Cuma, Eylül 03, 2021

 Tam bir haftadır sevdiğim, özlediğim şehirde her gün deliler gibi geziyorum. Ohh çok şükür diyerek:) pazar günü düğünü yaptıktan sonra bir gün Beşiktaş bir gün Yeniköy bir gün Göztepe sırt çantamla her an her yerdeyim.İstanbul'un havası da beni biraz daha serin karşıladı sanki.  Bu hafta gezme dışında şeylerde yaptım elbette. Birincisi 1 Eylül'de Sarıyer Belediyesinin yaptığı ve benim çok sevdiğim, yakından takip ettiğim Koç Üniversitesi Psikoloji Profesörlerinden sevgili Ayşe Bilge Selçuk hocanın "Mizaca göre ebeveynlik" konulu konferansını oldu. Konferans duyurusunu okuyunca hemen hocayla yazıştım ve orada buluştuk. Kendisini çok ama çok severim. Ama sadece sevmem kendisinden hep çok şey öğrenirim. Mizacı onun kadar iyi anlatanına rastlamadım mesela. Bir süredir Mizaç çalışıyorum ve insanın ne kadar derin ama aynı zamanda ne kadar kolay anlaşılan bir varlık olduğunu her gün yeni bir şekilde keşfediyorum. Konferansın ardından birlikte çay içtik sohbet ettik. Kendisini ilk kez 2017'de Ankara Gazi Üniversitesinde davetli konuşmacı olarak dinlemiştim. Bizim kongremizde ben doktora öğrencisiydim ve tezimi yazarken onun pek çok makalesini okumuş tezimde kullanmıştım. Araştırmalarını araştırma sonuçlarını hayranlıkla izlediğim bir akademisyendi. Şimdi daha çok hayranım. Şahane bir kitap yazdı bu süreçte. Öğrencilerime verdiğim zorunlu okuma listesinde kitabı. İnsan Her Koşulda. öyle güzel yazılmış bir kitap ki herkese tavsiye ediyorum. Ardından burada bir anaokulunda müdür olan sınıf arkadaşım madem geldin benim okulumda bir öğretmen semineri ver dedi. Olur dedim ve dün sabah onun okuluna gittim yaklaşık 3 okuldan gelen 25 kadar anaokulu öğretmenine sınıf stratejileriyle ilgili 2 saatlik bir seminer verdim. Böylece tatilin içine iş sıkıştırarak biraz vicdan rahatlatması yaptım diyebilirim. Ama asıl buraya yazacağım şey bu seminerden bir gün önce Gebze'de yaşayan anaokulundan öğrencim olan İ.'nin hikayesi. Eşi yazdı bana sosyal medyadan hocam eşim sizi görünce çok sevinecek ona sürpriz yapmak istiyorum eğer uygunsanız biz yarın İstanbul'a geleceğiz sizi görebilir miyiz? Okulun lun adresini verdim zorlu bir yol Kartal'dan gelecekler ama ben de onu çok görmek istiyordum. Çok mutlu ama çok gözyaşlarıyla dolu bir buluşma oldu şimdi öykünün başına dönelim;

Ben henüz çok genç milli eğitimde çalışkuşu olmaya karar vermiş ve yeni bir anaokulu öğretmeniyim. Beni anadolunun küçük bir ilçesinin en kenar mahallesinde bulunan bir okula anasınıfı öğretmeni olarak atamışlar. Yeni evliyim ve hamileyim. Okul minicik çocuk yok okul müdürü bana git mahallerden çocuk topla demiş. Ben daha önce İstanbul Robert Kolejinde anaokulu öğretmenliği yaparken Milli Eğitimde çalışmak isteyip oradan ayrılarak İstanbul'a bin km uzaklıkta adını daha önce duymadığım bir ilçeye atanmışım. Mahalleri geziyorum mahalle arasında oturan kadınlarla sohbet ederek okul öncesi çağında çocuğu olup olmadığını öğrenip olanlara diyorum ki ben anasınıfı öğretmeniyim hemen şu okulda çocuğunuzu yollar mısınız? Bir köşe başına geldim o zaman 21 yaşındayım ve köşe başında oturan yaşlı (o zaman ki düşüncem bu yaşlı kavramı 40 üstüydü sanırım ) bir kadın gördüm ama yanında bir erkek çocuk var hemen koştum dedim ki teyzeciğim nasılsın konuştuk derdimi anlattım o da bu benim torunum dedi. ne güzel annesi nerede okula yollar mısınız? Annesi bunu bebekken terk etti başkasıyla evlendi annesini hiç görmedi bu çocuk babası da evlendi uzaklara gitti onun annesi de babası da benim dedi. Bir de ablası var ikisine de ben bakıyorum dedi. Boğazıma bir şey oturdu o köşe başında önce. Sonra hemen toparladım onu okula yazdıralım dedim ben öğretmenim. Bizim paramız yok ki hoca hanım dedi. Teyzeyi kırmadan nasıl diyeceğimi bilemediğim birkaç saniye tereddütle önce şu cümleler döküldü dudaklarımdan Para lazım değil ki hiç, ama teyze biliyordu anasınıfına boya kağıt kalem alınıyor biliyorum kırtasiye masrafı önlük alınıyor nasıl alayım ben dedi. Onlar ben de var dedim ben alacağım sen kimseye deme aramızda kalsın. Böylece küçük İ ile yolculuğumuz başladı. Şahene bir çocuktu. Onu çok ama çok sevmenin ötesinde herşeyiyle özel olarak ilgilendim. Bu anne babasız büyüyen ama öğrenme merakı ışıl ışıl gözleri olan bu çoukla birlikte tam 6 çocukla o yıl eğitim öğretimi tamamladık. Ben onun tüm ihtiyaçlarını elimdne geldiği kadar karşılamaya gayret ettim. Bir gün ayakkabı ve mont alacağım küçük bir ilçe gidebileceğimiz en iyi dükkana girdik giydirdim iki farklı mont nasıl dedim beğendin mi? Hangisini alalım? Bana dedi ki öğretmenim siz  hangisini beğendiyseniz onu alalım. Onunla olan her anım hep tazedir zihnimde. O yıl çalıştığım o okul anadolu lisesi oldu ve beni başka bir okula anasınıfı kurmakla görevlendirdiler. İ. de başka bir okula 1. sınıfa kaydoldu. Ben o küçük ilçede kaldığımız 5 yıl boyunca her yıl okuluna gidip elinde tutup okul ihtiyaçları için alışverişe götürdüm. Sonra hayat telaşıyla zaman akıp geçti biz oradan taşındık benim bir sürü problemlerim oldu onu hiç unutmadım ama bir daha onu görmedim. 

