o elinden geleni yaptı, elinden gelenin en iyisini hem de! Onunla gurur duyuyorum! Kendi liseye başladığım yılları hatırladım da birden, kendimi çok büyümüş hissetmiştim, bu gün bile hala tazeliğini koruyan bir kayıt anım var. Babamla, babam elimden tutup beni Ortaköy’de bir liseye götürmüştü. Yeniköy’de oturuyorduk, belediye otobüsü ile yaklaşık 30 dakika süren bu okula birlikte ilk kez gittiğimizde okul bana çok büyük gelmiş olmasına rağmen boğaz köprüsünün ayaklarının altında olması sebebiyle mi artık yoksa denizin kenarında güzel bir yer olması sebebiyle mi beni büyülemiş, heyecanlandırmıştı. Ama aynı zamanda sanki biraz ürkütmüştü. Ben çocuk gelişimi bölümüne yazılmak istiyorum dediğimi dün gibi hatırlıyorum. Lise yılları bana çok şey kattı, Tülin öğretmenimi, Jülide’nin neşeli sesini, Figen’in gülümsemesini, Şeyda’nın muzipliklerini, sıra arkadaşım Refika’yı ve daha pek çok arkadaşlıklarımı hala zihnimde taze anılarıyla hatırlar, gülümserim… Acaba oğlum neler hissedecek lise hayatı boyunca, neler yaşayacak neler öğrenecek sonra biz birlikte neler öğreneceğiz şimdilik bilmiyorum tabi. Bildiğim bu okulların açıldığı ilk günden onun artık büyümüş olduğunu bir kez daha görmüş olmam ve kendime aynada bir daha bakarken, yaşadıklarımı buruk bir gülümseme ile karşılamam.. Olgunlaşıyor muyum ne? Hayat öğretmeye devam ediyor, ben de hayata tutunma çabaları içinde yaşamaya, Kendi okulumda da Üniversiteyi yeni kazanan ve 2. sınıfa geçmiş öğrencilere ders kaydını onayladım bu gün, gün boyu 70 öğrenci geldi yanıma, kimisi telaşlı, yorgun, meraklı, ürkmüş, şaşkın pek çok duyguyu taşıdılar bana yüzleriyle ve sesleriyle, beni eskiden tanıyanlar odamın kapısını açtıklarında yabancı bir yerde bildik birini görmüş olmanın verdiği sevinçle gözleri parlayarak “aaa hocam biz geldik” diyiverdiler, sevgiyle karşılanmanın sevincini ve mutluluğunu yaşadılar, biliyorum, gösterdiler çünkü, göstermek önemlidir! Bir de hisstmek tabi ki! İnsanın kendini duygusal olarak güvende hissetmesinin birinci koşulu tanıdık ortamlar ve tanıdık yüzlerdir elbette, onları anlıyorum, onların ışığı beni de sarsın istiyorum, özellikle çok ama çok güçsüz olduğum zamanlarda, o ışık bana da değsin diye bekliyorum… Bana da değsin ki, yeniden yola koyulayım... Yeniden kendimi seveyim...
70 tane öğrenci geldi yanıma bu gün, evet, heyecanlı, telaşlı, yardıma ihtiyaçları olan 70 öğrenci ve ben onları dinlerken, onların sorunlarına çözüm olmaya çalışırken hiç yorulmadığımı hissettim! Hiç hem de! iyileşiyorum galiba...





Sabah uyandı uyanmasına da söylene söylene çoraplarını giydi, söylene söylene hazırlandı, yaz ne çabuk bitmişmiş, artık erken uyanma vakti gelmişmiş, bu hiçde istediği bir şey değilmiş:))






bu kiyafetlerini ilk kez giyiyor, ceket ve kravat olmadığı için pek bi hoşnut bu kıyafetden. O artık Anadolu Lisesi öğrencisi...



Evden birlikte çıktık, okulun bu ilk gününde onu okula götürmeyi teklif ettim ama küçük bey büyüdüğünü süt çocuğu olmadığını biraz da kızarak söylediği için yollarımız bu caddeden sonra ayrıldı, o kendi okuluna ben kendi okuluma doğru yola koyulduk...


1 yorum:

Ödül den.. dedi ki...

O artık Liseli oldu gerçekten de o kadar büyüdü mü? O o kadar büyüdüyse bize ne oldu, sanki ben hep aynı yaştayım sende :) Zaten annelerin yaşı hep aynı kalmaz mı onlar hep anne di mi :)