Dün akşamüzeri uzun zamandan sonra arkadaşlarımla ev buluşması yaptık. Bal kabaklı kek ve istek üzerine kısır yaptım ben kızlarda çeşitli salatalar yapıp getirdiler. Masanın etrafında hoş bir sohbet ortamı oluştu. Uzun zaman oldu evde kimseyi misafir etmemişim. Neredeyse unutmuşum misafir ağırlamayı. Ne bitmez bir pandemiymiş. Özlemişiz birbirimizi. Pek keyifliydik. Ülkenin ekonomik durumundan, fırsatçı esnaflardan konuştuk. Benim gibi ekonomiden anlamayan biri için bile her şey çok açık ve can sıkıcıydı. En komiği ise; geçen haftalarda yetim çocuklar için bot kampanyası yapmıştık. Amerika'da yaşayan kız kardeşim aradı ben de katılayım bir miktar dedi, 25 bot olsun bizden ben 100 dolar yolluyorum dedi. Dolar o zaman 10 tabi, western union ile yolluyoruz dedi. Ertesi gün bu western union kodunu bana yolladılar ama öyle aksilikler oldu ki para 4 günde gelebildi. Sonra benim en yoğun günümdü bankaya gidemedim, hafta sonu girdi pazartesi oldu derken bizim bin tl olarak yola çıkan 100 dolar bir hafta içinde 1350 tl olarak geldiJ) cidden komik. Hikâyeler bitmiyor tabi bununla. Uzun zamandır oğlumun yatağını değiştirmek istiyordum, tek kişilik yatağa sığamadığını söyleyip duruyordu, geçen ay yatağın kasasını İkea'dan aldım, yatağını da 22 Kasım'da sipariş verdim ama 24 gün sürüyormuş gelmesi. Zaten acelem yok oğlum epey bir süre daha İstanbul'da o gelene kadar gelir dedim. Kasa geldi kuruldu geçenler. Cuma günü yatak aldığım firmayı bir arayayım dedim acaba ne durumda siparişim diye. Daha zaman var üretiliyor dedi. Peki dedim. Dün sabah ise sayfaya girdim ben siparişimde bir güncelleme var mı diye. Siteye dönüp bakıyorum, aldığım fiyata bakmak için siparişlerime giriyorum bakıyorum, geri dönüp bir daha bakıyorum çünkü inanamıyorum. Ben 1,385 tl ödemişim, henüz gelmedi bile 2 hafta olmuş tam. Bu gün fiyat 2,585tl. Ben yok artık diyorum herkes şaşırmış durumda. Üreticiler acaba fırsatçılık mı yapıyor diye düşünmeye başladım. Dönüp bu sefer yatak kasasına baktım onun da fiyatı değişmiş ama en azından o %10 değişmişti. Zihnim bunları unutmak istercesine başka başka şeylere daldı akşam.
Sabah dilimde bir şiirle uyandım. Bir babanın doğacak çocuğunu beklerken yazmaya başladığı ve oğlu Ege doğduktan sonra tamamladığı şiiri.. Şair bir doktor, ilk şiir kitabına denk geldiğimde çok ama çok etkilenmiş ve sohbet etme fırsatı bulmuştum kendisiyle. Birkaç yıl önce kansere yenik düştüğünü öğrendiğimde çok üzülmüştüm... Bu şiire denk geldiğimde yıl 2004'du sanıyorum. Oğlu o zaman çocuktu. Bir babanın oğlunu beklerken yazdığı bir şiir... Onu rahmetle anmak istiyorum bu şiiriyle.
Ege'ye
önce adın bulundu
sonra rengi sipariş edildi gözlerinin
özlemler kayboldu
ve sen...
mayıs'ta saklanan
bir bahar gecesiydi
geldiğinde
zaman uzun fulelerle yürürken
sabaha doğru
biz seni bekliyorduk.
içimizi dolduracak bir mutluluğun
yerini boşaltıyorduk.
sana sinema afişlerinden yalanlar
ve dalgaların sahile anlattığı masallar
biriktirmiştim
kavanozlarda
bir de gülümsemeler
dudak acısı.
doğduğunda
altın saçlı
deniz gözlü
bir yangındın sen
ve seyir akıyordu gözlerimden.
sen'im...
hiç 'sen yokken'im olmadı
sen gelmeden önce
yokluğun vardı...
İrfan Öztürk
kızlardan biri hepimize yeni yıl hediyesi olarak peçete halkaları yapmış getirdi, yoksa ben hayatta beceremem bu peçete halkası yerleştirmeyi felan. gelir gelmez hadi takalım dedik:))
4 yorum:
Güzel sofranızın bereketi tüm sene sürsün Kelebekciğim. :)
Gerçekten misafirliğe gitmeyi de misafir ağırlamayı da unuttuk gibi, neyse çabuk hatırlarız bitsin de.
Şiir içime dokundu, ne güzel evlat sevgisi. :)
Ekonomi konusu hepimizin ortak -yeni bunalımı oldu. :(
sofra şahane görünüyor kelebekçim. dostlarla olmak kadar insana iyi gelen az şey var şu hayatta. hep sevdiklerimizle sarmalanmış olalım dilerim :)
Ekmekçim, ekonomi dersi alsam acaba anlar mıyım bu olanları bilemedim:) pandemi bitsin ben çok bıktım bu son 2 yıldan:)
Şule diyeti bozdum bakalım yarınki kontrolümde ne çıkacak korka korka gideceğim:))
dostlar hep iyi geliyor gerçekten de...
Yorum Gönder