
Taşındım ve taşınma sırasındaki hikâyeleri yazarak başlayacaktım ama onun önüne geçen başka bir şey oldu onu önce yazıp sonra sırasıyla Sivas macerasını, Şirin’in nefis masasını ve taşınma hikâyesini yazacağım, ama taşınma sırasındaki hikâyeleri dizi haline getirmeye karar verdim, zira öyle ilginç bir taşınma oldu ki, mutlaka unutmadan yazmalıyım dedirtti bana.
Geçen gün taşınma telaşı zihnimde okulda acil yapılması gereken vize programını hazırlıyorum ilan edilmesi gereken tarihi kaçırmışım bir yandan kendime kızıyor bir yandan da neden ben tek başıma bunca işle uğraşmak zorundayım ki diye hayıflanıyordum, dahili telim çaldı bir an tereddüt ettim acaba dedim açmasam beni oyalayacak biri olursa programı yetiştiremem, bunlar zihnimden ışık hızıyla geçiyor ve telefonum ısrarla çalmaya devam ediyor, derken açıverdim aniden;
- “Hocam merhaba, sizi yerinizde bulmak ne kadar zormuş” diyen bir ses. Karşıladı beni.
Arayan Türk Dili Edebiyatı bölümünden Doç Dr Turan Karataş, epey oluyor benim yazılarımdan birini okumuş ve çok beğendiğini ifade etmiş yayınlanması gerektiğini söylemişti, bir an tereddüt edip aslında yazılarımı paylaşma konusunda biraz tereddütlüyüm demiş olmama rağmen gene de ona yazımı vermiş ve “Olabilir” demiştim.
Evet, benim çocukluğumun bir kesitini anlattığım yazarken keyfi ve hüznü aynı anda aynı şiddetle yaşadığım Anı-deneme yazım Edebiyat Ortamı adlı derginin Temmuz sayısında yayınlanmış, gerçi ben henüz göremedim haftaya elimde olacak dergi ama Ankara’da dağıtıma girmiş, editör arayıp yazıyı çok beğendiğini ve mutlaka başka yazılarımı da yayınlamak istediğini söylemiş ben de Turhan hocaya, “Yazılarımı paylaşmaya karar verirsem elbet yollarım” dedim. Turan hoca belki de beni motive etmek için bir sürü güzel cümleler kurarak beni övdü, hatta daha önce de bir sohbetimiz sırasında benim gibi bir okuru edebiyat bölümü öğrencilerinde bile bulmak zor diyerek bana yeni Türk Edebiyatı bölümünde master yapmayı teklif etmiş, “Böyle bir okurla bir tez hazırlama hayalim var” diyerek benimle çalışmak istediğini de vurgulamıştı. Kendi alanımla ilgili bir sürü bildirim ve makalem yayınlanmış olmasına karşılık bu yazımı bir dergide görme fikri beni heyecanlandırdı, yazının her satırını ezbere bilmeme rağmen yine de heyecanlandım, hemen görmek istedim dergiyi, sonra düşündüm, bu yazıyı annem okusa çok üzülür, çok ağlar, hemen kendini suçlayacak bir şeyler bulur, oysa onun bıraktığı bir giysiyi koklayarak özlem giderdiğim günlerimi hiç anımsamaz bile, çünkü yaşanılanlar taraflarda aynı izleri bırakmaz, bunu bilmek de öyle üzmez beni zaten.
İlk aşık olduğum çocuk okusa- Kim bilir nerede, ne yapıyordur şimdi- çok gururlanır, mutlu olur bir kadının zihninde böyle bir yer edinmiş olduğu için eminim kendiyle gurur duyar, oysa o benim çocukluğumun aşkıydı, 10 yaşımın güzelliği, kimseler bilmezken aynı sınıfta başka sıralarda oturup, aynı öğretmene seslenirken onun sesini bile duysam yüzümü ateş basar, o sınıfın en çalışkanı olduğu için içten içe ona özenir ve onu kıskanırken, ona bir şey sormaya çekinir, yüzüm kızarır vücut kimyam değişirdi ama o ve diğerleri bunu hiç bilmezdi.. Aşkın böyle bir şey olduğunu, hissettiğin hiçbir şeyi karşı tarafta görmeyi beklememen gerektiğini öğrenmek uzun yıllarımı aldı, bunu öğrenirken hep o çocukluk aşkımın yüzü geldi gözlerime durdu ve ben hep aynı şeyi yaşadım.
Acının ve aşkın enfes bir tanımı var ama bunu ancak yaşayanlar dillendirebiliyor, okuyucuların zihninde kalan tad ise hep farklı farklı oluyor….
Ve bu sabah erkenden uyandım, birkaç kutu boşaltıp yerine yerleştirdim, boş kutuları kapıya koymak için kapıyı açtım ki, kapının önünde bir sepet, bir kutu mum ve üzerinde bir not vardı;
“Yazılarını yazman için biraz ışık” kim, ne zaman gelip bıraktı bilmiyorum, hiçbir ipucu yok, o notun dışında, benim de hiçbir fikrim yok ama zamanlama adına müthiş güzel bir yeni ev hediyesi oldu bana. Bildiğim tek şey, mumları sevdiğimi bilen biri olduğu...