Bundna 5 yıl önceydi ofiste çalışırken telefonum çaldı. Arayan İ. sizi yıllardır arıyorum ama yeni buldum dedi.  İşte böyle başladı o zamandan beri hep telefonlaştık ama yüzyüze görüşemedik. O bu süreçte evlendi. Dün yıllar sonra ilk kez karşılaştık. Benim hiç hatırlamadığım anılarla doluydu kalbi. Onlardan birini anlatınca ikimizde ağladık.Onun ağzından aktaracağım.  Bir gün beni evinize götürdünüz. Oğlunuz bebekti. Börek yapmıştınız ben meyve suyu ile börek yedim siz oğlunuzu kucağınıza aldınız ve sonra yatağına koydunuz. O börek yediğim en güzel börekti o ev gördüğüm en güzel evdi ve içimden şöyle dedim keşke bu çocuğun yerinde ben olsaydım o benim annem olsaydı. çok kıskandım oğlunuzu. Sonra bir gün ortaokul son sınıftayım bir kıza aşığım yan yana yürüyoruz yolda karşıdan bir hoca geliyor ama onu biliyorum sizin arkadaşınız o bana bakıyor diyorum ki bu Nuran hocaya diyecek ki İ. bir kıla yürüyordu bu çok yanlış ve siz beni sevmeyeceksiniz diye kızı oracıkta bırakıp koşmaya başladım. O kız benimle bir daha konuşmadı ama sizin gözünüzden düşmek daha büyük acı verecekti bana. Yıllarca sizi aradım ama soyadınız değişmiş bunu düşünemedim hiç. Hiç unutmadım sizi dedi. Bir sürü öğretmenim oldu ama hep siz kaldınız aklımda. Annesini sordum, ilk kez 2014 yılında annesini merak ettiği için gidip gördüğünü ama hiçbirşey hissetmediğini söylerken de ağladı... Çok güzel ama çok zor anlardı. Bazı anları anlatırken dudakları titredi... Bir otomotiv şirketinin ihracat bölümünde yönetici kendisi şu an. Harika bir baba. Pandemiden dolayı sarılamadım ama ellerini sıkıca tuttum ... Anlatamadığım pek çok duygum içimde kaldı. 

 Babannesine anne derdi. Annem de size selam söyledi hep anıyoruz sizi dedi. Okuldan ayrıldık. Eşini çocuğunu yeni doğacak çocuğunu tebrik ettim. Onlar Gebze'ye ben Beşiktaş'a doğru yola koyuldum. 

Yolda uzun uzun ağladım.... 




9 yorum:

şule dedi ki...

ay ben de ağladım, hâlâ da ağlıyorum. iyi ki varsın canım arkadaşım. yanımda olsan sarılır, bir fasıl daha ağlardım

buraneros dedi ki...

Vallahi ben de ağlayacaktım. Hikâye bir yandan sizin kalbinizin güzelliği bir yandan. Şahanesiniz Hocam, başka ne diyeyim, bilemedim:)

Sade'Ce dedi ki...

Sana böyle sıkı sıkı sarılmak istedim.. Ne kadar İstanbul'dasın acaba?

Butterfly dedi ki...

Şulem, pandemi geçsin sarılalım sımsıkı, ağlamayalım, böyle güzelliklerle buluştuğumuz için şükredelim. Seviyorum seni

Butterfly dedi ki...

Sevgili buraneros güzel kalpler çoğalsın inşallah. çok teşekkür ederim. öperim sizi

Butterfly dedi ki...

sevgili Sadece C, bende sarılırım sana kocaman. Bir hafta kadar daha buralarda deliler gibi yürüyerek her yeri gezmeye devam ediyorum. Kah hüzünlü kah neşeli. Eylül'ü burada karşılamanın huzuruyla...

Ekmekcikız dedi ki...

Kelebekciğim,
Kocaman bir kalbin var, ne güzel seni tanımış olmak ve öğrencilerin için ne büyük mutluluksun.
Sevgiler kucak kucak.

Butterfly dedi ki...

ahh sevgili Ekmekçikız, hayat hep bir çocuğun kalbinde atar benim için. Çok sevgiler öpücükler

Hulyalar dedi ki...

Ne Güzel anilar❤️