Cuma, Kasım 26, 2021

 Üniversiteden mezun olur olmaz ilk yıl anaokulu öğretmeni olarak çalışmaya başlamıştım.  Bundan yıllar önceydi. Fakat hala capcanlıdır gözümde o yıllar. Nasıl güzel zamanlardı çocuklarla çalışmak. Çok olmasa bile 7 yıl anaokulu öğretmenliği yaptım. Sonra lisede gençlerle çalıştım bir süre. Benim için enfes yıllardı. Hala daha o öğrencilerimden mesajlar alıyorum. Yıllar önce 5 yaşındayken benim öğrencim olmuş ve şimdi doktor olan bir öğrencimin "bu dünyada iyi bir insan olmak için en çok şeyi ilk önce sizden öğrendim" mesajını hala unutmadım. Dünde mesaj kutum sevgi, vefa, teşekkür, minnet,özlem, ifade eden cümlelerle doldu taştı. Bu hayatta bir başkasına faydalı olmak benim kalbimin şifası sanıyorum. İnsan kendi ruhuna iyi gelen bir yol bulduğunda onu çoğaltacak şeylerde ekliyor yanına. Çocuklar da bunun en güzel yolu oldu benim için. Şimdi çocuklara öğretmen olmak isteyen gençleri yetiştiriyorum. Onlara nasıl öğretmen olacaklarının temellerini atıyoruz aslında. Fakat bazen zorlanıyorum. Son sınıflar bu sene staj yapıyorlar ve hiç istemediğimiz pek çok öğretmen modeliyle karşı karşıyalar. Geçen gün derste bir video izlettim 2. sınıflara. Bir okul öncesi öğretmeni sınıfında bir uygulamayı çekmiş koymuş youtube. Uygulama o kadar çok hata barındırıyordu ki, hangi birinden başlasam bilemedim. Neden böyle bir öğretmenlik yapmamaları gerektiğini 40 dakika boyunca anlattım. Sonunda da dedim ki bundan 5-6 yıl sonra bu sıralarda başka başka gençler oturacak ve biz yine youtube yüklenmiş bir uygulama videosu üzerinden sınıfta olur mu olmaz mı konusunu tartışacağız. Umuyorum ki o videolardaki uygulamaları yapan öğretmenler siz olmazsınız dedim. Hepsi önce kahkaha ile güldüler, sonra işin ciddiyetini anladılar.Bir süre de bunun üzerine sorular sordular... Pandemi süreci daha zor bir çocuk grubu bıraktı bizlere bu yıl. Çocukların stajlarından dolayı haftalık ziyaret ettiğim okullardan biliyorum. Kaygıları daha çok, hareketleri daha sınırlı, algıları bile eski yıllara göre düşük diyebilirim. Ama yapılacak şeyler var... Hep var... Olacak...

Bu hafta sonu yetimhanedeki çocukların bot dağıtımı için şehir dışına çıkacaktım ama başka bir görevlendirmem çıktı. Arkadaşlar cumartesi yola çıkıyorlar. Bir gece yetimhanede kalacaklar. Çocukların sevinçlerini buradan paylaşacağım. tam 253 bot geldi arkadaşlarımdan. 96 kişi bu güzelliğe ortak oldu. Çocuklar adına onlara minnettarım. Hiç bir kez bile karşılaşmadığım, sosyal medyadan beni takip eden bir sürü insan destekledi. Ben bile şaşkınım... 

Kutlu olsun günümüz.... 







6 yorum:

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Kutlu olsun gününüz Kelebekciğim, nice güzel eğitim anılarına. :)

Akademisyenlikten önce öğretmenlik yapmış olmak, tam çekirdekten yetişmek gibi olmuş. Uygulamayı bilerek teori üretmek en güzeli. :)

elektra dedi ki...

Kutlu olsun kelebekçim :) Mesleğini sevmek insanın başına gelebilecek en iyi şey. Hep çok şaşırmışımdır işinden nefret ettiğini söyleyene. Şımarıklık gibi görünebilir bu düşüncem, iş mi var falan gibi argümanlarla dövülebililrim, ama böyle düşünüyorum n'apayım.

şule dedi ki...

canım öğretmenim, ne mutlu öğrencilerine ki senin gibi hayata bakışı iyilik üzerine kurulmuş bir insan girmiş hayatlarına, çok şanslılar :)

Butterfly dedi ki...

Canım Ekmekçikız, mutfakta yetişmek dedikleri ne demek derdim eskiden, buymuş:) çok faydasını görüyorum bunun. Çok teşekkür ediyorum

Butterfly dedi ki...

Ayyy kım gelmiş sevgili Elektra, bir zamanlar blog okumamın, blog yazmamın tek sebebi:)
birlikte dövülebiliriz o zaman seninle aynı düşünüyorum çünkü. Mesleğini sevmeden yapanlar ne büyük mutsuzlukla uyanıyordur her sabah düşünsene... Senin de kutlu olsun günün...

Butterfly dedi ki...

Şulem canım benim...