Gündüzleri birçok yer gezip, geceleri aynı
yatakta uyumak gibi…
Gökyüzünde uçurtma uçurduğun çocukluk
günlerini hatırlamak gibi…
Dönüp dolaşıp aynı hikâyeye ağlamak gibi…
Aynı yaman çelişkileri yaşamak, o yaman
çelişkilere şaşırmak gibi…
Sonu gelmeyen, bir türlü bitmek bilmeyen bir yolun,
sonunu hiç düşünmemek gibi…
Ait değil, emanet olduğunu bilmek gibi…
Koşarak
geldiğin yollardan yürüyerek dönmek gibi…
Özlemek,
özlemine dayanamadığın bir anda bile, öylece uzaktan seyretmek…
Merakına
yenilmemek… Beklemek gibi…
Başka başka
hayatlardan çalınan emanet zamanlarda yaşamak…
O emanet
zamanları durdurmak durdurmak isteği ile çırpınmak,
Durduramadığın
her şey için aynı umarsız çabayı sürdürmek…
Özlemek,
“Baba
yanımda kocaman kal” diyen bir çocuğun sevincini taşımak…
Sessizce
paylaşılacak bir mucize olmak…
Özlemek,
Uyudukça
rüyalanmayan, uyandıkça sabahlanmayan bir hasreti taşımak…
Günlerin
geceleri ele geçirmesine seyirci kalmak…
Yıldız
yıldız olmak…
Mendilsiz
ağlamak…
Bazen
sessizlikle konuşmak…
Çoğu zaman
sessizlik olmak…
Elindeki makineye
bakıp hayıflanmak…
Sana
taşıdığı ses için ona iyi davranmak…
Durup şöyle
bir bakmak…
Gördüklerine,
bildiklerine, inandıklarına şaşakalmak…
Umudunu açık
artırmaya çıkarmak…
Kumdan
kaleler yapmak…
İnadına kalbine
dokunmak…
Özlemek,
“Düşünüşümüzle yaşayışımız arasındaki zaman farkı” isimli hastalığa yakalanmak…
Bazen pencere
kenarında oturup bir hayalle sabahlamak, gördüğün anda tüm acılardan
kurtulacağını sanmak…
Özlemek,
O’nun
hayaliyle bıkıp usanmadan konuşmak...
Yalnızlığını
ve hayal kırıklıklarını uzun tutmak…
Anlamaya
çalışırken kendini kanatmak…
Mucizelere
inanmak…
Türkülerin
hüznüne sarılmak…
Buram buram
O kokmak isteği ile tutuşmak…
Bir iç
çekişle yaraları saklamak…
Yıldızlardan
medet ummak…
Kendi
kendine konuşmak…
Uçurum
kenarlarında dolaşmak…
Yüzemediğin
denizleri avuçlarına doldurmak…
Bir türlü
geçmek bilmeyen zamanla savaşmak…
Bir ihtimal
olan an’ları bir ihtilal gibi yaşamak…
Keşke
yanımda olsa diye hayıflanmak…
Aldanmak…
Rüyalarla
avunmak…
Düğüm düğüm
yutkunmak,
Sessizce ve
uzunca susmaktır…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder