Cuma, Aralık 11, 2009

Uzun Zaman Sonra Yeniden




Burası artık günlük, hatta aylık olmaktan çıkmış neredeyse yıllık olmak üzere:) ancak gerçekten de yazmayı çok istiyor oluşuma karşın üzerimde gittikçe çoğalan yüklerden mi yoksa yazmak için yeterince itici güç bulamayışımdan mı kaynaklı bilmiyorum bu üzerimde ki yaz(a)mama durumu. Şimdi okulda yarım saat sonra yapacağım vize öncesi hazırlıklarımı erkenden tamamlamış olarak bi gayret oturdum başına kısaca bu geçen ıkı ayı özetlemek istiyorum;


Eylül doğumlu biri olarak Eylül ayı her yıl hüzünle karışık bir burukluk içinde geçerdi bu yılda daha çok hissetmek için belki sonbaharı iyice içime çektim bu ayı ancak yoğun olarak ders çalışarak geçti Ekimde girdiğim ve gene hayal kırıklığı yaşadığım üds sınavına kadar. Sağlık olsun diyip yeniden bi gayret başladım çalışmaya...


Ekim ayında Gebze'de gerçekleştirilen Aile Eğitim çalıştayına davet edilmiştim 16 Ekim'de İstanbul üzeri gebzeye gidip 3 gün bu çalıştaya katıldım Türkiye çapında yapılacak olan Aile Eğitim Müfredatını değerlendirme toplantıları yaptık orada yeni yeni insanlarla yeni yeni fikirlerle karşılaştım, pazar akşamı bizi İstanbul'a bıraktılar pazartesi başlayan Uluslararası Çocuk ve İletişim Kongresi için bu kez 3 gün Taksim'deydim, kongre son derece güzel ve besleyici geçti benim için çocuklardaki trawmalar, medyanın çocuklar üzerinde ki etkileri, çocukların kahramanları, çocuk ve barış kavramı, farklı eğitim modelleri ve Ayla Algan'ında katıldığı bir panelin ardından çocuklare yönelik gerçekleştirilen atölye çalışmaları, seramik atölyesi, arkeoloji atölyesi, drama atölyesi, öykü atölyesi, fotoğraf atölyesi gibi son derece eğlenceli atölye çalışmalarını izledim, yukarıdaki resimde görüldüğü üzere kongrede ben de 5-6 yaş çocuklarına öykü atölyesi çalışması yaptım belki de ben çocuklardan daha çok keyif aldım onlarla birlikte olmaktan. Kongre için Unicef'in desteklediği bir de gazete çıkıyor yılda bir kez, bu yıl o gazetedeye ben de bir yazı yollamıştım "Babamın Kalbi"kongre sabahı kayıt yaptırırken gördüm ki benim yazım da yayınlanmış acaip duygulandım. Kongre bitimini takiben hafta sonu bir arkdaşımın düğünü için İzmir'e uçtum 1 günlüğüne izmir ardından Ankara ve Tokat. Geri dönüşte birikmiş işler.

Kasım ayı nasıl geldi, nereye gitti ne zaman gitti anlayamadım bile dersler öğrenciler derken bitmiş, bayram tatili gelmiş, bayramda Alperen'i alıp sivas-Kayseri-Nevşehir-Aksaray üzeri Konya'ya annemi ve anneannemi görmeye gittik çok eğlenceli bir yolculuktu Alperen elinde ki haritayla şimdi şu yoldan döneceksin şimdi şu yola sapacağız şu kadar km kaldı diyerek sürekli beni yönlendirdi, Nevşehir girişinde peri bacaları manzarası eşliğinde mado'da mola verip dinlendik, konya'dan köye geçtik ki annem ve anneannem kapının önünde oturmuş bizi bekliyorlar, anneannem 87 yaşında kırmızı yanaklı bir kadın, bir gün onuda yazmak istiyorum. Köye ablam ve yiğenlerim de geldiği için keyifli bir 3 gün geçirdik daha sonra Ankara'ya ugrayıp bir günde orada kalalım istedik Ankara'ya geldiğimiz akşam arabamız yolda bozuldu ve kabus gibi bir 2 gün Ankara'da kalıp arabanın en 10 gün serviste kalması gerektiğini öğrenip yollara düştük, tiriğer kayışı geçen yıl değişmiş olmasına karşın kayış atmış servis ilk başta bir türlü sebebini anlayamadılar sonra dediler ki devir daim pompası orjinal olarak takılmadığı için olmuş, iyi de ben nerden bileyim işin uzmanı ne derse inanmak durumunda değil miyiz hepimiz? olsun gelen mala gelsin diyerek servisin fatura ettiği 1,500TL rakama bakıp, canımız sağolsun diyoruz şimdilerde:)

Geldik Aralık ayına şimdilik vize sınavları ile uğraşıyorum, Ece Temelkuran2ın İçeriden, Üstün Dökmen'in Miyasenin Kuzuları ve takma adıyla yazılar yazan bir yazarın başkasını seviyorum adlı kitaplarını okuyorum, İçimdeki Deniz filmini izledim çok begendim, yedi kocalı hürmüz filmine gittim fazla beğenmedim ama kadro iyiydi, Neşeli hayat filmini merak ediyorum, ingilizce çalışmak için konsantre olmaya çalışıyorum, arkadaşlarımın bloklarını okuyup ne güzel yazıyorlar diye kıskanıyorum Dory'nin nemo'ya kavuşmasını sanki kendi heyecanımmış gibi arkadaşlarıma anlatıyorum Şule'nin Ozan ne kadar büyüdü yahuu diyorum, Elektra ne güzel bir fotoğraf koymuş diyorum Fatoş herşeye nasıl da yetişiyor ve bir de bunları yazıyor diyorum, izlediği filmleri kıskanıyorum bende izlemek istiyorum ama benim zamanım bir türlü yetişmiyor:( hem izlesem bile onun kadar güzel anlatamam herhalde diyorum onun anlattığı filmleri hemen listeme alıyorum ama. Peri ne kadar güzel anlatıyor kitapları yazarları insanın hepsini birden alası aynı gün okuyası geliyor diyorum......

İşte böyle, ordan burdan bir yazı oldu bu da, ama en azından bir yazı oldu bee, aylar sonra ohhh rahatladım. Şimdi 10 dakika sonra yapacağım vize için hazırlıklaırmı yapayım.


1 yorum:

sarı laleler dedi ki...

hoşgeldin
yazınla beni mutlu ettin:)
canım arkadaşım, zaten biçok şeye canımız sağolsun demiyomuyuz,canın sağolsun, allah tan yollarda sorunlar yüzünden size bişey olmamış...şu aralar hiçbişey yapmadığım için senin meşguliyetlerin karşısında sadece şaşırabiliyorum..sana kolay gelsin:)tekrar bu coğrafyaya hoşgeldin canım arkadaşım:)