
Mutluluğun farkında olmayan bir çocuk olarak büyüdüm. Mutsuzluğumu uzun yıllar fark etmediğim ilişkilerim oldu. Aşk, arkadaşlık, evlilik, … Çocukken şiir yazdığımı fark etmeden şiirler yazarmışım meğer. Ne kadar zamandır bilmiyorum çocukluğuma geri döndüm. Ama mutluluk çağı bittiği için artık istesem de mutlu olamam, bunu biliyorum, olsam da o ancak eski mutlu anlara özlem olarak kalır artık…. Ya da kumdan kaleler yaparsın kendine, mutlu olur, dağılınca ise sadece oturur başında günlerce ağlarsın… şarkıların hüznüne sarılır, bir iç çekişle yaralarını saklarsın… “Düşünüşümüzle yaşayışımız arasındaki zaman farkı” isimli hastalığa yakalanırsın…
Büyüdün artık koca çocuk, gökyüzünde uçurtma uçurduğun çocukluk günleri geride kaldı, umudunu açık artırmaya çıkarmaya kalkma, babana “ne olur yanımda kocaman kal” dediğinde 10 yaşındaydın, şimdi ise 35! Saçlarının düğümünü geceyarılarında çözmelisin... İclal Aydın'da 14 Eylül doğumlulardan, bakın gazetedeki köşesinde kendi doğum gününü nasıl karşıladığını anlatıyor, "Dün benim doğum günümdü.Ve ilk defa, itiraf etmeliyim ki ilk defa, yaşımı düşündüğümde canım sıkıldı. Oysa daha kederlenmek için çok vakit var gibi duruyor. Bu yaz saç rengimi değiştirdim. Hiç gezmediğim kadar gezdim. Ertelediğim seyahatlere çıktım, yeni yemekler denedim; utanmadım, dans ettim, sokaklarda yalın ayak yürüdüm, boş boş ufka baktım, yerli yersiz ağladım, gelecekten daha çok korktum...Kendi gücüme şaştım.Biraz daha kendime yakın durdum.Bu yaz şahane büyüdüm.Sonra başka şeyler de yaptım bu yaz...Tabulaştırdığım sevgi ve korkularımı sorguladım. Diğerlerinin gözünden baktım kendime. Anlamaya çalıştım herkesi...Öfkemin ucunu bıraktığımda rahat uyumaya başladığımı fark ettim bir sabah.Sanki dünya üzerindeki tek canlı topluluğu ben ve yakın çevremden ibaretmişçesine yaşadığım günler saçma ve küçük geldi gözüme.Aklımda büyüttüklerimin aslında o kadar büyük olmadıklarını anladım ve bu bir parça da hüzünlü bir gerçekti...İdollerimin zayıflıklarına şahit olmak çocuksu bir burukluk verdiyse de kalbime, çabuk geçti gitti.Arkadaşlıklarım bir sınavdan geçti arkadaşlarım bunu fark etmedi.Hiçbirine bir sitem etmediysem de gereğinden fazla yük taşımamak gerektiğine inandım sonunda." Ona katılıyorum sonuna kadar, fazla yük yüreğe ağır geliyor biliyorum...
Büyüdün artık koca çocuk, gökyüzünde uçurtma uçurduğun çocukluk günleri geride kaldı, umudunu açık artırmaya çıkarmaya kalkma, babana “ne olur yanımda kocaman kal” dediğinde 10 yaşındaydın, şimdi ise 35! Saçlarının düğümünü geceyarılarında çözmelisin... İclal Aydın'da 14 Eylül doğumlulardan, bakın gazetedeki köşesinde kendi doğum gününü nasıl karşıladığını anlatıyor, "Dün benim doğum günümdü.Ve ilk defa, itiraf etmeliyim ki ilk defa, yaşımı düşündüğümde canım sıkıldı. Oysa daha kederlenmek için çok vakit var gibi duruyor. Bu yaz saç rengimi değiştirdim. Hiç gezmediğim kadar gezdim. Ertelediğim seyahatlere çıktım, yeni yemekler denedim; utanmadım, dans ettim, sokaklarda yalın ayak yürüdüm, boş boş ufka baktım, yerli yersiz ağladım, gelecekten daha çok korktum...Kendi gücüme şaştım.Biraz daha kendime yakın durdum.Bu yaz şahane büyüdüm.Sonra başka şeyler de yaptım bu yaz...Tabulaştırdığım sevgi ve korkularımı sorguladım. Diğerlerinin gözünden baktım kendime. Anlamaya çalıştım herkesi...Öfkemin ucunu bıraktığımda rahat uyumaya başladığımı fark ettim bir sabah.Sanki dünya üzerindeki tek canlı topluluğu ben ve yakın çevremden ibaretmişçesine yaşadığım günler saçma ve küçük geldi gözüme.Aklımda büyüttüklerimin aslında o kadar büyük olmadıklarını anladım ve bu bir parça da hüzünlü bir gerçekti...İdollerimin zayıflıklarına şahit olmak çocuksu bir burukluk verdiyse de kalbime, çabuk geçti gitti.Arkadaşlıklarım bir sınavdan geçti arkadaşlarım bunu fark etmedi.Hiçbirine bir sitem etmediysem de gereğinden fazla yük taşımamak gerektiğine inandım sonunda." Ona katılıyorum sonuna kadar, fazla yük yüreğe ağır geliyor biliyorum...
Şimdi, yalnızlık bi akarsu gibi dolaşırken damarlarımda, öyle seviyorum eksik yanlarımı. Bir ırmaktan geçerken düşürüyorum hayallerimi.
Kanser hücreleri gibi büyüyüp çoğalırken yalnızlık, günahkar şehirlilerden kaçırıyorum yüzümü. Nereye baksam kalabalıkların yalnızlığını görüyorum. Çocukların yalnızlığı burkuyor içimi, kadınların yalnızlığı… Ve Can Dündar'ın dizeleri geliyor aklıma, "Dolunay Samanyolu boyunca efsunlu yıldızlar saçarak uzaklaştı.
Bakakaldım peşinden…
Ne gözümü alabildim… Ne göze alabildim…
Kanser hücreleri gibi büyüyüp çoğalırken yalnızlık, günahkar şehirlilerden kaçırıyorum yüzümü. Nereye baksam kalabalıkların yalnızlığını görüyorum. Çocukların yalnızlığı burkuyor içimi, kadınların yalnızlığı… Ve Can Dündar'ın dizeleri geliyor aklıma, "Dolunay Samanyolu boyunca efsunlu yıldızlar saçarak uzaklaştı.
Bakakaldım peşinden…
Ne gözümü alabildim… Ne göze alabildim…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder