Pazartesi, Temmuz 14, 2008

Amasya Gezisi

Amasya bize çok yakın demiştim ya size, elbette ilk defa gitmiyoruz sanırım 3-4 kez gidip gezdik ama insan her seferinde farklı farklı şeyler hissediyor ve başka başka yerleri keşfediyor ya da bakış açısı algıda seçiciliği falan da değişiyor zamanla sanırım. Bir de tabi gezi arkadaşınızın bakış açısı da çok belirleyici, öyle bir ergenle yola çıkmış iseniz tarihi mekanlara “ ne o yaa yüz tane mezar gördün hala daha mezarlara bakıyorsun yeter artık biraz da adidas mağazasına gidelim” diye bir ses işitebilirsiniz:)

Ferhat'ın Şirin ugruna deldiği kayalar ve açtığı su arkları şehrin dışında olunca belediye buna bir çözüm getirmiş ve şehrin ortasında ki parka Ferhat ile Şirin çeşmesi yaptırmış, çpk da rağbet görüyor diyebilirim bu aşk çeşmesi için. Biz gezerken oradan geçmekte olan bir yerli turist kafilesi hücum etmiş durumdaçeşmeden su içip dilek tutuyorlardı, rehber arkadan seslendi "içmeyin lütfen sadece dudağınızı değdirin" diye:) ne içtim, ne de dudağımı değdirdim, sadece serinlemek için ellerimi ıslattım ben, zira ne Ferhat'ın ne de Şirin'in benim aşk hayatıma yapabileceği bir şey olduğuna inanmıyorum:), hele hele onca yüzyıl geriden kalkıp beni mi düşünecekler şimdi, bir de ben onlar gibi bir aşk almıyım, kalsın mümkünse:) olacaksa dağ taş delmeden, kimse birbirini üzüp incitmeden, düşünceli, özenli, ilgili ve şefkatli bir aşk olsun benim karşılaşacağım... Yoksa kimse benim için dağları delip olmadık suları şehre geitrmeye falan kalmasın, elinde olanı versin, ama en önemlisi sevmeyi bilsin yeter....
Ferhat ile Şirin çeşmesinden Alperen su içip dilek diledi, artık dileğini bilemeyeceğim ben ama Amasya'ya gelirken yaz aşkı yaşamayı planlayan bir delikanlı için tahmin etmek zor olmasa gerek:)

Irmağın ön tarafından evler böyle( restro edilmiş olanlar tabi) jumbalı jumbalı pek bi sevimli görünüyorlar, sokağın arkasına geçtiğinizde ise (girişler arka taraftan) bahçedeki çiçekler karşılıyor sizi kapıda, birbirine yapışık gibi duruyor ilk bakışta ama girişlerde farkedebilirsiniz ki öyle değil, ancak resterasyon görmemiş olanlar tam bir felakt gibi duruyor ara ara sırıtıyor bu güzelliğin içinde.


Bu dükkanın çok estetik bir dokusu var, sadece dışardan değil aynı zamanda iç dizaynı da çok şık ve insanı saatlerce o mekanda tutmaya yetecek kadar huzur dolu. Dükkanın dışı ışıl ışıl bakırlarla dolu hemen insan oraya doğru yöneliyor yürürken...




Arka sokaklardan pansiyonların olduğu yere doğru ilerlerken çıktı karşımıza bu bakırcı dükkanı çok hoş bakırlar vardı ama en çok bu bakırdan mumluklar çekti dikkatimi 10 ile 20 ytl arasında değişiyor fiyatları ancak bu dükkanda bakırdan herşeyi bulmak mümkün





Evlerin pek çoğu küçük pansiyonlar haline getirilmiş işletiliyor, arka sokaklar neredeyse küçük pansiyonlarla dolu, hepsi de öyle sevimlilier ki, bir an kendimi Bodrum sokaklarında geziyormuş gibi hissettim ben. Küçük ama çok sıcak ve sevimli pansiyonlar, genellikle bahçeleri cafe gibi işletiliyor oturup çay içebileceğiniz tarzda sevimli ve yeşil bahçeleri var. kafanızı içeri uzatınca görebiliyorsunuz o sevimliliği.. Devam edecek:)




3 yorum:

sarı laleler dedi ki...

yaz tatiline hafiften bir giriş mi yapıyoruz? kelebek..?

şule dedi ki...

ben de istiyoruuuumm...
bir de sana, sana yakisan, zarif, dusunceli, derin bir ask diliyorum hayatim :)

Butterfly dedi ki...

evet arzu'cuğum girdik bile herhal bu tatil moduna:)

Şule gel sne ben seni gezdireyim hep buraları, o zarif aşk dileklerin içinde çok teşekkür ederim umudum gittikçe kayboluyor ama olsun:)