Ben bu gece o ışıkla yazılar yazacağım, belki bir edebiyat dergisinde belki de burada, ama mutlaka sizler de okuyacaksınız, mutlaka paylaşacağım…
8 yorum:
CANIM YA MERHABA..YAZ YAZ ,OKUYALIM..SEN İNAN BUNU YAPMALISIN.DERGİLER AZ BİLE SEN BİR KÖŞE YAZARI OLMALISIN..
SENLE GURUR DUYUYORUM BİR İSTANBULLU VE YENİKÖYLÜ OLMAKLA.
SEVGİLERİMLE ..SEVGİLERİNİ KUCAKLIYORUM..
DEVAM..MÜMTALASI OLACAK HER ALIP OKUYAN..YÜRÜ BE KOÇUM DERLER YA..
Bende desteklerim bu fikri eğer kabul edersen.
aaaaaa, ne guzel, ne guzel. gurur duydum senin adina, mutlu oldum seni tanidigim icin kendi adima :)
Seviyorum ben hepinizi:))
Canım ben bu yazına yorum bırakmıştım yanılmıyorsam, nereye uçmuş?:)
Bu arada sondan başlayarak buraya kadarki yazılarını okudum ama yanlış bir zaman seçmişim çünkü saat 2 ve ben yazdıkların hakkında o kadar çok şey biriktirdim ki, şimdi onların hepsini cümlelere dönüştüremiyorum.
Ama düşündüğüm ve uzun cümleler gerektiren konular hakkında hakkımı saklı tutup, kısaca değinebileceklerimi iletmek istiyorum.
1- Evin çok güzel, güle güle otur. Bayılllldım gerçekten.:)
2- Ben de nedense taşındıktan sonra yalnızlığı tercih ederim, birileri varken çalışamam.
3- Annen üzdü beni. Daha doğrusu seni üzdüğü için üzdü.:(
4- Umarım o aşkı bulur, hak ettiğin gibi yaşarsın.
5- Öperim...:)
Devamını sonradan gündüz gözüyle yazacağım ama sen önce benim yorumumu neden uçurduğunu bir açıkla bakalım.;-)
Sema'cığım ben senin yorumu uçurur muyum hiç? Hiç görmedim ki ben senin yorumunu? bence bloğer uçurmuş onu, sana bir mail yazmayı düşündüp yakatkan fırladığım bir anda yorumunla karşılaştım nasıl mutlu oldum anlatamam sana, evimi sevdim evet belki bir gün sen de buralara gelirsin, seninle bu coğrafyayı gezer, terasta mangal partisi yaparız kimbilir. Annem işte hep böyle:( güzel dileklerin için teşekkürler, gerisini mailden yazacam sadece sana özel olsun diye:)
bende seni kucaklıyorum
Yaa ne kadar üzüldüm, uzuzn uzun döşemiştim yanılmıyorsam. Demiştim ki, o kadar zaman yırtındım yaz yaz yaz diye, şimdi bir başkası söyleyince mi anladın iyi yazabildiğini, diye.:) Sonra yazını okumak istediğimi söylemiştim, çok çok tebrik etmiştim, devamını bekleyeceğimi yazmıştım ve de romantik kişiyi pek sevdiğimi söylemiştim ama tabii böyle değildi o yazdıklarım.:( Ha, hatta senden yeni evinde mangal partisi daveti beklediğimi bile yazmıştım.:)))
Hepsi bir yana taşınmalar güzeldir bence Butterfly'ım. Ben yıllar yılı taşındım ve en nihayet bir daha taşınmayacağım hayaliyle sahip olduğumuz bu evden de taşınmak zorundayız şimdi. Ama yine de mutsuz değilim. Bu evimizi çok seviyordum ama yıkılıp yeniden yapılacak ve 1 yıl sonunda tekrar geri döneceğiz. Şimdiki taşınmanın bana kazandıracağı en önemli şey evden eski püskülerin temizlenmesi olacak.:))
Kuzu uyandı, kaçtım, mailini bekliyorum...
Sema keşke gelsen buraya mangal partisi feda olsun sana, Şule'ye demiştim ki belki yolun bu tarafalara düşer ne dersin diye, düşürürz demişti de pek bi sevindirik olmuştum sen de gel jnolur mangal mı yaparız başka şey mi bilmiyorum ama muhabettin en özelini en güzelini yapacağımız kesin, kuzuyuda merak etme benim oğlan kimn çocugu gelse bize annem rahat sohbet etsin diye saatlerce oynatıyor onları geçen gün ikizlerle canı çıktı çocuğumun onları oynatacam diye:)
mail yazdım sana , gene yazacam, özlemle kucaklıyorum
Yorum Gönder